Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Gözün aydın Türkiyem!

16 Nisan 2019 Salı

AKP, yasal zorunluluk nedeniyle siyasi parti olarak kurulmuş ve örgütlenmiş ise de bu yanıltıcıdır. AKP, Sultan Vahdettin’ in Atatürk’ten intikamını ve saltanatın Cumhuriyetten rövanşını almayı amaçlayan bir karşı devrim hareketidir. Dikkat edilirse AKP, 1950’den bu yana doğrudan ya da koalisyon yolu ile iktidar olmuş hiçbir partiye benzemez. Şu açılardan: Kendisinden olmayana karşı merhametsiz, kibirli ve dışlayıcı. Bu coğrafyanın Türk yurdu olduğunu unutturmaya çalışan ümmetçi ve Arapçı. Ellerinden tespihi, dillerinden Allah’ı bırakmayan soyguncu. Müstahdeminden müsteşarına devlet kadrolarını kifayetsiz taraftarları ile dolduracak kadar partizan ve sorumsuz. Seksen bir validen, bir tekinin bile Alevi olmasına tahammülü olmayan bağnaz ve Emevici. CHP’nin Sayın Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “sen Müslüman mısın!” diye soracak kadar ölçüsüz. ( Aleviler İslam’ın saygın ve ayrılmaz bir unsuru, Cumhuriyetin güvencesidir. ) Cumhuriyetin büyük mali sıkıntılar yaşadığı dönemlerde bile, bu millete kazandırdığı, çok partili hayatın zenginleştirdiği, 90 yıllık bütün birikimlerini haraç mezat satacak kadar mirasyedi.
• Sandık halkın iradesidir ama içinden biz çıkarsak.
• Paylaşımcıyız ama lokmanın büyüğünü biz yutarsak.
• Adil gelir dağılımı önemlidir ama servetimize servet katarsak.
• Dine saygılıyız ama, oy karşılığında Cennet satarsak.
Yurttaşlar, 17 yıl süren Allah ile uyutma uykusundan uyanmış ve AKP’nin yenilmezlik imajı örselenmiştir. Karşıdevrim hareketinin lojistik merkezleri olan yüzlerce dernek, vakıf ve cemaatlerin finans kaynağı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sayın İmamoğlu tarafından kurtarılmıştır. (Bu başarı, devletin seferber edilen bütün imkânlarına rağmen elde edilmiştir.) Bu bağlamda İYİ Parti, HDP seçmeni ve CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Kaftancıoğlu örgütü ile birlikte, takdir ve minnetle anılmalıdır. CHP Parlamento Grubu’nun, demokrasimizin ayıbı olsa da, bir bütünlük içinde yaptıkları oy bekçiliği, demokrasinin namus bekçiliğine dönüşmüştür, tümüne sevgiler.
31 Mart, Cumhuriyet’in kalbi Ankara’yı da kendisine yakışır bir Büyükşehir Belediye Başkanı olan sayın Mansur Yavaş ile buluşturmuştur. Ankara halkının vergileri ile belediye gelirlerinin bundan böyle arı, duru ve şeffaf biçimde değerlendirileceğinden Ankaralılar emin olabilirler.
31 Mart’ın asıl önemli sonucu ise; çaresizlikler içinde çare yaratan yüce Allah’ın, çok bunalan Türk milletine Sayın Ekrem İmamoğlu’nu hediyesi olmuştur. Ve nihayet, bir kâbus döneminden sonra, demokratik parlamenter sisteme dönüş yolculuğu İdil Biret başlamıştır.

Gani Aşık/ E.CHP Kayseri mv. / müftü