Milliyetçilik ve Soykırım-I

Milliyetçilik ve Soykırım-I

18.04.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ermeni tehcirinin (sürgününün) bir soykırım olduğu iddiaları, bu sürgünün 100’üncü yılında, yeniden uluslararası siyasetin gündemine oturdu...
Beklenen bir olaydı.
Beklenen bir olaydı ama yeteneksiz ve beceriksiz politikacılar, beklenen bu olaya karşı, Çanakkale Zaferi’nin kutlanması ile Tehcir’i anma tarihlerini çakıştırmak gibi gülünç önlemlerin ötesinde bir hazırlık yapamadılar...
İddialara karşı da, Türkiye’deki 100 bin kadar Ermeniyi sınır dışı etmedikleri gibi garip, ilgisiz ve insanları irkilten bir savunma ile yanıt vermeye çalıştılar.

***

Tehcirin yüzüncü yılında Türkiye artık yapayalnız:
Çünkü beceriksiz ve yeteneksiz politikacıların yaptıkları dış politika yanlışları sonunda ne dünyada ne de bölgemizde doğru dürüst bir müttefikimiz kaldı.
Eskiden dünyada ABD, Ortadoğu’da İsrail ve hatta Avrupa’da bazı ülkeler, soykırım iddialarına karşı Türkiye’nin yanında yer alırdı...
Şimdi bunların hepsi artık Türkiye’ye karşı tavır koyuyorlar.

***

Aslında 1915 sürgününün bir soy-kırım olup olmadığı sorunu, soğukkanlı ve bilimsel bir yaklaşımla, gerek tarih gerekse hukuk açısından hiçbir zaman yeterince tartışılmadı...
Daha çok siyasal bir yaklaşımla, Ermeni diyasporasının büyük bir başarısı olarak, birtakım devletlerin parlamentolarınca karar altına alındı ve birçok yerde “Ermeni soykırımı olmamış-tır” demek hukuken yasaklandı.
Sırf bu gerçek bile konunun siyasal olarak ne kadar istismar edildiğinin bir kanıtıdır.

***

Türkiye’de “Ermeni soykırımı ol-muştur” demek belki çok kolay değil, ama yasak da değil.
Üstelik pek çok entel yazarımız, (soykırım kavramının altında yatan aşırı) milliyetçilik anlayışını “mikrop” olarak nitelerken sadece Türk milliyetçiliğini kastediyor...
Ermeni Soykırımı veya PKK ile görüşmeler söz konusu olduğunda, doğrudan etnikçiliğe dayalı olan Ermeni veya Kürt milliyetçiliklerini yüceltiyor.
Oysa, milliyetçiliğin milliyeti yoktur...
Faşizmin de milliyeti yoktur...
Siyaseti hangi ırka, hangi millete dayalı olarak yaparsanız, o ırkın, o milletin milliyetçiliği tehlike arz etmeye başlar, başka milliyetçilikleri de tetikler...
Ve bu sarmal insanoğlunu nereye götürür bilinmez!

Yazarın Son Yazıları

Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026