Türkiye Avrupa’ya Yöneliyor

11 Eylül 2014 Perşembe

Hükümet yetkililerinin ABD’nin çağrısı üzerine IŞİD’e karşı kurulacak uluslararası koalisyona girip girmemeyi tartıştığı saatlerde, Ankara’da ilginç bir sunum yapıldı. German Marshall Fund (GMF) tarafından her yıl yapılan Transatlantik Eğilimler Araştırması’nın Türkiye ile ilgili bölümünün sonuçları bürokratlara, yabancı büyükelçilere ve basına açıklandı. GMF Türkiye Temsilcisi Özgür Ünlühisarcıklı tarafından açıklanan sonuçlar çarpıcı bir eğilimi göstermesi açısından önem taşıyor.
1. Halk güvenlik endişesi taşıyor: Türk halkı öteden beri NATO’yu sevmez. NATO üyeleri arasında ittifaka en düşük destek hep Türkiye’den çıkar. Bu yıl da bu çok değişmemiş. Ancak, her yıl yöneltilen “NATO Türkiye’nin güvenliği için gerekli bir kurum mudur” sorusuna verilen yanıt, Türk halkının artan güvenlik kaygılarını göstermesi açısından önemli.
2010 yılında “NATO güvenliğimiz için gereklidir” diyenlerin oranı yüzde 50’ler seviyesinden yüzde 30’lara düşmüştü. Ünlühisarcıklı bunu, o dönem ‘sıfır sorun’ ve ‘komşularla yakınlaşma’ diye anlatılan politikaların yarattığı “bölgede güvenlik riski bulunmadığı algısına” bağlıyor. Bu yüzden de kamuoyu bir ‘teminat’ arayışına girmiyor.
Ancak Ünlühisarcıklı’nın da söylediği gibi önce Suriye, ardından son dönemde Ukrayna’da yaşananlar ve bunların Türkiye’deki günlük yaşama olumsuz yansımaları, halkın kafasında yeniden ‘güvenlik riski’ algısı yaratmış durumda. Nitekim 2013’te ‘NATO gerekli’ diyenlerin oranı yüzde 39’a çıktı. Bu yıl ise geçen yıla oranla 10 puan daha artarak yüzde 49’a ulaştı. Dört yıl önce halkın üçte ikisi ‘Ne gerek var NATO’ya’ derken, bugün halkın yarısının aklına güvenlik risklerine karşı tek çare olarak NATO geliyor.
Merak edip GMF yetkililerine sorduk. Araştırma, IŞİD tehdidi Türkiye ve dünyanın gündemine oturmadan hemen önce tamamlanmış. Yani bugün yapılmış olsa, halkın ‘güvensizlik’ hissi çok daha yüksek olacak.
2. Avrupa’ya ilgi artıyor: GMF araştırmasının ortaya koyduğu bir başka sonuç da halkın AB’ye ilginin olağanüstü artması. Yüzde 30’lardan yüzde 50’ye çıkmış durumda. Ortadoğu ve Kafkaslar’da kendimize güvendiğimiz, ‘Schengen yoksa Şamgen var’, ‘Şanghay Örgütü’ne gireriz haa!’ dediğimiz dönemler geride kalmış gözüküyor. Ünlühisarcıklı, kamuoyundaki AB ilgisini, “Türkiye’nin Avrupalı olmayan komşularındaki problemlere” bağlıyor. Ayrıca Fransa’dan ve Almanya’dan gelen ‘negatif’ mesajların azalmasının da bunda etkisi olduğu belirtiliyor.
3. Hükümet karşıtlarının ilgisi arttı: Araştırmada vurgulanan üçüncü bir husus ise Türkiye’de AKP hükümetini desteklemeyen kesimlerde AB’ye yönelik ilginin çok büyük oranda artmış olması. Ünlühisarcıklı bunu özellikle Gezi Parkı protestoları sürecinde ve sonrasında AB’den gelen ‘Demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti’ taleplerinin yarattığı etkiye bağlıyor. Avrupa’dan Türkiye’ye yönelik eleştirilerin içeriğindeki farklılık da kamuoyunu etkilemiş gözüküyor. Eskiden “Türkiye hiçbir zaman Avrupalı olamaz” denirken artık Gezi Parkı örneğinde ve 17 Aralık sürecinde gördüğümüz gibi, hak ve özgürlükler, hukuk devleti gibi noktalarda spesifik uyarı ve talepler geliyor. Bu tutum geçmişte AB’ye buruk olan kesimlerde de bir umut ışığı yaratıyor.
GMF araştırmasının bize göre en önemli sonucu şu:
Türkiye’de yeniden AB sürecine bir ilgi söz konusu. Kamuoyu yüzünü yeniden Batı’ya dönmüş durumda.
İktidar ve muhalefetin bunu çok iyi değerlendirmesinde fayda var...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015