19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

20.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır. Büyük Zafer, saraya (padişaha) karşın, kendi kaderini kendi eline alma kararlılığını gösteren Türk ulusunun zaferidir.

Image

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı coşkuyla kutladık. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal (Atatürk)’ün, Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkıp Türk Bağımsızlık Savaşı’nı başlatmasının üzerinden tam 107 yıl geçti.

Ancak her 19 Mayıs’ta günümüzün saray tarihçileri, “Mustafa Kemal Paşa’nın Padişah Vahdettin tarafından Samsun’a gönderildiğini” ileri sürerek “Türk Kurtuluş Savaşı’nı Padişah Vahdettin’in başlattığı” algısı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Hatta son yıllarda bu saray tarihçileri, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gönderilişinin “Bir Devlet Operasyonu” olduğunu ileri sürmektedirler. Ancak Türk Kurtuluş Savaşı’na Padişah Vahdettin’i ortak etme çabası yersiz, temelsiz ve boş bir çabadır.

Şöyle ki;

MUSTAFA KEMAL SAMSUN’A NEDEN GÖNDERİLDİ?

Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişliği görevine getirip Samsun’a gönderen Damat Ferit Paşa Hükümeti’dir. Padişah Vahdettin –1923 Mekke Beyannamesi’ndekendisinin, hükümetin bu kararına uyduğunu belirtmektedir. Yani, Padişah Vahdettin, hiçbir zaman, “Mustafa Kemal’i ben seçtim; vatan kurtarsın diye Samsun’a gönderdim!” şeklinde bir açıklama yapmamıştır.

Hükümetin kendisine verdiği 9. Ordu Müfettişliği yönergesine göre Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a, düşmana karşı silahlı direniş başlatmak, yerel direnişleri örgütleyip ulusal direniş haline getirmek için değil, Mondros’a uygun olarak silahları toplamak, Doğu Anadolu’daki şuraların asker toplamasına engel olmak, bu şuralara son vermek ve Karadeniz’de Pontus çeteleri ile Türkler arasındaki çatışmaları önleyerek Anadolu’da “asayişi ve düzeni sağlamak” için gönderilmişti.

SARAYIN NASİHAT HEYETLERİ 

Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit (İstanbul Saray Hükümeti), emperyalizmin merhametine sığınmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşması’na uyup, İngilizlere yaranarak en azından İstanbul’u ve kendilerini kurtarabileceklerini düşünüyorlardı.

Mustafa Kemal Atatürk, bu gerçeği, Nutuk’un hemen girişinde şöyle dile getirmişti: “Saltanat ve halifelik makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmeye razı…”

30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan hemen sonra İtilaf Devletleri Anadolu’nun en önemli bölgelerini işgale başlamıştı. Ancak işgallere karşı direnmek yerine emperyalizmin merhametine sığınan Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit, Anadolu ve Trakya’ya, içinde şehzadelerin de olduğu nasihat heyetleri göndermeye karar vermişti. (31 Mart 1919). Bu nasihat heyetleri gittikleri yerlerde halka, işgalcilere karşı direnmeyi değil, sabırla beklemeyi, Hıristiyanlarla iyi geçinmeyi ve sarayın (sultanın) sözünden çıkmamayı nasihat edecekti. Çünkü Padişah Vahdettin, Mondros’a uyulduğu, işgalci büyük devletlere karşı çıkılmadığı ve Hıristiyanlara düşmanca davranılmadığı takdirde hazırlanacak barış antlaşmasında saraya (sultana) ve İstanbul’a dokunulmayacağını; Osmanlı çıkarlarının korunabileceğini düşünüyordu.

Kısa süre içinde iki heyet oluşturulup biri Trakya’ya, diğeri Anadolu’ya gönderilmişti. Heyetlerin başında birer şehzade vardı. 16 Nisan 1919’da İstanbul’dan hareket eden nasihat heyeti Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Burdur, Muğla, Afyon, Antalya, Isparta, Konya ve Eskişehir’i dolaşmış, İzmir’in işgalinden üç gün sonra, 18 Mayıs 1919’da İstanbul’a dönmüştü. 28 Nisan 1919’da ise Trakya’ya gönderilen nasihat heyeti 9 Mayıs 1919’da İstanbul’a dönmüştü.

