27 Mayıs 1960 - Günay Güner
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

27 Mayıs 1960 - Günay Güner

27.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin yakın tarihinde sınıf çelişkileri kentsoylu-işçi bilinci üzerinden değil, yurtsever aydın, köylü ile derebeylik temsilcileri arasında yoğunlaştı. Sorun Atatürk Devrimi’nden çıkarları aşınanların savaşımı sorunuydu. Hâlâ da öyledir. 1940 yılından başlayan süreci başka türlü çözümlemek olanaksızdır. Osmanlıcılık, İslamcılık, ırkçılık, laiklik karşıtlığı hep bu sınıf baskısının ayrılmaz parçalarıdır.

Image

27 Mayıs 1960 ihtilaline giden süreçte Beyazıt Meydanı'nda gerçekleşen öğrenci protestolarından. (28 Nisan 1960)

Aslında önemli soru şudur: İnsanlığın ortak birikiminin yarattığı önsel, başat özgürlük ilkelerinden yoksun bırakılmış, dolayısıyla seçmeni aldatılmış bir siyasal düzen demokrasi olabilir mi? Olamaz. Demokrasinin yakınından bile geçemez. Bunlar Aydınlanma ilkeleridir aynı zamanda. Bağımsız, ağa kulluğundan kurtulmuş köylü, kültür kurumları, sanayi kuruluşları, destekleme uygulamaları, kadına, çocuğa değer verilmesi, eğitim, sağlık, hastalıkların kazınması, bayındırlık, barışçı iç ve dış siyasa... Sayılanlar ve sayılamayanlar Türkiye Cumhuriyeti’nin başarılmış temelleriydi.

Emperyalizm ilk yenilgisini tattığı Bağımsızlık Savaşımızı unutmadı. Ufacık bir çatlak buldu, sızdı, genişletti. O çatlağın önemli ayağı partilerdir. Tartışmalar, ayrı görüşler olur yurtta. Doğaldır. Ne ki o çatlağa teşne olmak bağışlanmaz. Bu ulusun varlığıyokluğu sorunudur. Devlet yönetmek oyun, deneme yanılma işi değildir. Hele de “bile bile” yapanlar sonuçlarını bilirler. Tıpkı Türk Ticaret Yasası’ndaki “basiretli tacir karinesi” gibi.

Askeri olsun olmasın, müdahaleleri ruhen hazırlayan, toplumca kabul görmesini sağlayan siyasal çürümedir. İç barışın kurulamamasıdır.

Türkiye’de darbeler Batı destekli faşizm tarihidir. 1950- 1960 yılları arasının süreği sayılabilecek 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 15 Temmuz 2016 darbeleri Türkiye’yi iç savaşa sürüklemiş, aydınlarının kıyımına neden olmuş, güvenliksiz, planlamasız, kalkınmasız bırakmış, kamu girişimlerinden etmiş, parlamentoyu işlevsiz bırakmış, özellikle Ergenekon tuzaklarıyla TSK’ye, yargıya, bilime saldırılmış, ulusal bilinç zayıflatılmıştır.

Bazı, büyük yıkımlar yaşamış ülkelerde anayasayı koruma örgütlerinin, halkın direnme hakkının tanınması rastlantı değildir, çok anlamlıdır.

27 Mayıs 1960 hareketi sonucunda, DP yönetiminin don derece karşı olduğu yüksek yargı kurumları, Devlet Planlama Teşkilatı, sendikalar, senato kurulmuş, üniversite özerkleşmiş, hızla kitaplar çevrilmiş, tutkuyla okunmuştur. Basın, yayın dünyası özgürleşti. Söz konusu ilerlemeler demokrasi için olmazsa olmaz koşullardır. Başat kaygı ulusun yararıdır.

Yazarın Son Yazıları

27 Mayıs 1960 - Günay Güner

Türkiye’nin yakın tarihinde sınıf çelişkileri kentsoylu-işçi bilinci üzerinden değil, yurtsever aydın, köylü ile derebeylik temsilcileri arasında yoğunlaştı.

Devamını Oku
27.05.2026
Hiper-Emperyalizm - Kaan Eroğuz

Küresel kapitalist sistem hızlı ve yoğun bir dönüşümün içinden geçiyor.

Devamını Oku
27.05.2026
Mutlak butlan ve demokrasi - Murat Fatih Ülkü

Aslında yargı ve hukuk sistemimizin geldiği nokta, yaşanan örnekler karşısında; son mutlak butlan kararının hukuken açıklanmasının ne yararı var pek emin değilim, bu karar esas siyasal yönü ile değerlendirilmelidir, hatta daha çok “demokrasi”, “serbest seçimler”, “seçme-seçilme hakkının siyasal boyutları” açılarından siyaset bilimi yönünden incelenmelidir ama elden gelen bir şey yok, ünlü sözü tekrar ederek biz de kendi sözümüze girelim...

Devamını Oku
27.05.2026
Yönetilemeyen halk sağlığı operasyonu - Azmi Yüksel

Kurban Bayramı, milyonlarca hayvanın ülke içinde hareket ettiği, el değiştirdiği, kesildiği ve elde edilen etlerin tüketimini içeren devasa bir süreçtir.

Devamını Oku
26.05.2026
Parti değiştirme - Cihangir Dumanlı

İktidar yerel seçimlerde kaybettiği belediye başkanlıklarını, yargıyı siyasal araç olarak kullanarak ele geçirmeye çalışmaktadır.

Devamını Oku
26.05.2026
Ulus iradesini egemen yapmak - Hatice Topcu

Ankara Adliye (İstinaf) Mahkemesi’nin “mutlak butlan” kararı ile CHP’nin 38. kurultay öncesi duruma çekilmesi ve süreçte delege oyuyla seçilen yönetimin tüm karar ve uygulamalarının yok hükmünde sayılması Türk siyasi tarihinde örneği olmayan bir sivil darbedir.

Devamını Oku
26.05.2026