Zafer Arapkirli

Can havliyle iktidar

21 Haziran 2019 Cuma

Zaten uzun bir süredir topal ördek konumunu gizleyemeyen, ülkenin tüm sorunlarının müsebbibi ve giderek sıfırı tüketme görünümündeki AKP iktidarı, önemli bir rol ayrımında.
Zaten, son 4 yıl içinde tamı tamına sekiz ayda bir gerçekleştirdiği 6 seçim ve halkoylamalarının hemen hepsinde kan kaybettiğini hatırlarsak, etrafa “çaktırmamaya” çalışsalar bile, büyük bir panik ve çaresizlik içinde oldukları gerçeğini de artık gizleyemiyorlar.
İlk ağır tokadı 7 Haziran 2015’te yediler.
Araya sıkışan darbe girişimi, “Cumhuriyetin yıkımı müteahhit ortakları FETÖ’cülerin” tasfiyesinden daha çok, ülkenin zaten kırıntı haline dönüşmüş özgürlüklerinin boğazlanmasına yolu açtı. Bugün açıkça görüyoruz ki, FETÖ denen ahtapotun kolları kesilmek bir yana, devlet aygıtının her yanında, sermayenin ve hatta siyasetin içinde canlılığını korumakta. İktidar partisinin bu “ricat tablosu”nu gizlemeye, büyük çoğunluğun “Hayır” oyu kullandığı, ama hile ile “Evet”e dönüştürdükleri 2017 Anayasa Referandumu da kifayet etmedi.
Buna rağmen, rejimi bir ucube sistemle değiştirmeyi becerebildiler. Çünkü “tasdik (ve sağlama) makamı” durumundaki YSK ve AYM, artık kayıtsız şartsız denetime ve emir-komuta altına girmişti.
YSK eşliğindeki hileyi 24 Haziran 2018 sandığına da taşıyarak koltuk değneği bir partinin desteği ile parlamento çoğunluğunu bir ölçüde korumasına rağmen, 17 yıllık geçmişlerinin ilk ağır hezimetine 31 Mart’ta uğradılar.
Hepimizin bildiği bu 4 yıllık bilançoyu niye hatırlattım?
Çünkü geçen 4 yıla yayılan bu sistematik çöküntüyü ve yenilgi (ricat) halini, eğer bu ülkenin muhalefet güçleri, en başta da CHP iyi analiz edip, iyi çalışarak zamanında lehine çevirebilseydi, bugün “mazbata gaspı” rezaletini (haydutluğunu) bile yaşamamış olacaktık. İktidarın yalan makinesinin halka sunduğu gibi, “gerçekten bir şeyler olmuşcasına” 23 Haziran tekrar seçimini kabullenen Millet İttifakı ve diğer muhalif güçler, bugün “son düzlükte” bile kan ter içinde rövanşı almaya uğraşıyor olmayacaktı.
Buna rağmen, iktidarın tepesinden başlayarak, yancılarına, uşaklıklarını yapanlara, atılan en küçük kemiği bile yalama durumundaki kapı kullarına kadar hepsinin kabullendiği bir gerçek var:

‘Bu işin sonu yakın’
Nereden anlıyoruz? Artık açıkça, “Kazansanız bile hâkimleri kullanır, önünüzü keser, mazbatayı yeniden alırız elinizden” gibi akıl almaz, demokrasi dışı sözler sarf edebilecek kadar çılgına dönmüş olmalarından.
Baksanıza, son 3-4 haftadır sarılabildikleri sadece 2 söylem kaldı:
Soldan sağa: “Ordu Havalimanı’nda valiye küfür ettin.”
Yukarıdan aşağı: “İsmail Küçükkaya otele geldi, soruları size sızdırdı.”
Yerlerde sürünen bu 2 çocukça argüman ile seçim kazanacaklarını sanacak kadar çaresiz durumdalar.
Düşünsene; bir (edilmemiş) küfürle, sanki İstanbul seçmeni fikrini değiştirecek. Ya da 82 milyonun gözleri önünde Binali Bey’in açıkça kaybettiği “maç”ın sonucuna İsmail gerçekten etki etti sanabiliyorlar.
Her akşam 5Y1B (Yandaş, Yalaka, Yılışık, Yalancı, Yavşak, Besleme) medyasında yaşanan şaklabanlık gösterisinin uzamasında TV’lerde her gece yaşanan “tartışma şehveti” figüranlarının payını da yadsımamak gerek.
Biraz da, tarihin en büyük hırsızlık ve soygunlarına sahne olmuş İstanbul’un gerçek sorunlarını bırakıp, “Vallahi belediye tesislerinde içki içirmeyeceğim. Billahi belediye havuzlarında mayolu kadınları görmek zorunda kalmayacaksınız” abukluğunu da anlayabilmiş değilim. Laiklik ve çağdaş yaşam karşıtı 3-5 ekstra oy uğruna bu toplara neden girildiğini de..
Ama bugünkü sorunumuz bu değil tabii.
Şimdi, ülkenin demokrasiden yana tüm güçlerinin bir tek ödevi var: Tek vücut halinde tarihi bir gövde gösterisi ile pazar günü beklenen (iktidarın da uykularını kaçıran) o “nihai vuruş”u yapabilmektir.
Emin olun; sandığı aşağılayan, milli iradeye hakaret eden, oyu ve “hak edilmiş mazbatayı” arsızca gasp eden irade, bu dersi tartışmasız biçimde aldığında, her şeyin çok güzel olma ihtimalinin önü gerçekten açılacaktır.
Bu ülkenin aydınlık insanları... Gücünüzün farkında mısınız?
Yaptınız, yine yaparsınız.
Ama bu sefer mazbatayı öyle sıkı tutun ki, bir daha elinizden alamasınlar.
Çünkü, unutmayın.. Yanağı bir kez daha uzatırsanız, o zaman yere düşmüş olan “kırık dökük ve pili bitmiş dev oyuncağın” eline yeni ve daha büyük bir moral, avantaj sunmuş olacaksınız.
Bu kez düşmeyin bu hataya.
6 Mayıs YSK darbesi asla tekrarlanmamalı.
Halk, 24 Haziran sabahı sandıktan çıkması muhtemel “Anlamlı ve Tarihi Zafer”e bu kez kararlılıkla sahip çıkmalı.