‘Alea iacta est’
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Alea iacta est’

28.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş: Artık geriye dönüş yok! Kılıçdaroğlu ekibinin çağrısı üzerine polis CHP binasına zorla, binanın içinde bibergazı kullanarak girdi. CHP liderliğini binadan zorla çıkardı. Böylece “zar atılmış” oldu, siyasi olasılıklar yelpazesi hızla, sınırları belirsizleşerek genişlemeye başladı.

KAVRAMLAR ÖNEMLİ 

Olasılıklar üzerinde düşünürken kavramlar büyük öneme sahiptir. Her kavram kimi diğer kavramları dışarıda bırakır kimilerini de içeri alarak belli bir yönde düşünmeye olanak verir. Örneğin liberal, illiberal, rekabetçi demokrasi kavramları düşünme sürecini, sınırları belirsiz bir “demokrasi” kavramının içine hapseder. Ya bu demokrasi kavramının kapsadığı alan çoktan yok olduysa? Bir başka örnek de “saray rejimi” kavramıdır. Bu kavram, rejimi belli bir mekâna indirger. Böylece, devletin yapısında gerçekleşmiş dönüşümlerin özellikleri, rejimin iradesini destekleyen toplumsal hareketi, ekonomik-kültürel seçkin tabakalarını, onların dayandığı kurumları, sermaye ilişkilerini düşünmeyi zorlaştırır. Ağaca bakarken orman gözden kaçar. Bir diğer örnek de Trump’ın kankası, “Epstein sınıfından” bir emlakçının ağzından çıkan sözleri gerçek bir toplumsalsiyasi projeymiş gibi algılamakla ilgili olabilir. Ayrıca, “monarşi” kavramı da “saray rejimi” kavramının zaaflarını fazlasıyla taşır, “emperyalizmin” etkisini abartarak yerli işbirlikçilerini gölgede bırakabilir.

Bu kavramlar öngörme, direnme araçlarını tasarlama çabalarını aksatır. Demokrasi alanının çoktan tükenmiş olması bir yana, “saray rejimi” ya da “monarşi” gibi kavramların mücadele tarihinde iyi ya da kötü deneyler çıkartılabilecek karşılıkları yoktur. Buna karşılık, otoriter-totaliter kavramlarını rahatlıkla içeren faşizm kavramı, faşizmin betimlediği toplumsal olgunun gelişme özelliklerine, aşamalarına ilişkin “süreç olarak faşizm” kavramı bağlamında yakın tarihi dersler çıkarılacak zengin örneklerle doludur.

İKİ ÖRNEK 

Ders çıkarılması gereken iki önemli örnek İtalya, Almanya deneyimlerine ilişkindir.

Almanya’da ve İtalya’da sol hareket, faşizmin yükselişi karşısında benzer stratejik hatalar, iç bölünmeler nedeniyle felç oldu. Her iki ülkede de sosyal demokratlar ve komünistler arasındaki derin düşmanlık, ortak bir cephe kurulmasını imkânsız hale getirdi. İtalya’da Sosyalist Parti (PSI), 1920’deki büyük işçi hareketlerini devrime dönüştüremedi ve reformistmaksimalist çatışması içinde pasif kaldı. Almanya’da ise SPD, liberal Weimar’a sadık kaldı fakat kemer sıkma politikalarını destekleyerek emekçi tabanını kaybetti; Nazilere karşı sokak mücadelesi yerine anayasal yollara güvendi; ayrıca 1918’de radikal solu ezerek düşmanlığın temellerini atmıştı.

İtalyan Komünist Partisi (PCI), liderliği (Gramsci dışında) sosyalistleri “asıl düşman”, faşizmi “kapitalizmin basit bir tepkisi” olarak gördü. Alman Komünist Partisi (KPD) ise SPD’yi “sosyal faşist” ilan ederken Nazileri “kapitalizmin çöküşünü hızlandıracak bir evre” olarak değerlendirdi; bu yüzden ortak cepheyi reddetti. Her iki partinin de faşizmin ölümcül tehdidini kavramakta geç kaldığını söylemek gerekir.

Bu bölünmüşlüğün sonuçları da acı oldu. İtalya’da 1922 Ağustos’unda ilan edilen genel grev ezici bir yenilgiye uğrarken Almanya’da SPD, 1933’te Hitler şansölye olduğunda genel grev çağrısı yapmadı. Her iki ülkede de büyük sermaye, toprak sahipleri, muhafazakâr elitler, faşist liderleri kontrol edebileceklerini düşünerek iktidara taşıdı. Solun adeta “iç savaşı”, asıl düşmanın ilerleyişini kolaylaştırdı.

Türkiye’de de bu hataları görebiliyoruz. CHP neoliberalizmden kopmayı başarabilen ekonomik, sosyal politikalar üretmekte zorlanıyor; işlemeyen yasal süreçlere, parlamento ritüellerine gereğinden fazla değer veriyor. Solun genel ve kronik hatası olan grupçuluk, sekterlik, birlik oluşturma projelerinden türlü gerekçelerle uzak durma eğilimi direniş olasılıklarını, hatta iktidar projelerini gerçek siyasi pratikleri sürekli sabote ediyor.

“Zar atıldı”, geri dönüş yok. Şimdi her şey olabilir. Özgür Özel, CHP ve sol için tek güvence “momentum” yoksa süreç olarak faşizm hızlanarak laik Cumhuriyetin, hakların ve özgürlüklerin son kalıntılarını da yok edecek!