Bedelsiz özgürlük yok!..

02 Ekim 2015 Cuma

Her sabah şehit cenazeleri, terör saldırıları, gencecik insanların öldürülmesi, basın özgürlüğü ihlalleriyle uyanan bir ülkenin hali nasıl tanımlanır?
Valilere, kaymakamlara “PKK’ye operasyon yapılmayacak” talimatları yağdırılırken...
Terör örgütleri, kafileler halinde asker, polis güvenlik güçlerinin önünde ellerini kollarını sallayıp geçerken...
7 Haziran’a kadar kurtarılmış bölgeler, semtler ve mahalleler kuran, yolları kesen, vergi salan, kimlik kontrolü yapan, terör örgütüne yol verirken...
Oslo’da, Dolmabahçe’de görüşmeler...
Bu ne pişkinlik?
Süreç içinde “meğerse onlar silahlanıyormuş, yollara patlayıcılar gömülüyormuş” benzeri abuk sabuk açıklamalarla karşılaşırken...
Sonra...
Aynı anda hem “terörün belini kırdık” deyip, hem de seçim güvenliği nedeniyle sandıkların taşınması çabaları...

***

Özal hiç olmazsa “Anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz” demişti.
Siz, kalbura çevirdiniz.
Haksız, hukuksuz, çok ciddi, aynı zamanda çok komik ve gülünç, saçma sapan, aciz, baskıcı, ötekileştirici ve zavallı düzeniniz!
Ülke öyle bir ayrıştı ki, öyle bir karıştı ki sorma gitsin!
Ne diyelim?
Bahaneleriniz, açıklamalarınız karşısında “Güldürmeyin bizi” dedik olmadı.
“Aklımızla alay etmeyin” dedik, kesmedi...
Çuvalladınız...
Ekonomi, terör, hukuk, dış ilişkiler; tepeden tırnağa tel tel dökülüyor düzen.
İnandırıcılığınız kalmadı, güven desen hikâye...
Bir öyle, bir böyle, dün başka, bugün başka; “çevir kazı yanmasın çevir, devir bu devir.”
Sürekli çark, sürekli “kandırıldık” bahaneleri.
Yönetememe sancılarıdır bunlar.
Kendi söylediğine bile inanmadığını yansıtan yüz ifadeleri, beden dili...
Senden olur körebe... Önün arkan, sağın solun sobe...

***

Kendinizden olmayanları terörist ilan etmeye kadar varırken...
Gazetelere saldırılar, hedef gösterdiğiniz gazetecilere dayak, vurma ve kırmalar, açılan davalar, susturma, gözdağı, korkutma çabaları gün gibi ortadayken...
“Batı”daki her buluşmada, sorularla karşılaşınca “Türkiye’de basın özgürlüğü sorunu yok” derken...
Önce sizinle tartıştılar. Sonra, şaşkınlığın ardından, aval aval baktılar.
Ya şimdi?
Acı acı gülümsemeler!
İtibar yerlerde.

***

Bugün basına yönelik saldırılar, sorumluları ve hedef gösterenler apaçık ortadayken mağdurlardan bazıları, hâlâ karnından konuşuyor!
Zulmün adını dillendirmiyor.
İktidar, cemaat işbirliğiyle oluşturulan dünkü kumpaslarda, akıl almaz hukuksuzluklarda, zırva davalarda, insanlar sabah yataklarından kaldırılıp tutuklanırken, hapiste çürütülürken, yaratılan korku imparatorluğuna boyun eğersen, susup, seyredersen bugün karnından konuşursun.
Mücadele etmeden, bedelsiz özgürlük yok.
Korkuyorsan gazeteci olamazsın, gazeteciysen korkmazsın...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015