Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Padişah Vahdettin olayı: Yalanlar, saptırmalar, pespayelikler

26 Ocak 2019 Cumartesi

Kimileri de o derece ileriye gider ki, onun Mustafa Kemal’i Anadolu’ya özel görevle gönderdiğini ileriye sürerler. Bunlar öteden beri halifeciler, ikinci cumhuriyetçiler, Osmanlıcılar tarafından ileri sürülmektedir. Ve anlaşılıyor ki bundan sonra da bu yanlış ve yalan iddialar devam edecektir.
Bu konuda en son gelişme Türk Tarih Kurumu’nun 2014 yılında yaptırdığı ve tekrardan ortaya çıkan bir film... Yandaki haberden de anlaşıldığı gibi yine eski söylem; Vahdettin, Mustafa Kemal’i Anadolu’ya göndermiş oluyor.

Bunun nedeni?
Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya gönderilişi ile ilgili esas konu şudur: Yunanistan, Doğu Karadeniz’de bir Pontus Devleti kurma çalışmalarına girişmişti.
4 Mart 1919’da yayına başlayan Pontus adlı gazetenin kışkırtıcı yayınları da yerli Rumların taşkınlıklarını artırmıştı.

Çetecilik yaygınlaşmıştı. Bölgede güvenlik sarsılmıştı. Rum çeteciler, yerel halka saldırıyorlardı. Bölgedeki yerel halk da kendi öz savunmaları için örgütlenmişlerdi.
İşgalci İngilizler, bu bölgedeki iç düzenin bozulmasından tedirgin oluyorlardı. Rum çeteleri saldırılarını sürdürdükleri halde, Türklerin öz savunmalarını bir çetecilik olarak öne çıkarıyorlardı. İstanbul’daki hükümete bir nota verdiler ve “eğer siz bu saldırıları ve düzensizliği durdurmakta aciz iseniz, görevi biz üzerimize alacağız” diye tehdit ettiler.

İstanbul hükümeti süregelen bu İngiliz şikâyetleri karşısında, Samsun yöresindeki durumu yerinde inceleterek gerekli önlemlerin alınmasına karar verdi. Amaç İngilizleri yatıştırmak, öte yandan bölgede asayişi sağlamaktı. Bunun için bölgeye güvenilir ve yetenekli bir generalin gönderilmesi uygun görüldü. Bu general seçilirken özellikle İngilizlerin üç kırmızı çizgisine dikkat edildi.
1- Seçilecek komutan İttihatçı ve Enverci olmayacaktı.
2- Seçilecek komutan Alman yanlısı olmayacaktı.
3- Bu komutan hiçbir biçimde “Ermeni Tehciri” olayına karışmamış olacaktı.
Mustafa Kemal’in durumu bu üç kritere de uyuyordu ve sonunda 9. Ordu Müfettişi olarak bu bölgeye gönderilmesine karar verildi.

Yetkiler nasıl verildi?
Mustafa Kemal Samsun’a giderken kendisine verilen yetki kararnamesi gerçekten geniş ve güçlüdür. Ancak bu yetki kararnamesini o sırada Genelkurmay 2. Başkanı olan Diyarbakırlı Kazım İnanç Paşa ile birlikte Mustafa Kemal bizzat hazırlamıştır. Bu gerçeği 2008 yılında 1. baskısı yapılan “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay” kitabımda belgelere dayanarak gösterdim. O günden bugüne bu belgelere karşı çıkan ya da bu belgeleri çürüten hiçbir yazar ya da yayın ortaya çıkmamıştır. Mustafa Kemal yetkilerini özellikle geniş tutmuş ve Anadolu’daki tüm kolordulara talimat verme yetkisini almıştır. Bu yetki kararnamesi de o sırada Harbiye Bakanı olan Gürcü Şakir Paşa tarafından onaylanmıştır. Bu yetkinin verilmesinde başka kimsenin etkisi yoktur.

Konumu ve düşünce yapısı
Osmanlı’nın son padişahı Vahdettin, hiçbir zaman Anadolu’da milli bir örgüt kurulmasını düşünmemişti. Vahdettin’in düşünce yapısı ve kapasitesi böylesi bir planı düşünmesine engeldi. Öncelikle Vahdettin anti-emperyalist değildi. Anti-emperyalist olmayan bir Padişah milli kuvvetleri teşkilatlandırmak düşüncesini aklından bile geçiremezdi. Kaldı ki, Vahdettin kesin olarak İngiliz yanlısıydı.