Sarayın nasihat heyetleri gittikleri yerlerde halka, Padişah Vahdettin’in buyruğunu okumuşlardı. Örneğin, 26 Nisan 1919’da İzmir’e giden nasihat heyetindeki üyelerden Süleyman Şefik Paşa (Daha sonra Milli Harekete karşı kurulacak Hilafet Ordusunun Komutanı ve 150’liklerden), hükümet konağı önünde İzmirlilere, Padişah Vahdettin’in şu buyruğunu okumuştu:

“Galip devletlerle yapılan Mütareke, millet, devlet ve memleket için hayırlı olsun! Mütareke’nin hükümlerine uymak, millet ve memleketin selamet ve emniyeti için elzemdir (gereklidir). İşgal kuvvetleriyle iyi münasebet kurularak bunların memlekete medeniyet, halka refah getireceklerini, bu itibarla, gelecek yabancı işgal kuvvetlerini, hangi din ve millete mensup olurlarsa olsunlar, kendilerine karşı, Türk misafirperverliğine yakışır bir tarzda karşılamaları lüzumu, şunun veya bunun tahrik, teşvik ve iğfaline kapılarak bu misafirlere karşı herhangi suret ve şekilde muhalefet ve muhasamata girişilmemesi…” (Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal, C.II, s.76)

İZMİR’İ DÜŞMAN TESLİM ETME HAZIRLIĞI 

İzmir’in Yunanlara verileceği haberi Mart 1919’dan beri İzmir’de dillerde dolaşmaya başlamıştı. Bunun üzerine İzmir’de asker, sivil bazı yurtseverler, işgale karşı direniş hazırlıklarına başlamıştı. Önce durumu konuşmak için İzmir’de bir kongre toplanmıştı. O sırada İzmir’de kumandan ve vali vekili Nurettin Paşa’ydı. İlk toplantı 20 Mart 1919’da Salepçioğlu Kahvesinde yapılmıştı. Ertesi gün de Beyler Sokağında bir sinema binasında toplanılmıştı. 300 kadar davetlinin katıldığı kongreye Nurettin Paşa başkanlık etmişti. Kâtipliklere Cami Bey ve Vasıf (Çınar) Bey seçilmişti. Cami Bey’in teklifiyle İzmir’de bir Reddi İlhak Cemiyeti kurulmuştu.

İzmir’deki bu direniş hazırlıkları İstanbul Saray Hükümetinin tepkisini çekmiş ve 17. Kolordu Komutanı ve Vali Vekili Nurettin Paşa görevden alınmıştı. Onun yerine İzmir’de iki teslimiyetçi; Ali Nadir Paşa (kumandan) ile Kambur İzzet Bey (vali) görevlendirilmişti.

Şevket Süreyya Aydemir, İzmir’deki bu görev değişikliğini söyle anlatıyor:

“Hükümet, İzmir’e, Ali Nadir Paşa isminde bir Balkan Savaşı artığını, şahsiyetsiz bir adamı kolordu kumandanı olarak göndermişti. Kambur İzzet adında bir tükenmiş paşa da vali yapılmak suretiyle, zaten her türlü direnişi içeriden önleyecek tertipleri almıştı. O kadar ki, Vali Kambur İzzet, işgalin yapılacağı günün sabahı bile ‘Böyle bir mesele yoktur! İzmir’in işgal edileceği haberi doğru değildir!’ şeklinde bir beyanname yayımlamıştı. Durumu anlamak için kendisine müracaat eden kuruluşların temsilcilerine aynı suretle teminat vermişti. Kolordu Kumandanı Ali Nadir Paşa’ya gelince! İzmir’deki subayları daha önceden kışlalara doldurarak, onların işgale yalnız seyirci olmaları için gerekli tertibatı almakla vazifesini yaptığını sanıyordu. Bu hareketinin karşılığını, işgalci Yunan askerleri tarafından tokatlanmakla gördü…”

İZMİR’İN İŞGALİNİ HABER VEREN İNGİLİZ NOTASI 

İzmir, 15 Mayıs 1919’da Yunan orduları tarafından kanlı biçimde işgal edilmişti. İzmir’in Yunanlar tarafından işgalinin ardında büyük emperyalist devletler vardı. İzmir’in işgali, Yunan-İngiliz ve hatta ABD ortak projesiydi.

