Tünelin ucu göründü

Tünelin ucu göründü

29.01.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son birkaç yıl boyunca, Türkiye’nin karanlık bir tünele girdiğini ve tünelin ucunun görünmediğini yazıp durdum. Nihayet, tünele çiğ bir ışık düştü ve tünelin ucu göründü: derin bir uçurum!
Cumhurbaşkanlığı önderliğinde iktidar çevresi, dün itibarıyla, “Türk tipi başkanlık” sistemine geçiş sürecini resmen başlattı. “Başkanlık sistemi tartışılmalı” diyorlardı, o halde, sonuca bir faydası olmayacak ama tartışalım, belli ki daha sonra herhangi bir şeyi tartışma imkânımız büsbütün ortadan kalkacak. İktidar zihniyetinin “Türk tipi başkanlık” dediği, “üstat”larının hayalini kurduğu bir tür “Başyücelik devleti”. Nasıl bir şey olduğunu merak eden açsın okusun. Maalesef bu ülkede iki tür otoriter siyaset geleneğinin dışına çıkamadık. Bunlardan biri Jakoben modernleşme adına Kemalist otoriterlik geleneği, diğeri ona tepki olarak gelişen sağmilliyetçi- muhafazakâr-İslamcı otoriter gelenektir.
İlki, tek parti dönemi çerçevesinde, “Cumhuriyet Devrimi”ni gerçekleştirmek üzere, astı, kesti, susturdu, bastırdı, sindirdi. Sonra, “Moskof korkusu” ile apar topar Batı ittifakına girmek üzere, çok partili hayata geçildi. Bu koşullar altında iktidar olan Demokrat Parti, ikinci bir “tek parti yönetimi” kurmaya girişti, ama statükonun eski bekçileri henüz gücünü kaybetmemişti, askerleri duruma el koydu, utanç verici bir darbe süreci ile siyasal sistem iyice dejenere oldu. Sonuçta, dikiş bir türlü tutmadı, işin ucu 12 Eylül askeri rejimine vardı. Ardından, demokratikleşme adına ne varsa ters tepmeler ile karşılaştı. Kısacası, geldiğimiz nokta ikinci, yani “sağ otoriter siyaset geleneği”nin en çiğ hali ile iktidar olması.

Türk tipi başkanlık
Türk tipi başkanlık” sisteminin ne olduğunu kavramak için, sağ otoriter geleneğin geçmişine ve zihniyet dünyasına göz atın yeter. Maalesef, bu ülkede Kemalist otoriterlik anlayışının karşısında, özgürlükçü, demokratik bir itiraz birikimi yaşanamadı. Sağ siyaset geleneği, özgürlükler, demokrasi, hukuk düzeni fikriyatı üzerinde inşa edilmekten çok uzak bir mecradan beslendi. İtiraz değil, maslahat; eleştiri değil husumet; haysiyetli bir isyan değil, eziklik ve aşağılık kompleksi; bunun sonucu olan pusuya yatmacılık, intikamcılık, kontrolsüz öfke ve en çok küfredenin yürekleri en çok soğuttuğu bir seviyesizlik, yetersizlik, edep adap yoksunluğu ve bitmez tükenmez bir hırçınlık, en kötüsü tüm bunların mecmuasını “dava” sanmak, özetle “zavallılık”, kısaca “acınacak hal”.

Baskıcı siyaset
Tam da bu nedenle, sağ siyasi gelenek, seküler olmayan bir devlet ve muhafazakârdindar- milliyetçi bir baskıcı siyaset hayali, bir intikam hırsının ötesine gidemedi, siyaset oyunu bu amaca ulaşmak için güç devşirme macerasından ibaret oldu. Şimdi, Cumhuriyet devriminin hayata geçmesi için, ne yol tutulduysa, “2002 Devrimi” ile “Yeni Türkiye”nin hayata geçirilmesi için benzer şeyler yapılacak. Değişen tek şey, “Tek devlet, tek millet” formülündeki “devlet” ve “millet” kavramlarının mahiyetinin değişmesi olacak.
Devlet yine başat ve ceberut ama bu kez İslami iddia ve dayatma içinde, “millet” yine türdeş, organik bir bütün olacak, ama makbul vatandaş laik, Batılı ve milliyetçi değil, bu kez dindar ve milliyetçi olacak. Bu rejim de gık diyeni “düşman” ilan edecek ve hukuku kendine uydurup cezalandıracak, zaten halihazırda yaptıkları bu ve daha da yapacakları hakkında yeterince fikir veriyor. Hiçbir otoriter rejim, kapıkulu, dalkavuk, soytarı kadrosunda sıkıntı çekmez. Eski tipin yerini, daha kalabalık olan yenisi çoktan almış vaziyette, ama yarış daha da hızlanacak, hayal etmesi zor ama düzey daha da düşecek.
Türk tipi Anayasa”nın hukuki temelini oluşturduğu “Türk tipi Başkanlık” ile yeni bir “devrim” ve “devrim hukuku” hayata geçecek, Cumhurbaşkanı bunu açıkça söylüyor, dün itibarıyla, fiiliyatta işleyen süreci resmen başlatmış oldu. Ben, kendi hesabıma bu gidişi tam bir kâbus senaryosu olarak görüyorum; özgürlük, demokrasi, hak, hukuk derdi olan herkes için benzer bir durum söz konusu. Bizim gibiler hiçbir devirde makbul vatandaş olmadı, gerisini “aklı başında muhafazakârlar” düşünsün, onlar için hayat daha zor olacak.  

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017