İngiliz yanlısı Vahdettin...
İngilizlerin İstanbul’u 13 Kasım 1918’de işgalinden sonra, Vahdettin İngiliz The Daily Mail gazetesine “En fazla İngiliz milletinin hoşuma gitmesi, ona hayranlığım babamdan bana miras kalmıştır” diye açıklama yapmıştı. (Daily Mail 24 Kasım 1918)

Vahdettin’in İngilizlere nasıl yanaştığının işte en çarpıcı belgesi: İngilizlerin İstanbul’u işgalinden iki ay sonra 10 Ocak 1919 günü İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’nin Londra’ya gönderdiği raporunda şunları yazıyor: “Padişah, bütün umudunu İngiltere’ye bağladı. Her istediğimizi tutuklayıp cezalandırmaya razı. Halifelik makamında kalabilmesi için kendisine İngiliz hükümetinin yardım edip etmeyeceğini soruyor. Yüksek Komiserlikten gelecek işarete göre harekete edeceğini söylüyor.”(Bilal Şimşir, İngiliz Belgeleri, C.2 S.36., İngiliz Gizli Belge No: F0/4172-13592)

Safsata
Şimdi Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gönderiliş safsatasını çürütecek kanıtları tarih sırasıyla belirtelim.
1- 8 Haziran 1919: İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Londra’ya rapor yazarak “Anadolu’da karışıklık çıkaranların başını Mustafa Kemal çekiyor” dedi. Aynı gün Harbiye Bakanı Şevket Turgut Paşa, bir telgraf göndererek Mustafa Kemal’in acele İstanbul’a dönmesini istedi.
Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçeli sadece 19 gün olmuştu.
2- 11 Haziran 1919: Mustafa Kemal, kendisinin geriye çağrılışının sebebini Genelkurmay Başkanı’ndan sordu. Genelkurmay Başkanı Cevat Çobanlı Paşa şifreli bir telgrafla “İngilizler istedi” diye yanıt verdi.

Padişah’ın tutumu sınanıyor
3- Aynı gün Mustafa Kemal, Padişah Vahdettin’e gönderdiği telgrafta İngilizlerin emrindeki kişilerin kendisini İstanbul’a çağırdığını belirtti ve “Sizi son ziyaretimde, millet beni ve kendini inşallah kurtarır demiştiniz. Şimdi görüyorum ki, millet baştan aşağıya uyanıktır, bağımsızlık için kuvvetli bir inançla donanmıştır. Beni geri çağırıyorlar, konuya müdahale edin” dedi.
Padişah, Mustafa Kemal’in bu telgrafına cevap vermedi.
4- 21-22 Haziran 1919: Amasya Bildirisi yayımlandı, “Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını, gene milletin kesin karar ve direnişi kurtaracaktır. Her ilden 3 kişi seçilerek Sivas’a gönderilecek ve milli bir kongre toplanacaktır” deniliyordu.
5- Ertesi gün 23 Haziran 1919: Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal’i görevinden azletti, bütün illere “Mustafa Kemal’in hiçbir resmi sıfatı kalmamış olduğundan, bildiri ve emirlerinin resmi nitelik taşımadığını ve emirlerine uyulmamasını” istedi. Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçeli henüz 34 gün olmuştur. Mustafa Kemal, hükümete verdiği yanıtta, kendisinin “Padişah iradesiyle göreve atandığını, kendisini görevden almaya ancak Padişah’ın yetkili olduğunu, bu nedenle hükümetin bu kararını tanımadığını” bildirdi.
6- 23 Haziran 1919: İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Londra’da Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği telgrafta Mustafa Kemal’in görevden alındığını bildirdi ve şunları yazdı: “Mustafa Kemal iyi niyetle görevine atanmıştı. Samsun’a varışından beri kendisini, milliyetçi akımın merkezi haline getirmiştir.”
7- 3 Temmuz 1919: Mustafa Kemal ve beraberindeki heyet Erzurum’a geldi, kendisini halk ve Kazım Karabekir Paşa karşıladı.

8- 5 Temmuz 1919: Harbiye Bakanı Ali Ferit Paşa, telgraf başında Mustafa Kemal’le görüştü. Mustafa Kemal’i Padişah adına İstanbul’a çağırdı, kendisinin tutuklanmayacağına dair güvence verdi.
Mustafa Kemal, kendisini İstanbul’a çağıran Harbiye Bakanı’na İstanbul’a geri dönmeyeceğini bildirdi ve telgrafında “İngilizlerin kendisini tutuklamayacakları yolunda verdikleri güvenceye inanmanın saflık olduğunu” belirtti.

7-8 Temmuz 1919: Mustafa Kemal gece Saray’dan gelen istemle telgraf başına çağrıldı. Padişah adına konuşan Harbiye Bakanı Ferit Paşa, önce “Padişah’ın selam-ı şahanelerini” tebliğ etti. Padişah’ın Mustafa Kemal’i İstanbul’a beklediğini belirtti. Yanıt veren Mustafa Kemal Erzurum’dan ayrılmayacağını yineledi. Bunun üzerine, Padişah’ın kendisini görevden aldığı tebliğ edildi. Bu görevden alma, hemen Osmanlı Devleti’nin resmi gazetesi Takvimi Vekayi’de yayımlandı. Aynen şöyledir: 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa’nın memuriyetine hitam verilmiştir. İşbu irade-i seniye icrasına Harbiye Nazırı memurdur.” İmzalar, Harbiye Nazırı Ferit, Sadrazam Vekili Şeyhülislam Sabri, Padişah Mehmet Vahidettin.

