Oyunu bozmak gerek

11 Eylül 2015 Cuma

Küresel güçlerin Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma projesinde sıra Türkiye’ye mi geldi?
Batı’nın, Irak’ın işgaliyle başlayan, Arap baharıyla sürdürülen; Mısır’ı yapılandıran, Suriye’yi fiilen bölen planında ülkemizi ne bekliyor?
Türk-Kürt çatışmasıyla yıllardır başaramadıkları bir sürecin kapısı mı aralandı?
İç savaşa mı sürükleniyoruz?
Emperyalizmin bölgemizdeki sınırları yeniden çizme planı ve somut sonuçları ortada.
NATO karargâhlarında asılan, içinde Türkiye’nin de yer aldığı haritaları anımsayın.
Emperyalizmin, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda aldığı yenilgiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan başlayıp, yıllardır rövanş peşinde koşanların kotardığı 12 Eylül darbesine kadar işi geriye götürebiliriz...
Faşist darbenin ardından bir yanda siyasal İslamcılığın, diğer yandan etnik ayrımcılığın nasıl yükseltildiğini, nasıl desteklendiğini unutmayalım.
Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, yüz binlerin ölümü, yaralanması, kan ve gözyaşı, Aylan bebeğin kıyıya vuran minik bedeni, hepsi sözüm ona despot yönetimleri değiştirip, özgürlük ve demokrasiyi getirme adına yaşanmadı mı?

***

PKK terörü, şehitler, Türk ve Kürt gençlerinin öldürülmesi, anaların acılara boğulması çoktan iç sorun olmaktan çıktı. Mesele artık Batılı ellerin de devrede olduğu bölgesel ve küresel bir sorundur.
PKK’yi bir yandan terör örgütü kabul edip, diğer yandan desteklerken, PYD işbirliğinde somut olarak ortaya çıktığı gibi, müttefik ilişkisine giren Batı’nın rolü anlaşılmalıdır.
Emperyalist politikaların yarattığı cephede yer alıp, zaman içinde birbirleriyle çatışsalar da yaptıkları ortaklık ve işbirliği açıktır.
AKP iktidarını kimler kurdu, paralel yapıyı kimler sahaya sürdü, PKK terörünü dolaylı dolaysız kimler destekliyor, bellidir.
Görülmedik tezgâhlarla, kumpaslarla Cumhuriyet’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün, devrimlerin tasfiyesinde ortaklık edenlerin arkasında o güçler var.
Bu gerçeği algılamadan yaşadığımız sorunları aşmanın yöntemi yok...

***

Halkın bilmediği bir çözüm süreciyle bir dönemi atlatıp şimdi çatışmanın ve terörün tırmanışıyla ulusça acı çekiyoruz.
Dört bir yanımız ölüm, kan ve yangın yeri. İktidar sahipleri, saraydan vilayet konaklarına kadar “meğerse silahlanmışlar, örgütlenmişler, kandırıldık...” bahanesine sığınıyor.
Bu süreçte iktidar koltuklarında siz oturmuyor muydunuz?
Süreci birlikte götürenler siz değil miydiniz?
O mayınlar yollara döşenirken, kentler silahlandırılırken, uçaksavarlar dağbaşlarına yerleştirilirken, militanlar devşirilirken, uykuda mıydınız?

***

“Kandırıldık” gerekçesine inanmak, saflık olur. Oyunun başka bir perdesi sahneleniyor bugün.
Şimdi tutmuş hâlâ “Kemalist ırkçı uygulamaların sonucu” diyor bazı köşeler.
Cumhuriyet, olağanüstü bir mücadeleyle Türk, Kürt, Laz alt kimlikleri farklı, bütün Anadolu’nun elbirliğiyle, emperyalizme tarihin en büyük darbesini vurarak kuruldu.
Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ayrımcı değil, birleştiriciydi. Daha sonra erozyona uğratıldı.
Bugün iktidarın ayrımcı politikaları çatışma sürecine evriliyor.
Çözüm, emperyalizmin coğrafyamızda sahaya sürdüğü ve desteklediği etnik ayrımcı, dinci, mezhepçi, bölücü planlarına karşı çıkmaktan geçiyor.
Savaşı değil, barışı yükseltmekten, oyunu bozmaktan geçiyor.
Teröre karşı açık bir tutum, kardeş kavgasına tavır almak gerekiyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015