
Mustafa Kemal Atatürk, Salih Bozok ve İsmet İnönü ile birlikte Ertuğrul Yatı’nda. (Ağustos 1936)
Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir. Ticaretin, keşiflerin, kültürel etkileşimin, savaşın ve barışın sahnesinde deniz vardır. O yalnız ekonomik bir kaynak, jeopolitik bir alan ya da ulaşım hattı değildir; aynı zamanda insanın kendisiyle ve doğayla karşılaşma mekânıdır. İnsanoğlunun en büyük sınavlarından biri, doğayla kurduğu ilişkidir. Denizcilik bu sınavın en zorlu alanlarından biridir. Çünkü son derece cömert bir dost olan deniz, diğer yüzüyle de oldukça sert ve zaman zaman acımasız bir sınayıcıdır.
Dünya Denizciler Günü’nde bu gerçekliği de hatırlamak gerekir. Çünkü insan ile deniz arasındaki ilişki, özünde diyalektik bir ilişkidir. Deniz yaşam verir; aynı zamanda tehdit eder. Bereket sunar; fakat bedel de ister. İnsan için vazgeçilmezdir, ancak insanın doğal yaşam alanı değildir. Bu nedenle denizcilik, doğayla, akıl temelinde uyum kurmayı gerektirir.
DENİZCİLİK KÜLTÜRÜ VE ETİK ANLAYIŞI
İyi denizci aklını kullanır, tecrübeden ders çıkarır, bilgiyi uygular ve bilim ile teknolojinin sunduğu olanaklarla güvenliği, sürekliliği ve etkinliği güçlendirir. Çünkü denizde dogmaların, hamasetin veya kibrin karşılığı yoktur. Belirleyici olan; bilgi, tecrübe, muhakeme, disiplin ve sorumluluktur. Dolayısıyla denizcilik yalnız bir beceri veya uzmanlık değil; aynı zamanda düşünme, öngörme ve doğru karar verebilme pratiğidir.
Denizcilik kültürünün temelinde güçlü bir etik anlayış bulunur. Denizde arama, kurtarma ve yardım, yalnız meslek kuralı değil, doğrudan insanlık ilkesidir. Kazazedenin kimliğine, milliyetine, inancına bakılmaz; deniz, insanı eşitler. Bu yönüyle denizcilik vicdan duygusunu besler, diri tutar ve insana insanlığını hatırlatır.
Öte yandan, yükselen ve çığır açan teknolojiler denizciliğin karakterini dönüştürüyor. Yapay zekâ, büyük veri, robotik sistemler, otonom teknolojiler ve kuantum temelli gelişmeler pek çok alanda olduğu gibi, denizcilik olgusunu da yeniden tanımlıyor. Navigasyon sistemlerinden hava tahminlerine, uzaktan bakım uygulamalarından insansız deniz araçlarına kadar teknoloji, denizlerdeki yaşam ve görev süreçlerini farklı bir düzleme taşıyor.
GELİŞEN TEKNOLOJİ VE GEREKSİNİMLER
Teknolojik gelişmeler, gelecekte denizlerde insan ile makine arasındaki görev paylaşımında makinelerin daha fazla rol üstlendiği yeni bir dönemi beraberinde getirebilir. Ancak burada asıl konu, insanın bu dönüşüm içindeki konumunun ne olacağıdır. Çünkü insan aklının ürünü olan teknoloji; insanın sorumluluğunu ve muhakemesini bütünüyle ikame eden bir unsur değildir.
Denizcilikte teknolojiye duyulan gereksinim tartışmasızdır. Artan nüfus, büyüyen küresel ticaret, enerji güvenliği, iklim krizi ve azalan karasal kaynaklar düşünüldüğünde, insanlığın denizlere bağımlılığı giderek artmaktadır. Denizlerde yeşil dönüşüm, yeni enerji modelleri ve dijitalleşme zamanla zorunluluk haline gelebilir. Fakat teknolojiye duyulan güven, insan unsurunun önemini gölgelememelidir. Çünkü muhakeme, tecrübe, öngörü ve zor kararların sorumluluğunu üstlenebilme cesareti hâlâ insana aittir. İnsan aklı ile teknoloji arasında denge kurabilmek kritik bir gereksinim haline gelmektedir.
Dünya Denizciler Günü, denizlerde zorlu koşullar altında küresel yaşamın sürekliliğine katkı sağlayan denizcilerin emeğini, sorumluluğunu ve insanlığa sundukları değeri hatırlama günüdür. Aynı zamanda insanlığın denizle kurduğu eski ilişkiyi de düşünme fırsatıdır. Çünkü denizlerden yalnız ticaret ve refah değil; dayanışma, etik, akıl ve düşünce de doğar.
HAKAN ERCAN
(E) TUĞAMİRAL