50. gün: Hani Mustafa Kemal’i Vahdettin göndermişti?
Yukarıdaki günlük, 19 Mayıs ve 8 Temmuz 1919 tarihleri arasındaki tam 50 günü kapsar. Kimi yazarlara göre Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal’i bilerek Anadolu’ya göndermişti. Anadolu’da bir örgüt kurmasını istiyordu. Hatta cebine para da koymuştu. Pekiyi, neden 50 gün sonra kendi imzasıyla Mustafa Kemal’i görevden aldı?
Padişah hem Anadolu’ya gönderiyor, hem de görevden alıyor. Bu nasıl bir göndermedir?

İdam kararına ne demeli?
Bu da yetmedi, İstanbul Divanı Harbi, Mustafa Kemal’i yokluğunda yargıladı ve onun hakkında idam kararı verdi. Padişah Vahdettin de bu kararı 24 Mayıs 1920’de onayladı.
Nasıl oluyor da, Anadolu’yu örgütlemesi için Padişah’ın gönderdiğini iddia ettikleri Mustafa Kemal’in idam kararını Padişah onaylamıştır? Bu saflık değil midir? Bu yayınlar, işgalcilerle birlik olmuş, İngilizlere manda önermiş, Millet Meclisi’ne karşı gelmiş ve ihanet etmiş bir kişiyi korumak, Vahdettin’i kollamak için gerçekleri tersyüz etmek değil midir?

Bunlar yalandır
Vahdettin, Milli Mücadele’yi örgütlemek için Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderdi diyenler, tarihi çarpıtıyorlar. Son yıllarda bu pespaye yalanlar ileri sürülüyor. Bu yalanları ortaya atanlar İngiliz işbirlikçilerinden daha haysiyetli değildir. Bunlar destansı Milli Mücadele’yi tersine çevirmeye çalışıyorlar.
Yapılan iş, tarihi tersine çevirmektir, yalancılıktır, pespayeliktir. Milli Mücadele’yi saptıranlara ve bu yalanlara verilecek cevabımız çoktur.

SKANDAL BELGESEL YENİDEN GÜNDEMDE

Türk Tarih Kurumu 2014 yılında “Vahdettin Ayrılış” adlı bir kısa belgesel hazırlamış, bu belgeselde Vahdettin Milli Mücadele’yi başlatan ve Mustafa Kemal Atatürk’ü Anadolu’ya gönderen kişiymiş gibi gösterilmişti. Bu belgeselin 2019 Ocak ayında tekrardan gündeme gelmesinin büyük tepki yaratması üzerine bir açıklama yapan TTK, belgeseli yaptığını inkâr etmemiş, “Bahse konu kısa film, genel ağ sayfamız ve sosyal medya hesaplarımızda yer almamaktadır” diyerek konuyu geçiştirmeye çalışmıştı. Belgeselin o dönem ortaya çıkmasından sonra Meclis’te önergeyi yanıtlayan dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Vahdettin Ayrılış” belgeseli için 295.000 TL harcandığını itiraf etmişti.

Casusluk olayı

TBMM’nin Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk, Şubat 1922’de Avrupa ülkelerini ziyaret edecekti. Önce İstanbul’a geldi. Ankara’dan gelen kurulun gizlice çantaları açıldı, içindeki belgelerin fotoğrafları çekildi. Bu belgeler İngiliz Büyükelçiliğine verildi. İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold, Londra’ya gönderdiği raporda “Bu belgelerin kendisine padişah tarafından gönderildiğini” açıkça belirtiyordu. (

S.R. Sonyel, a.g.e. s.221, Gizli Belge No F/O 7857/E. 2752/E ve 2757/E)
Bu belge Padişah’ın casusluk yaptırarak Kuvvayi Milliye’ye ait belgeleri İngilizlere peşkeş çekildiğinin kanıtıdır.

Daha da uzatmaya gerek yok, ancak bu belgelere karşı çıkanlar ve Vahdettin’in bu hainliklerini örtbas etmeye yeltenenler olursa, buradan ilan ediyorum; yüzlerce yeni belge yayımlamaya hazırım. O zaman Vahdettin’in desteklediği isyanlara, Şeyhülislam fetvalarına gireriz.
İngiliz yandaşlığına bu derece yatkın bir kişi, nasıl olur da Mustafa Kemal’i milli teşkilat kurmak için Anadolu’ya gönderebilir?

İngilizlere manda teklif etti

İşte bir başka onur kırıcı belge:
Sadrazam Damat Ferit, Padişahın temsilcisi olarak İngilizlere 30 Mart 1919 günü bir rapor sundu. Buna göre;
1- İngiltere, ülkenin dışa karşı bağımsızlığını ve ülkede asayişi 15 yıl süre ile sağlayacaktır.
2- Doğuda bağımsız bir Ermeni devleti kurulacaktır.
3- Her ilde bir İngiliz Konsolosu olacak ve 15 yıl boyunca valilerin danışmanlığını yapacaktır.
4- Bakanlıklara birer İngiliz müsteşar atanacaktır.
Bu kadar da olur mu diyenler, bu yazdıklarımıza inanmak istemeyenler için belgeyi veriyoruz. (Salahi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, C.1, S.50, İngiliz Gizli Belge No: F/O 371/4156)

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Bülent Arınç, Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir