Aylan’ın katili kim?

04 Eylül 2015 Cuma

IŞİD vahşetinden kaçan 3 yaşındaki Aylan bebeğin umuda yolculukta Bodrum sahillerine vuran cansız bedeni, dünyayı sarstı.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde hazırlanıp, savaştan kaçarken öldürülen masum bir çoçuk.
Gazeteler, televizyonlar “öldü” diyor Aylan’a.
Hayır... Asla denizde ölmedi, öldürüldü.
Boğdunuz onu gecenin karanlığında, Ege’nin merhametli sularında.
Yürekleri dağlayan, üzen, gözyaşı döktüren, isyan ettiren fotoğraflar, insanlık tarihine kara bir lekedir artık.
Gerçekte o çocuk değil, kıyıya vuran, insanlıktır.
ABD’nin Vietnam Savaşı’nda Napalm bombasıyla kavrulan kız Kim Phuck gibi dünya çocuğudur Aylan.
İnsanlığın utancı, vahşetin fotoğrafıdır...
Masum, tertemiz bir çocuğun soluğunu kesen kim, sorumlular nerede, katilin kimliği ne?
Tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de baskıcı bir rejime, sözüm ona demokrasi ve özgürlük adına son vermeye çalışanlar değil mi?
On binlerce insanın kanına girenler, şimdi çıkmış üzülüyor, sahte gözyaşları döküyor.
Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını, enerji yollarını sahiplenmek isteyenler değil mi onlar?
Yüz binlerin ölümüne, evsiz barksız kalmasına, topraklarını terk etmesine neden olanlar belli, kimlikleri ortada.
Derme çatma tekneleri, botları, topraklarımıza ayak basmasın diye devirenler, delenler, patlatanlar kimliklerini gizleyemez.
IŞİD denen vahşeti yaratanlar onlar, besleyen, büyüten ve sonunda savaşan onlar.
Aylan bebeğin katili emperyalizmdir, küresel egemenler ve işbirlikçileridir.
Şimdi kendi yarattıkları canavar başlarına bela oldu.
Yüz binlerce mülteci Batı’nın kapılarını zorluyor.
İyi oluyor...

***

Bu ne yüzsüzlük, bu ne pervasızlık. Hesap vermesi gereken işbirlikçiler, bugünkü vahşetin mimarları, kalkmış sıkılmadan “Bu yavrunun hesabını tüm insanlık vermeyecek mi” diye soruyor.
Hangi yüzle?
Sorun mülteci sorunu değil, egemenlerin açmazıdır.
Kıyıya vuran insanlıktır.
Şimdi Aylan bebeğin ardından, yıllar önce barış diye haykıran Egeli şair Yannis Ritsos’a kulak vermenin zamanı:

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış.

Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır uyanan çocuk önünde.
Başaklar birbirlerine eğilip “İşte, ışık, ışık, ışık!” dedikleri
ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır

İnsanların sıkışan elleridir barış
dünyanın masasındaki ekmektir
gülümsemesidir annenin.
Budur yalnızca.
Başka bir şey değildir barış.

Kardeşlerim,
barış içinde derin derin soluk alıyor
tüm dünya bütün düşleriyle.
Verin elinizi kardeşlerim,
işte budur barış...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015