Çocuktuk ufacıktık, belimize kemerler taktık kovboyculuk oynadık. Hayali kahramanlara karşı “degav degav, dıkşın dıkşın” yaptık. Uzun süre tek tabancaydık. Ama sonra baktık “Yüzbaşı Tommiks” iki tabancalı, biz de davrandık. İki tabancayla “hayallere” daldık.
Çocukluk günleri çok uzaklarda, çift tabancalı kahramanlar romanlarda kaldı derken geçen gece hortladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Yiğit Bulut “çift tabanca” meydanlara daldı. Hürriyet gazetesinin internet sitesinin, darbecilerin devirdiği Mısır’ın eski lideri Muhammed Mursi hakkında verilen idam kararı haberini sunuş tarzı üzerinden başlayan polemiğe balıklama atladı. Kimi AKP’liler gazetenin “yüzde 52 oy alan Cumhurbaşkanı’na idam” haberi ile Erdoğan’ı ima ettiğini düşündü. Eleştiriler başladı. Hürriyet “böyle bir düşüncelerinin olmadığını” söyleyip “Apaçık çarpıtmalarla bize niye saldırıyorsunuz?” diye Cumhurbaşkanı’na açık mektup yazdı.
Ama bu konuda “en marjinal çıkış” TRT Haber’de program yapan Yiğit Bulut’tan geldi. “İki silahım yüzlerce mermim var, ben ölmeden cumhurbaşkanına kimse dokunamaz” deyiverdi. Beştepe’den hayali “degav degav dıkşın dıkşın” sesleri geldi.
Bulut da AKP’liler de biliyor ki... Ülkede ne darbe tehdidi var ne de kimsenin sivil siyasetçilerle ilgili negatif bir hayali. Aynen Gezi sırasında Kabataş olayında olduğu gibi “gerçek olamayan mağduriyetler, sahte düşmanlar” üzerinden oy devşirilmeye çalışılıyor. Bir de emin olduğum bir konu var. Olma ihtimali yok ama böyle bir durum olsa darbecilerin karşısına siz-ben çıkıp göğüs gerip bedel öderken “bu çift tabancalılar” “ilk kaçanlar” olur.
Bulut’u ve mahallenin Şems’ini, kendi mahallelerinden Yeni Şafak yazarı Fatma Barbarosoğlu’nun dünkü yazısına havale ediyorum. Davutoğlu’nun İstanbul mitingine katılan iki yaşlı kadını izleyip bu yazıyı kaleme almış Barbarosoğlu:
Sıcak bir mayıs gününde saatlerce meydanda bekleyen, beklerken zikirmatikleri ile dua etmeye çalışan bu kadınlar ile, “yükselen değer” olarak kazananın tarafında olmak için AK Partili olan, ne kadar AK Partili olduğunu ispat etmek için absürt tivitler atan “postmodern seçmen” arasında bir geçişkenlik var mı?
Geçişkenlik olmamasına bu iki yaşlı kadının itirazı var mıdır ya da?
Galiba yükü çekenler ile zaferin nimetlerini paylaşanlar giderek farklılaştığında başlıyor hafıza kaybı.
Mustafa Halif
Son Köşe Yazıları
Beştepe’de degav degav, dıkşın dıkşın sesleri
Yazarın Son Yazıları
Yalçın Akdoğan yaptıklarına değdi mi
Yalçın Akdoğan yaptıklarına değdi mi
Devamını Oku
25.05.2016
91 kere maşallah
91 kere maşallah
Devamını Oku
22.05.2016
Bozdağ hak etti!
Bozdağ hak etti!
Devamını Oku
15.05.2016
Kırmızı odalarda ışıksızım
Kırmızı odalarda ışıksızım
Devamını Oku
03.04.2016
‘Bülo' olmak, Abdullah kalmaktan iyidir
Arınç’ın adımı, bir dönem Türkiye’nin bir bölümünün “demokrat” diye umut bağladığı Abdullah Gül’ün tüm bu yaşananlara sessiz kaldığı dönemde saygıdeğer. Demokrasinin rafa kaldırıldığı bu dönemde doğruyu söyleyerek Bülo olmak, saklanarak Abdullah kalmaktan daha iyidir.
Devamını Oku
01.02.2016
Fatih Çekirge nereye sıçrıyor?
Fatih Çekirge nereye sıçrıyor?
Devamını Oku
27.12.2015