Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

İlk Türkçe Eğitim Yapan Lise Hangisi?

09 Mayıs 2011 Pazartesi
\n

Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif, Reşat Nuri Güntekin, Hasan Âli Yücel, Şemseddin Günaltay, Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu, Reşat Ekrem Koçu, Ekrem Akurgal, Feridun Fazıl Tülbentçi, Sıddık Sami Onar, Süheyl Ünver, Kazım İsmail Gürkan, Yusuf Ziya Ortaç, Elif Naci ve daha niceleri... Türkiyenin Osmanlının son yıllarının ve Cumhuriyet döneminin yüz akı bilim adamları, sanatçıları, şairleri, yazarları ve eğitimcilerinin Vefa Lisesinden yetişmiş olmaları bir raslantı değildir.

\n

Vefa Lisesi 1872de kurulduğu zamanilk sivil Türk lisesiolma özelliğine sahiptir. Önce Vefa İdadisi, 1908de Vefa Sultanisi, 1924te de Vefa Lisesi adını aldı. 19. yüzyılın son çeyreğine girerken Osmanlı Devletinde Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Rumca, Ermenice, Yahudice, Arapça eğitim yapan sivil liseler var ama Türkçe eğitim yapanı yok. Kısacası anadilden başka eğitim yapan her türlü sivil lise mevcut, sadece Türkçesi yok. Osmanlının o günkü durumunu, bu olay bile çok iyi anlatıyor.

\n

Yukarıda bir kısmının adlarını andığım, toplumu yücelten aydın insanların Vefa Lisesinden yetişmiş olmalarının arkasında yatan gerçek budur. Bir Hasan Âli Yücel, bir İsmail Hakkı Baltacıoğlu, bir Mehmet Akifin anadilde eğitim yapan ilk (ve tek) liseden çıkmaları raslantı olamaz.

\n

Her yıl mayıs ayının ilk haftasındaBoza Günüyapılarak Vefanın kuruluş yıldönümü kutlanır. Bu kutlama herhangi bir lisede yapılan olağan kutlama değildir aslında. Tarihsel bir boyutu vardır ve Cumhuriyete omuz veren, onu yücelten insanların önemli bir kısmının bu liseden yetiştiğini görürüz.

\n

Bir sürecin yansımaları...

\n

Vefanın geçmişi ve yakın tarihi, Osmanlının son dönemindeki süreci ve Cumhuriyetteki dalgalanmaları, iniş çıkışları da yansıtır. Adnan Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın gibi döneme damgasını vurmuş pek çok ünlü de bu liseden yetişmişlerdi.

\n

Kuruluşundan itibaren Vefanın yakın tarihini incelediğimizde;

\n

- hem Osmanlının son dönemindeki sıkıntıları,

\n

- hem de Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki özgünlüğü, idealizmi ve karşılaştığı sorunlarını anlarız.

\n

Vefa Lisesinin yakın tarihi ve yetiştirdiği insanların çabalarında, Osmanlıdan Cumhuriyete geçişin sürtüşmelerini görürüz. Lisenin tarihi ile toplumun geçirdiği sürecin çalkantıları üst üste çakışır.

\n

Gelelim bugüne...

\n

Bu yıl Uğurun (Dündar) 50. mezuniyet yılıydı, zorunlu nedenlerle katılamadı. Müjdatın (Gezer) 50. yılı da doldu dolacak. Böylece aralarındaki yaş kavgasıda resmen sonuçlanmış oldu, kimin yaşça daha büyük olduğu ortaya çıktı!

\n

Ben üç yıl önce 50. mezuniyet yılımı doldurmuştum. Aynen 50 yıl öncesinde Vefadan mezun olurken aldığım gibi, ödülümü elli yıl sonra da yine İngilizce hocam Süheyla Berkerden almıştım. (*)

\n

Son toplantıda başka bir tarih yaşandı. İstanbul Ticaret Borsasının büyük rekor sahibi ezeli ve ebedi başkanı Nejat Basmacı dostumuz bu yıl 91 yaşına girerken ailesinin, doğum günü pastasının üzerine neden “19” yazdıklarını anlattı. Kendisi hâlâ dimdik ayakta. Fidel Castronun rekorunu kırıp Guinness Rekorlar Kitabına gireceği artık kesinleşmiş bulunuyor!..

\n

Sevgili Basmacı, Vefa Lisesini 1939 yılında bitirmiş; İkinci Dünya Savaşı henüz başlamamış iken.

\n

Atatürk İstanbul Üniversitesine gelerek öğrencilerin arasına oturup profesörün verdiği dersi dinlerken Basmacı da birkaç yıl farkla, Vefada öğrenciymiş. Atamız İstanbul Üniversitesinin yanı başındaki ilk Türk lisesi Vefaya uğrayıp orada Reşat Ekrem Koçudan tarih dersi dinleseydi belki de yanında Nejat Basmacı oturacaktı!

\n

Bugünkü yazımı bir vefa borcuolarak yazmıyorum: Vefa Lisesine olan bir yurttaşlık borcu olarak düşünüyorum. Az bilinen bir tarihi gerçeğin kamuoyuna yansıtılması gerekiyordu. Osmanlıda anadilde, yani Türkçe eğitim yapan ilk sivil lisenin, ancak 1872de Vefa Lisesi ile ortaya çıktığını anımsatmak istedim.

\n

Eğitim, dil, toplum, bağımsızlık, özgürlük, kültür, uluslararası ilişkiler ve demokrasi arasındaki bütünsel bağların; Osmanlıdan 2011 yılına gelinceye kadar geçirmiş olduğumuz sürecin köşe taşlarının unutulmaması için...

\n

(*) Bu olayı 6 Haziran 2008 tarihli Cumhuriyetteki Bıçak Sırtı köşemde anlatmış ve 50 yıl arayla çekilen iki fotoğrafı yan yana yayımlamıştım.

\n

\n\n