Libya ve riskler
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Libya ve riskler

07.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Ahmet Yavuz

Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin TBMM’de karar alındı. Kamuoyu da ikiye bölündü. Taraflardan her birinin haklı gerekçeleri var. 

Asker göndermeyi savunanların önemli bir gerekçesi var: Sarraj başkanlığındaki Ulusal Uzlaşı Hükümeti (UUH) ile imzalanan deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakatın hayata geçirilmesini sağlamak. Gerçekten de UUH yenilirse adı geçen mutabakatın çöp olacağı aşikârdır. Öyle anlaşılıyor ki, söz konusu mutabakat, askeri boyutuyla verilen bir sözün karşılığında imzalanmıştır. Yoksa iç savaş ortamında kimsenin deniz yetki alanlarıyla ilgilenmesi beklenmez. Zannımca haksız olmayan diğer gerekçe, sahada olmanın avantaja çevrilmek istenmesidir. Herkesin pay kapmaya çalıştığı bir ortamda Türkiye’nin olmamasını ileri sürmek makul değildir. İki nedenle: Petrol bağımlılığını azaltmak, bunun için daha ucuz bir pazar bulmak. Daha da önemlisi 2011’de büyük paralar bırakan firmaların alacaklarının tahsilini kolaylaştırıcı adımları atmaktır.

Karşıt argümanlar

Karşı çıkanların yerinde bulduğum taleplerine gelince...

İç savaşta taraf olmak yerine iki tarafla da bağ kurmayı önermek haklı bir taleptir. Ancak deniz yetki alanı anlaşması TBMM’ce değerli bulunarak, askeri işbirliğini öngören mutabakat ile birlikte onandığında ardından gelecek teskerenin Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin olacağı açıktı. İçsel tutarlılık açısından karşı çıkmak da zor olacaktı.

Karşı çıkanların haklı kaygılarından bir diğeri, denizaşırı bir ülkeye asker göndermenin ve o gücü savaş koşullarında ayakta tutmanın zorluklarıdır. Zayiat riski yüksek olabilir.

AKP’nin son dönemde attığı adımların daha ziyade sert gücü kullanma eğilimi taşıması bir başka eleştiri konusu oldu. Haksız değiller. Diplomasiyle yol almak daha az maliyet getirir. Askeri gücü kullanmanın sınırları vardır. Aynı zamanda askeri güçle ekonomik güç arasındaki korelasyon bozulmamalıdır.

Erdoğan’ın İhvancı yaklaşımını Libya’da da sürdürdüğü dile getirildi. Evet, bu yaklaşım özellikle Mısır ve Suriye’de ülkenin başına bela oldu. Bu doğru. Ama Libya’da kim İhvancı, kim değil? Cevabı var mı, bilmiyorum. Sanıyorum nüfusun kahir ekseriyeti ortaçağda yaşamayı sürdürüyor. 

Libya’da uygun bir cepheleşme içinde yer alınamadığı eleştirileri de haklıdır. Bundan daha ötesi, Karadeniz ve Akdeniz’i içeren büyük stratejinin yokluğundan kaynaklanan sakıncalar vardır. 

Öte yandan Libya’da tezkereden önce de askerlerimizin bulunduğu bilinmektedir. Bu da sorgulanması gereken önemli bir konudur. Cumhurbaşkanı, TBMM yetkilerini önceden kullanmış gibi duruyor. Meclis’teki görüşmelerde bu konuya temas eden olmamıştır. Ancak tezkerenin çıkması en azından bu varlığın meşruiyet kazanmasını sağlamıştır. 

Tezkere kabul edildiğine göre bundan sonrasına bakmak gerekir.

Riskler neler?

Önce risklere temas edelim: 

1. UUH savaşı kaybedebilir. Bu, bizim de kaybetmemiz anlamına gelir. Deniz yetki alanları anlaşması geçersiz kalabilir. Düşük bir olasılık olsa da böyle bir risk var. Zaten teskerenin erkenden çıkarılmasının nedeni bu riski ortadan kaldırmaya yönelik olsa gerek. Eğer Trablus bölgesi gecikmeden takviye edilirse, bu risk tamamen göz ardı edilebilir.