14 Mayıs 1919’da İngiliz Amiral Calthorpe, bir notayla, ertesi sabah İzmir’in işgal edileceğini Osmanlı yerel yöneticilerine bildirmişti. Bu notayı, 14 Mayıs akşamı saat 22.00’da İngilizlerin İzmir Konsolosu James Morgan, İzmir Valisi Kambur İzzet Bey’e, Bölge Kontrol Subayı Yarbay Ian Smith de 17. Kolordu Komutanı Ali Nadi Paşa’ya sunmuştu.

İngiliz notasında; İzmir’in 15 Mayıs 1919 sabahı, saat 7.00- 8.00 gibi Yunan ordusunca işgal edileceği; işgalcilere güçlük çıkarılmaması; Türk birliklerinin kışlalarında kalmaları istenmişti.

Bunun üzerine –Damat Ferit Hükümeti’nin onayıyla- Ali Nadir Paşa, İzmir’deki birliklere, “İşgal sırasında kesinlikle direnilmeyecek ve işgalcilere gereken kolaylık gösterilecektir!” emrini vermişti.

İZMİR’İN İŞGALİ

İtilaf Devletlerinin işgal planı doğrultusunda Selanik ve Atina’da hazırlanarak Midilli Adası’na konuşlanmış Yunan İşgal Ordusu, 15 Mayıs 1919 sabahı erkenden, saat 7.00-8.00 gibi, İngiliz, Fransız savaş gemilerinin korumasında İzmir’i işgal etmişti. Yunan İşgal Ordusu, Albay Nikolaos Zafiriou komutasında gemilerinden inerek İzmir Kordon’a ayak basmıştı.

15 Mayıs 1919 sabahı İzmir’i işgal eden Yunan birliklerinin açtığı ateş sonunda asker-sivil çok sayıda Türk şehit olmuştu. Albay Süleyman Fethi Bey, “Zito Venizelos!” diye bağırmadığı için defalarca süngülenerek şehit edilmişti. Kaymakam Dr. A. Şükrü Bey ile daha sonra “direnişin” sembolü haline gelecek olan Hukuku Beşer gazetesi sahibi ve başyazarı Hasan Tahsin de şehit edilenler arasındaydı. Resmi Türk belgelerine göre işgalden sonraki ilk 48 saat içinde öldürülen Türklerin sayısı 2000’i geçmişti.

Ali Nadir Paşa’nın komutasındaki 17. Kolordu savaşmadan teslim olmuştu. Önce subay ve askerler depolara hapsedilmiş, sonra da Mudanya’ya gönderilmişlerdi.

HALK DİRENİŞİ 

Saray ve hükümeti teslim olmuştu. Ancak teslim olmayan birileri vardı. İzmir’in işgalinden bir gece önce, 14/15 Mayıs gecesi, İzmir Reddi İlhak Cemiyeti, İzmir’de bir beyanname yayımlayarak herkesi akşamki mitinge çağırmıştı. O gece Türkler uyumamış; herkes Maşatlık’ta toplanmıştı. Maşatlıkta, on binlerce kişinin katıldığı heyecanlı bir miting yapılmıştı. Mitingde konuşma yapan ve direniş için yemin edenlerin arasında Türk Lisesi öğretmenlerinden Vasıf (Çınar) Bey, Mustafa Necati Bey, eski müftü Rahmetullah Bey, Hukuku Beşer gazetesinin sahibi ve başyazarı Hasan Tahsin Bey de vardı. Miting sonunda İtilaf Devletleri temsilcilerine işgali reddeden telgraflar çekilmesi istenmişti. Öyle ki, birkaç gün içinde İngiliz Amiral Calthorpe’a 675 protesto telgrafı çekilecekti.

Mitinge katılıp birer konuşma yapan Belediye Başkanı Hasan Paşa ve Vali Kambur İzzet Bey, direnişe karşı çıkarak “sükûnetin korunmasını” istemişlerdi.

Yahudi Maşatlığı’nda toplananlar önceden Ali Nadir Paşa’ya giderek silah ve cephane istemişler; Nadir Paşa ise Harbiye Nezareti’nden hiçbir emir almadığını belirterek kimseye silah veremeyeceğini, silahlı kimi görürse de Divanı Harbe vereceğini bildirmişti. Buna karşın bazı gruplar silah depolarını basarak silah almıştı.

