Murat Ongun: Değer verdiğim kimse itirafçı olmadı!
Barış Pehlivan
Son Köşe Yazıları

Murat Ongun: Değer verdiğim kimse itirafçı olmadı!

08.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim. Eskiden böyle değildi. Şimdi, her güne sıfır kilometre başlıyorum. Yoksa bu medya lincine maruz kalan biri, çoktan hunisi kafasında volta atıyor olurdu.”

Bu sözler Murat Ongun’a ait. İBB davasında hakkında 1000 yıl hapis cezası istenen, Medya AŞ Yönetim Kurulu başkanına... Ongun aylar sonra ilk kez geçen hafta kendisini savunabilmiş ve “eşi tutuklanmasın” diye yapılan ahlaksız teklifi anlatmıştı. Yazdım; savunma boyunca Ongun ne zaman evlatlarından ve eşinden bahsetse sesi titriyor ve yutkunuyordu.

Davaları, dosyaları, isimleri buz gibi anlatıyor; her anlamda içeride yaşanan insana dair noktaları atlıyoruz. Bu vesileyle ben de avukatları aracılığıyla Murat Ongun’a sorularımı gönderdim, o da yanıtladı. Biraz içi konuşmak için...

Ongun’a cezaevinde aldığını aktardığı kirli teklifi hatırlattım ve sordum: “Çocuklarınızın geleceği ve ailenizin onuru arasında nasıl bir iç savaş verdiniz?”

“Bu rezilliğe feda edecek 1 milyon dolarım olsa verir miydim” sorusunu kendisine sorduğunu belirten Ongun şöyle diyordu: “Dosyasının ve olayın bilincinde olmayan bir zengin olsam verebilirdim. Fakat, tüm beyanları ve gazete haberlerinin içeriğini okumuş biri olarak asıl teklif sahibinin iftiracı olduğunu zaten çözmüştüm. Hatta birkaç arkadaşıma da söyledim. Teklifle de emin oldum.”

Kendisine bu teklifi sunduğunu belirttiği avukata dair de şunları söylüyordu: “Benden çıkıp pek çok başka insana buna benzer tekliflerde bulunacak kadar rahattı. Onun hayatının bir rutini olmuş bu, hissim beni yanıltmaz. Zaten hâlâ yalan konuşuyor. Çünkü onun için bu ayıp ya da ahlaksızlık değil, işinin parçası. Daha fazla yalana sığınırsa daha fazla şey duyacak benden, haberi olsun.”

‘NE İBB BÜNYESİNDEN NE DE ÖZEL HAYATTAN...’ 

Murat Ongun’a, davadaki itirafçıları sordum ve ekledim: “İnsanın özgürlüğü için ahlakını ve dostlarını satması, sizde hangi duyguları yarattı?” Çarpıcı bir yanıt geldi Ongun’dan: “Aynı masada oturduğum, bu yaşama dair bir şey paylaştığım, değer verdiğim hiçbir kimse itirafçı olmadı. Ne İBB bünyesinden ne de özel hayattan. İtirafçıların çoğunu hâlâ tanımıyorum. Adem Soytekin ve Ertan Yıldız gibi karakterler hayatımın hiçbir alanında olmadılar. Ne özel ne de iş!”

Ongun savunmasında söylediği “şeytani” sözcüğünü yine kullanıyordu: “Tanımadığın birinin felaketinden haz almak ise şeytanidir. Ne yazık ki bu grup medyada hayli fazla. Bana denk gelmedi ama erkek bir yalancı iftiracı yüzünden, bekâr ama çocuk sahibi (11 yaşında) bir anne 1 yıl tutuklu kaldı. Bu kişiye ne denebilir ki? İnsanlığından istifa etmiş bir nesne artık o! İnsan değil.”

OĞLUNUN MEKTUBU...

Ve son soru... Bir gün özgürlüğüne kavuştuğunda ne yapmayı planlıyordu? Hesaplaşmak istiyor muydu? Ekrem İmamoğlu ile yeni bir yol haritası çizmeyi düşünüyor muydu? Oldukça duygusal bir yanıt aldım Murat Ongun’dan:

“Cezaevi işinde, öncesi/sonrası bölümünde sen benden daha tecrübelisin. Çıkınca doğru yol haritasını sen bana anlat. Benim 470 gündür edindiğim iki mottom var: Sağlıklı kal ve aklını koru. Kafama hiçbir şey takmamayı öğrendim. Eskiden böyle değildi. Şimdi, her güne sıfır kilometre başlıyorum. Yoksa bu medya lincine maruz kalan biri, çoktan hunisi kafasında volta atıyor olurdu.

Sonrası konusunda ise tek meselem çocuklarım. Oğlum tam ergenlik döneminde bu travmaya maruz kaldı. Babasızlığa da... Geçen mektup yazmış; ‘Seninle balığa gitmeyi, Ali Sami Yen’de maç izlemeyi özledim’ diyor. 2030 Dünya Kupası İspanya’da yapılacakmış, şimdiden söz istiyor.

Ben ise plan yapmamayı öğrendim. İngilizlerin dediği gibi, plan yapıp Tanrı’yı kendime güldürmek istemem. Cezaevi de hiç planda yoktu.

Çok samimi söylüyorum ki bunu Ekrem başkanıma da sorarsan teyit eder; ne sayın İmamoğlu ile ilgili ne de başka bir aksta planım var.

Ayrıca ben, sıfırdan başlamayı çok seviyorum. Emekli oldum. Eşim de emekli.

Bir evimiz var. Şu an el konmuş olsa da biraz birikim sahibiyiz. Kızım üniversiteyi seneye bitirecek. Oğlum da şimdiden kendi geleceği için kendi kurgusunu yapıyor.

Geriye ne kaldı? Sağlık. Önce sağlıklı olalım. Sonra her engeli aşarız.

Bize kumpas kuranlar, kumpasa alet ve yardımcı olanlar, gizliler-açıklar elbet hukukta hesabını verecek. Bu konu da bana kalmasın. Eminim ki hukukun gereğini yapacak insanlar vardır. Yapmalılar da. Bana gelince, inan kimseye öfke-nefret beslemiyorum. Ama hakkımın korunmasını isterim.”

Murat Ongun’un yanıtları özetle böyle. Doğru diyor; sıfırdan başlamak, diz çökmekten ve boyun eğmekten her zaman daha iyidir.