Örnek bir diplomata veda
Ahmet Süha Umar
Son Köşe Yazıları

Örnek bir diplomata veda

08.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türk diplomasisinin bir çınarı, büyükelçi Pulat Yüksel Tacar, “görgüsüzlük gösterisi” haline getirilen NATO zirvesine günler kala aramızdan ayrıldı.

GERÇEK DİPLOMAT

Büyükelçi Tacar, kökleri Asya’dan Anadolu’ya göçmüş, 16. yüzyılda Konya yöresinden Balkanlar’a iskân edilmiş Türkmen boylarına dayanan, Namık Kemal, Abidin Dino ve daha nice değerli insanın yetiştiği, iki Osmanlı bürokratı Mutasarrıf Musa Kâzım ve Maliye Meclisi üyesi Bâlâ Ahmet Nesip sülalesine mensup. 1931 İstanbul doğumlu. Kabataş Lisesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Cakarta’da (Endonezya) büyükelçi; Avrupa Topluluğu ve UNESCO nezdinde büyükelçi-daimi temsilci; merkezde kültür işleri genel müdürü olarak görev yapmış. Araştırmacı, ressam, kültür insanı, tam bir aydın. Türkçe dışında üç dili (Fransızca, Almanca, İngilizce) anadili gibi biliyor. Gerçek bir doğa dostu ve hayvansever. Zeki, nüktedan, ilgilendiği her konuyu derinliğine araştıran, tarafsız bir gözle değerlendiren ve görüşlerini akıcı bir dille yazıya dökebilen, doğru bildiğini, “zülfü yâre” dokunsa bile açıkça söyleyen, fikir üretebilen bir kişi. Sadece mesleğinde değil günlük yaşamında da yasaları titizlikle uygulayan, uygulatan bir yönetici.

TACAR VE ERMENİ İDDİALARI 

Büyükelçi Tacar, Ermeni iddiaları ile bu konudaki tarihsel çarpıtmalara karşı üçüncü taraf soruşturmalarında, mahkemelerde ve uluslararası platformlarda kararlılıkla mücadele vermiş; konuya duygusallıktan uzak, köklü, objektif ve analitik hukuk bakış açısıyla yaklaşan bilge ve deneyimli bir diplomat. Görevde iken ve emeklilik yıllarında, bilirkişi olarak pek çok kurum ve platform nezdinde Ermeni iddialarını, en hassas ve kırılgan boyutlarıyla sorgulamış; evrensel kıstaslara, hukuki ve adli belgelere ve içtihada dayanarak stratejik sabır ve olgunlukla tartışmış, yanıtlamış ve çürütmüştür. Tacar, uluslararası hukuk teknik ve terminolojisini ustalıkla kullandığı değerlendirme ve yorumlarıyla, gerek özgün dava dosyalarında gerek genel nitelikte Ermeni iddiaları karşısında, hasım lobilerin kurgu, söylem, iddia ve emrivakilerini ustalıkla etkisiz kılan, standart koyan, emsal yaratan özgün analiz ve görüşlere imza atmıştır. Perinçek hakkında İsviçre’de açılan dava, Tacar’ın hazırladığı metin esas alınarak savunulmuş ve kazanılmıştır. Büyükelçi Tacar Ermeni iddialarını konu alan kitabı için, Shakespeare’in “Venedik Taciri” eserinde ihtiyar Gobbo’nun oğluna dair sözlerinden esinlenerek: “Gerçek Ortaya Çıkacak” (The truth will out) başlığını seçmiştir.

TÜRK DİPLOMASİSİNİN BİR ÇINARI 

Büyükelçi Tacar’ın Türkiye’de ve yurtdışında yayımlanmış çeşitli makaleleri, çok sayıda önemli kitabı var. Renkli yaşamını, “Yaşam bir Rüyadır” isimli kitabında; kedilerine duyduğu sevgiyi de eşiyle birlikte, “Kedilerin Kaleminden Okuyun Bizi” kitabında anlatmış. “Mutasarrıf Musa Kâzım ve Maliye Meclisi Üyesi Bâlâ Ahmet Nesip. İki Osmanlı Bürokratı ve Aileleri” kitabını neden yazdığını ise kendi kaleminden okuyalım:

“(Eşim bana) Doksan yaşında bu araştırmaya zaman ayırmanda, ailenin geçmişini anlama ve anlatma dürtüsü yanında, Türkiye’deki son gelişmelerin ve karşılaşılan kimi sorunların, Osmanlı Devleti’nin son yıllarına benzediği yolundaki değerlendirmeni açıklamak, ayrıca günümüz politikacılarının Cumhuriyetin kurucu değerlerinden uzaklaşarak Osmanlı dönemine duydukları nostaljiye gösterdiğin tepkiyi bir şekilde açıklamak dürtüsü de yatıyor galiba dedi. Şimdiki iktidarın Cumhuriyet devrimlerini ve Cumhuriyetin değer değişimi çabalarını yok saymaya yönelik karşıdevrim uygulamalarını irdelemeye epey zaman ayırmam, eşimin bu tahmininde haklılık payı bulunduğuna işaret edebilir.”

Büyükelçi Tacar tam bir sevgi ve aşk insanı. Gözlerini ve elini, yarım asırdan fazla, bir an bile eşi Selda Sylvia’nın gözlerinden, elinden ayırmamış.

Türk diplomasisinin yeri doldurulamayacak bir mensubu, büyükelçi Pulat Yüksel Tacar’ı, 6 Temmuz 2026 tarihinde sonsuzluğa uğurladık. İçimiz parçalanarak, derinden sarsılarak, daha ilk günden yokluğunu duyarak...

Bir yanda bozuk Türkçesiyle “Neyden kurtulduk! Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” diye cümle kuran, Kurtuluş Savaşı’nı tüm ders kitaplarından çıkaracağını söyleyen milli eğitim bakanı, diğer yanda Osmanlı nostaljisinin Türkiye’yi Osmanlı’nın sonuna götüreceğinden haklı olarak endişe eden 90 yaşını geçmiş bir büyükelçi.

Türk diplomatlarının kalbindeki Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti sevgisi hiç sönmeyen bir meşaledir. Nesiller boyu en kıdemlisinden en gencine, kalpten kalbe geçerek sonsuza kadar taşınacaktır.