Gerçek şu ki, Padişah Vahdettin ve Damat Ferit Hükümeti, İzmir’de yapılan direniş çalışmalarından rahatsızlık duyarak Nurettin Paşa’yı görevden alıp onun yerine Ali Nadir Paşa ile Kambur İzzet Bey’i göreve getirerek ve nasihat heyeti gönderip “işgale karşı direnilmemesini” isteyerek bir anlamda İzmir’in işgalini kolaylaştırmışlardı. Buna karşın sarayın (sultanın) ve hükümetin ağzına bakmayan halk, “kendi kaderini kendi eline alıp” direniş cemiyeti kurmuş, miting yapmış, büyük devletlere telgraflar çekmişti. Saray ve hükümet teslim olmasına karşın, halkın bir bölümü, işgallere karşı bölgesel cemiyetler kurarak, yerel kongreler düzenleyerek ve mitingler yaparak düşmana karşı direnişe geçmişti.

Afet İnan, o günlerdeki halk direnişini şöyle anlatmıştır: “15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunanların asker çıkarmasına karşı Türk halkının tepkisi çok önemli gelişmelere sebep olmuştur. Gerek İstanbul’da gerekse Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde kadın ve erkeklerin katıldığı, heyecanlı konuşmalarla halkı işgallere karşı gelmeye yönelten gösteriler olmuştur…”

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal (Atatürk), İzmir’in işgalinden sonra büyüyen yerel halk direnişini örgütleyerek ulusal direniş haline getirmiş; sarayın (padişahın) ve hükümetinin tüm engelleme çabalarına karşın (ihanet fetvası, idam fermanları, Hilafet Ordusu, Anzavur isyanı vb) Türk Kurtuluş Savaşı’nı bir halk hareketi olarak yürütüp başarıya ulaştırmıştır.

***

Sözün özü şu ki, Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanınhalifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır. Büyük Zafer, saraya (padişaha) karşın, kendi kaderini kendi eline alma kararlılığı gösteren Türk ulusunun zaferidir. İşte tam da bu nedenle Türkiye’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Yazarın Son Yazıları

Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

Cumhuriyeti daha doğarken boğmayı amaçlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında asker-sivil şehitlerimiz vardı. O şehitlerimizden biri de Lice’de, isyancılar tarafından vahşice katledilen Mehmet Zeki Dündaralp öğretmendi.

Devamını Oku
01.07.2026
Hatay'ın Kurtuluşu ve Atatürk'ün Fotoğrafı

“Hatay işlerinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz. Atatürk’ün reisliği altında yapılan bütün toplantıların hayırla neticelendiğini bilirsiniz!’

Devamını Oku
24.06.2026
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e Suikast - 'İzmir Suikastı'

“Benim naçiz (değersiz) vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza kadar yaşayacaktır).”

Devamını Oku
17.06.2026
‘Devlet aklı’ kimin aklı?

1919'da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları o zamanki ''devlet aklına'' göre hareket etselerdi ne ulusal hareket örgütlenip emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanılabilirdi ne de üniter, laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulabilirdi.

Devamını Oku
10.06.2026
Direniş mitingleri: ‘Halkın önünde hiçbir güç duramaz!’

‘Milletin heyecanını ve milli gösterileri yasaklamak için hiç kimsede güç ve kuvvet göremem.’

Devamını Oku
03.06.2026
19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır.

Devamını Oku
20.05.2026
1935 CHP Kurultayı ve Kemalizm

“Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm Prensipleridir.”

Devamını Oku
06.05.2026
Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

“II. Abdülhamit’in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu.”

Devamını Oku
29.04.2026
23 Nisan ve Ulusal Egemenlik

“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur…”

Devamını Oku
22.04.2026
Köy Enstitüleri: ‘Türkiye’yi Aydınlatan Fenerler’

“Köy Enstitüleriyle kapalı olan köylü hazinesi keşfolunmuştur...

Devamını Oku
15.04.2026
Anayasa böyle laikleştirildi

“Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (…) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz…”

Devamını Oku
08.04.2026
II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

Devamını Oku
01.04.2026
Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

Devamını Oku
25.03.2026
Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025