Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

25.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor. Tarih karşımıza, bir çöküşün semptomları olarak Caligula’yı anımsatan Trump’ı, Platon’un “pleonexia” dediği “doyumsuz açgözlülüğü” trilyoner Elon Musk’ı çıkarıyor.

Augustus, imparatoru “birinci vatandaş” kavramı arkasına gizlemişti; Caligula bu perdeyi yırtarak senatonun iktidarsızlığını alenen sergiledi. Trump denetleme dengeleme aygıtlarını, bürokrasiyi “derin devleti” kale almadı, basını düşman ilan etti, Trump Cumhuriyetin içinin boşaldığını gösterdi.

Caligula kendi muhafızları tarafından öldürüldü. Yerine Claudius’un getirildi. Askeri sadakat cumhuriyet erdeminden üstün olduğunu kanıtladı. Trump 6 Ocak’taki Kongre baskınını destekledi, devletin güvenlik kurumlarının en kritik noktalarına liyakate bakmadan kendi sadık taraftarlarını yerleştiriyor, orduyu siyasete alet etmeye çalışıyor. Başkanlık makamı, başkanı zenginleştirme, eleştirileri susturma makinesine dönüştü. Anayasal normlar aslında, liderlerin iyi niyetlerine bağlıymış; “demokratik cumhuriyet” aslında bir yalanmış.

ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME 

Roma Cumhuriyeti’nin son döneminde, “latifundia” (büyük köle çiftlikleri) küçük çiftçileri topraklarından etti. Oluşan devasa mülkler, birkaç seçkin ailenin servetini katlarken Roma’nın geleneksel tarımı adeta yıkıldı. Senato, zengin aristokratların oyuncağı haline geldi; yolsuzluk, rüşvet ve seçim manipülasyonu sıradanlaştı.

ABD’de, başta Musk olmak üzere teknoloji, kripto plütokrasisinin Trump’a verdiği destek, Trump’ın kurumları hiçe sayan tarzı, Amerikan Kongresi’nin kutuplaşması Roma senatosunun çürüyüşünü anımsatıyor. Caligula, atını senatör ilan ederek senatoyu aşağılıyordu, Trump kurumsal, ortağı olduğu şirketlere devlet kontraları, fonları, hatta ticari sır aktararak otoriteyi kişisel çıkar adına dejenere ediyor.

Bu ortamda SpaceX’in borsada halka arzıyla, servetinin 1.2 trilyon dolara, GSYH’nin yüzde 3’ünden öte bir büyüklüğe ulaşması, Musk’ı Rockefeller’ı bile ikiye katlayan bir servetin sahibi yapıyor. Platon’a göre, ideal bir cumhuriyette en zengin vatandaşın serveti en yoksul vatandaşınkinin dört katını geçmemeliydi. Musk’ın serveti, tipik bir Amerikan ailesinin net servetinin 5 milyon katı. Bu yurttaşlık kavramını da anlamsızlaştıran müstehcen bir eşitsizlik.

En zengin yüzde 0.01’in serveti on yılda dört kat arttı, SpaceX’in değeri borsada bir yılda 400 milyar dolardan 1.77 trilyon dolara fırladı Musk tarihin en zengin insanı oldu. Bu arada, keyfi bir savaşın patlattığı enerji fiyatları, ortalama Amerikalı işçinin bir buçuk yıllık ücret artışını silip süpürüyor. Ulusal gelir içinde ücretlerin payı dibe vurmuş durumda, düşmeye devam ediyor. Amerikalıların yüzde 60’ı maaştan maaşa yaşıyor. Trump’ın Caligula gibi siyaseti tiyatroya çevirdiği, başta Musk olmak üzere teknoloji baronlarının, her gün yeni bir servet artışı rekoru kırdığı bu ülkede emekçiler, prekarya bir yana, orta sınıf bile kendini terk edilmiş hissediyor.

Bu tablo, Sokrates’in uyarısını haklı çıkarıyor: Aşırı zenginlikle aşırı yoksulluğun yan yana bulunduğu bir toplum, artık tek bir toplum değildir. Bir tarafta Musk’ın 250 milyon dolarlık seçim harcamalarıyla, teknoloji, kripto milyarderlerinin milyonlarca dolar bağışlarıyla siyaseti satın alması, diğer tarafta emeklilik, sağlık sigortası endişesiyle uykuları kaçan milyonlar.

Roma, öncelikle, içeriden çürüdüğü için çöktü, dış düşmanlar yüzünden değil. Vatandaşlar sistemin kendileri için çalışmadığını anladığında, cumhuriyeti savunma isteği öldü. Bugün Amerikalıların yüzde 60’ı “Ekonomi benim için çalışmıyor” diyor. Bir “imparatorluğun” yurttaşları geleceğe ilişkin umutlarını yitirdiklerinde, hegemonyası da söner. Financial Times’ta Martin Wolf, “yönetim yozlaşmış, beceriksiz ve en önemlisi kurucu ... norm ve değerlere düşmandır... Trump tiranlığa özeniyor” diyordu.

Roma yanarken Neron lir çalıyormuş, bugün Trump, balo salonu yapmak için Beyaz Saray’ın bir kanadını yıktı, anıt havuzu da yeşil bir bataklığa çevirdi. Roma’da çürüme ve çözülme iki yüz yıl sürmüştü, bugün tarih kıyaslanamayacak bir hızla ilerliyor. (Veriler New Yok Times ve Axios’tan)

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026