2. Beklenmedik çatışmalara girme durumunda hava desteğinden yoksun kalınması önemli bir zaaf alanıdır. CB’nin plansız Tunus ziyaretinin amacı bu riski bertaraf etmeye yönelikti. Ancak üs edinme talebi kabul görmemişe benziyor.

3. Libya’nın bölünmesi halinde hesaplar suya düşebilir. Bu durumda deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşma daha önce emekli Tuğgeneral Nejat Eslen’in yazdığı gibi (1) geçerliliğini kaybedecektir. Çünkü Türkiye ile Libya arasında komşuluk hukuku doğuran kıyı bölgesi Hafter güçlerinin elinde kalacaktır. İşte bu maksatla Libya’nın toprak bütünlüğünü sağlayıcı adımların tamamen UUH’nin başarısına bağlı olmaktan çıkarılması lazımdır. Bu nasıl yapılır? Elbette zor. Ancak başarı için zorunludur.

4. Bölgesel bir savaş çıkması durumu düşük bir olasılık olmakla birlikte dikkatten uzak tutulmamalıdır. Türkiye-Suriye’de, Irak’ta, Kıbrıs’ta bir ordu kadar kuvvet bulundurmaktadır. İç güvenlik harekâtını sürdürmektedir. Doğu Akdeniz’de donanması hazır ve nazırdır. Trablus’u savunmak için asgari takviyeli bir tugay ya da bir tümen kadar bir kuvvet gerekli olabilir. Daha sonra daha çok kuvvet gerekebilir. Bu kadar angajman ve dağınıklık fazladır. Ege’de beklenmedik çatışma durumlarına sürüklenme olasılığı vardır. Bu, bir tuzak demektir. 

Yeri gelmişken belirtelim. İtalyanlar 1911’de Libya’ya asker çıkardığında donanmamız olmadığı için kuvvet göndermek yerine bir avuç subayla direnişi örgütlemek durumunda kalmıştık. Enver Paşa ve Atatürk onlar arasındaydı. Başarılı da olmuşlardı. Ancak İtalya, bunun cevabını 1912’de On İki Ada’yı işgal ederek vermişti. Libya’ya karşılık bu adaları geri vereceğini belirtmişti. Ardından Balkan Savaşı çıkmış, hem Libya hem de On İki Ada elden çıkmış, On İki Ada’yı iade sözü de havada kalmıştı. (2)

Aslında Mustafa Kemal’in Balkanlar’daki gelişmelerden dolayı Libya’da olmaktan mutlu olmadığı da başka bir konudur. (3) 

Bunu vurgulamak gereği duydum, zira Doğu Akdeniz ve Ege mevcut haliyle her şeye gebedir.

5. Türkiye’nin bütüncül bir Akdeniz ve Karadeniz ile Ortadoğu stratejisinin yokluğu risk yaratmaktadır. Ya da böyle bir strateji varsa bile, biri diğeriyle uyumsuz adımları içinde barındırmakta, sürdürülebilmesi zorluklar içermektedir. Açık bir ittifak cephesi yoktur. Libya’da atılan adım “Mavi Vatan” uğruna diye anlatılmakta ancak Ege’deki 18 ada işgaline çıt çıkarılmamaktadır. Libya’da UUH’nin meşruiyeti dillerde pelesenk olmakta ancak Suriye ve Mısır’da aynı meşruiyete sahip iktidarların esamisi okunmamaktadır. Suriye’de birçok adımın birlikte atıldığı Rusya ile İdlib’te ve Libya’da ayrı düşülmektedir. ABD ile ilişkiler çelişkilerle doludur. AB ile benzerdir. Bu kadar çok ve birbirini kesen fay hattını hayat kaldırmaz. Bunların üstüne bir de anlamsız Kanal İstanbul tartışması eklenmiş ve Karadeniz dengelerini kendi elimizle bozma yoluna girilmiştir.

6. İç savaşın ne zaman ve hangi koşullarda biteceği ise muammadır. Uzadıkça yorucu olacaktır.  

Umarım risklerin hiçbirine maruz kalınmaz.  

Görev alacak askerlerimize başarı dileyerek yazıyı bitirelim.



(1) Nejat Eslen, Odatv, 29 Aralık 2019.

(2) Hazal Pabuççular, Türkiye ve Oniki Ada, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 12 vd. 

(3) Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk, Bilgi Yayınevi, 2. Baskı, s. 118.


Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026