Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

13.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin 2026/114 sayılı kararı, bu gerilimi çözmekten ziyade, onu tek taraflı bir doğrultuda donduran bir yargısal akıl yürütmenin örneğini sunmaktadır. 

Mahkeme, davaya konu yatay geçiş işlemini ve buna bağlı olarak elde edilen mezuniyet ve diplomayı, “yokluk” ve “açık hata” kavramları üzerinden geçmişe yürür biçimde hükümsüz sayarken karar gerekçesinin ağırlık merkezini işlemin tesis edildiği dönemin normatif koşullarından ziyade, sonradan inşa edilmiş bir tanıma ve tanınmama rejimine yaslamaktadır. Bu tercih, ilk bakışta hukuk tekniği içinde meşru görünebilir ancak yakından incelendiğinde ciddi metodolojik sorunlar üretmektedir. 

NORMATİF ZAMAN KAYMASI SORUNU 

Mahkeme kararının temel dayanaklarından biri, Girne Amerikan Üniversitesi’nin (o dönemki adıyla University College of Northern Cyprus) Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmadığı yönündeki değerlendirmedir. Ne var ki bu değerlendirme, 1991 ve 1992 tarihli YÖK kararlarına atıfla yapılmaktadır. Oysa dava konusu yatay geçiş işlemi 1990 yılında tesis edilmiştir. 

Burada gözden kaçırılan – ya da bilinçli olarak arka plana itilen– nokta şudur: Bir idari işlemin hukuka uygunluğu, tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mevzuat ve idari uygulamalar çerçevesinde değerlendirilir. Sonraki yıllarda oluşan tanıma rejimleri, geçmişteki işlemleri otomatik olarak “yok” kılmaz. Aksi kabul, idare hukukunda zamanın hukuki işlevini anlamsızlaştırır. 

Mahkemenin bu noktadaki yaklaşımı, hukuki denetimi önceden (ex ante) olmaktan çıkarıp sonradan (ex post) normatif yeniden yazıma dönüştürmektedir. 

‘AÇIK HATA’ KAVRAMININ AŞIRI GENİŞLETİLMESİ 

Kararda “açık hata”, öğretide ve Danıştay içtihadında tanımlandığı biçimiyle; ilk bakışta fark edilebilir, yoruma ihtiyaç göstermeyen, herkesçe anlaşılabilir bir hukuki yanılgı olarak ele alınmaktadır. Ancak somut olayda söz konusu olan hususlar -kontenjan hesapları, yabancı üniversitelerin statüsü, yönetmelik değişiklikleri, fakülte–üniversite yetki ayrımı- hukuk tekniği açısından son derece karmaşık ve uzun süre tartışılmaya elverişli meselelerdir. 

Bu bağlamda şu soru kaçınılmazdır: 35 yıl boyunca idare, üniversite ve yargı organları tarafından fark edilmemiş bir hukuki durum, nasıl olur da “derhal fark edilebilir açık hata” sayılabilir? 

“Açık hata” kavramının bu derece genişletilmesi, onu istisna olmaktan çıkarıp idarenin geçmişi sürekli revize edebileceği bir anahtar kavrama dönüştürme riski taşımaktadır. 

İYİ NİYETİN ÇÜRÜTÜLMESİ 

Mahkeme, davacının iyi niyetli olmadığı sonucuna, esasen kurumsal işlemlerdeki usulsüzlüklerin yaygınlığı üzerinden ulaşmaktadır. Öğrenci kütüğündeki kayıtlar, diğer öğrencilerin de benzer biçimde işlem görmüş olması, idarenin sistematik hatalarıbütün bunlar, bireysel kastın kanıtı olarak kabul edilmektedir. 

Oysa idare hukukunun yerleşik ilkesi şudur: İdarenin kusuru, kural olarak bireyin aleyhine yorumlanamaz. 

Davacının sahte belge sunduğu, gerçekdışı beyanda bulunduğu ya da idareyi aktif biçimde yanılttığı yönünde doğrudan ve kişisel bir tespit yapılmaksızın, iyi niyetin ortadan kaldırılması; hukuki sorumluluğu kurumsal düzeyden bireysel düzeye keyfi biçimde kaydırmaktadır. 

HUKUKİ GÜVENLİĞİN RETORİĞE İNDİRGENMESİ 

Karar metni, hukuki güvenlik ilkesine ilişkin doktrinel ve içtihadi atıflar bakımından son derece zengindir. Ancak bu zenginlik, uygulamada aynı ölçüde karşılık bulmamaktadır. Hukuki güvenlik, kararın dilinde yüceltilirken sonuç kısmında işlevsizleştirilmektedir. 

35 yıl boyunca geçerli sayılmış bir diplomanın, hiçbir ceza soruşturması, hiçbir sahtecilik tespiti olmaksızın iptal edilmesi; hukuki güvenliğin sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de aşınmasına yol açar. Çünkü bu yaklaşım, geçmişte alınmış tüm idari kararları süresiz bir belirsizlik alanına iter. 

AMACI İLE ARACIN YER DEĞİŞTİRMESİ 

Mahkeme, hukuka aykırı biçimde elde edilen “faydanın” geçersiz kılınmasını meşru bir amaç olarak ortaya koymaktadır. Ancak burada kritik soru şudur: Hukuk, her maddi veya biçimsel aykırılığı mutlak tasfiye etmek için mi vardır; yoksa toplumsal istikrarı ve bireyin devlete olan güvenini korumak için mi? 

Bu karar, hukuku bir düzeltme makinesi gibi çalıştırmakta; fakat hukukun sosyal sonuçlarını, bireysel hayatlar üzerindeki yıkıcı etkilerini ikincil görmektedir. Oysa modern idare hukukunda, hukuka uygunluk ile ölçülülük birlikte düşünülmek zorundadır. 

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin bu kararı, teknik açıdan güçlü bir doktrin ve içtihat derlemesine dayanıyor görünse de hukuki zaman, iyi niyet ve güvenlik ilkeleri bakımından ciddi bir düşünsel daralma sergilemektedir. Karar, idarenin geçmişteki sistematik hatalarını bireye yüklerken hukukun koruyucu değil, geriye dönük tasfiye edici bir enstrümana dönüşmesine yol açmaktadır. 

Bu yönüyle karar, yalnızca bir diploma iptali meselesi değil; Türkiye’de idare hukukunun hangi yöne evrileceğine ilişkin kaygı verici bir işaret olarak okunmalıdır.

Tarihçi, Danıştay Onursal Üyesi Abdullah Dörtlemez

İlgili Konular: #Hukuk

Yazarın Son Yazıları

Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026