Ey Türk gençliği!
Ahmet Süha Umar
Son Köşe Yazıları

Ey Türk gençliği!

20.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Devletin ana unsurları, ülke ve ulustur. Ülke ve ulus olmazsa devlet olmaz ama hükümet olmasa da devlet varlığını sürdürür.

ÜLKE TALAN EDİLİYOR

Ülke, son 25 yıldır bilinçli olarak yok ediliyor. Bir ülke sadece savaşla yok edilmez. Doğal kaynakları, sahip olduğu canlı ve cansız varlıkları, çeşitli yol ve yöntemlerle talan edildiğinde de yok olur.

Kurtuluş Savaşı ve Lozan Antlaşması’yla, ulusun kanı pahasına emperyalizmden geri alınmış olan limanları, ulusun, 80 yılda dişinden tırnağından artırarak kurduğu tesisleri, bankaları, fabrikaları, özelleştirme kisvesi altında emperyalizme peşkeş çekildiğinde de ülke yok olur.

Milas-Akbelen’de, Bargilya’da; Ordu-Perşembe yaylasında; İklim Değişikliği Konferansı için tarım alanlarına otopark yapılan Antalya’da; İzmir-Çeşme, Ayasaranda’da; Rize-Arhavi’de; İzmir-Aliağa gemi söküm tesislerinde; Balıkesir-İvrindi’de; İzmirKaraburun, İris Gölü’nde; Büyük Menderes deltasında; İstanbul-Silivri Danamandıra köyünde; Kaz Dağlarında; Erzincan’da ve yurdun her köşesinde büyük bir talan sürüyor. Ormanlar, sulak alanlar, tarım arazileri, zeytinlikler, tek kişinin imzasıyla üstelik kazancı yabancıya ve Türkiye’de üç beş kişiye giderek yok ediliyor.

CANLILARIN YAŞAM HAKKI YOK

Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ve Milas Belediyesi işbirliği ile Milas-Bargilya/Tuzla Sulak Alanı dolduruluyor. Bölgeye yerleşmiş doğulu bir grup, doldurduğu alanları parselleyip satışa sunuyor. Balık çiftlikleri Güllük Körfezi’ni bitiriyor. Tarım Bakanlığı, üstelik maddi olarak desteklediği, başarısı kanıtlanmış “Temiz deniz, bol balık” projesini, nedense çiftliklerde uygulatmıyor. Tarih boyu su kıtlığı çeken -gümbetler kanıttır- Bodrum’da yoğun yapılaşma, Muğla ve Bodrum Belediye başkanları tarafından hâlâ desteklenirken turizmin belkemiği denizin kaybedilmesi pahasına, Ekinambarı’nda deniz suyundan tatlı su elde etme projesi uygulanıyor.

YABAN HAYATINA DÜŞMANLIK 

40 yıllık bir mücadeleyle bir düzene sokulabilmiş ve nesli tükenmek üzere olan Anadolu parsı, geyik, karaca, yaban keçisi, vaşak vb. yaban hayatı türlerinin neslinin tükenmesi önlenebilmişken DKMP Genel Müdürlüğü, kişi başı avlanabilecek domuz limitini kaldırıyor. Yetmiyor, görevi yaban hayatını korumak, kaçak ve aşırı avcılığı önlemek olan jandarmanın, polisin de bu katliama katılmalarını sağlayacak yasal (!) düzenlemeler yapmaya çalışıyor. Belediyeler yapılaşma ile yaban hayatının yaşama alanlarının talan edilmesini engellemedikleri ve çöpleri toplamadıkları için yerleşim yerlerine gelen orman dostu yaban domuzlarının neslini tehlikeye atarken vurulan domuzların yediğimiz etlere karıştırılacağını bilmezden geliyor.

DEVLETİN VALİSİ! 

Devlette, cumhurbaşkanını yani devleti temsil eden sadece iki makam vardır: büyükelçi ve vali.

Valiler, 30 yıl süren bir mücadele sonunda ancak sınırlı bir koruma statüsü getirmiş olan Hayvanları Koruma Yasası’nın uygulanmasını sağlayacaklarına, sokak hayvanlarının toplanması, topluca katledildikleri barınaklara hapsedilmeleri için talimat yayımlıyorlar! Kızılay, çalışanlarının sokak hayvanlarına ait videolar paylaşmalarını yasaklıyor!

İKTİDAR HER ŞEYE KARŞI 

Tarım, hayvancılık, madenler, denizler, plajlar, göller, nehirler, ormanlar, yaylalar; doğal, tarihi, arkeolojik değerler ve yaban hayatı yok olurken ulus yoksulluk içine yuvarlanıyor. Devlet, altından kalkamayacağı borç yükü altına giriyor. İktidar bu sonuçlara yol açan politikalardan vazgeçmemekte kararlı görünüyor. Türkiye’de, Türkiye’nin etrafında ve dünyada olup bitenler, ülkenin ve ulusun bir kez daha varoluş mücadelesine doğru hızla yol aldığına işaret ediyor. Türkiye’de son 25 yılda yaşananlar, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni hatırlatıyor.

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

Atatürk, vatan işgal altında, tüm varlıklarına el konulmuş, daha da vahimi, iktidarda olanlar gaflet, dalalet hatta hıyanet içinde, kişisel çıkarlarını düşmanların siyasi amaçlarıyla birleştirmiş olsalar; halk yoksulluk içinde, harap ve bitap düşmüş de olsa “... bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyor.

Esra Işık, Necla Işık, Artvin’de öldürülen Reşit Kibar; Ordu’dan Muğla’ya, Edirne’den Van’a, ormanını, gölünü, deresini, zeytinliğini, hayvanını, yaban hayatını korumaya çalışan; Kıbrıs’ta Rum’a, Anadolu’da PKK’ye karşı Türk istiklal ve Cumhuriyetini koruyanlar, Atatürk’ün işaret ettiği yolda cesaretle yürüdüler, yürüyorlar. Ne mutlu onlara! Ne mutlu Türküm diyene!

---

1 Büyük Beyaz Adam. Bir doğa savaşçısının anıları. Süha Umar. Boyut.