Ayşe Yıldırım

AKP’nin yaptığını Aşil bile yapmadı

13 Ağustos 2015 Perşembe

Nefreti o kadar büyüktür ki Aşil’in (Akhilleus) Hektor’un ölüsünü toz toprak içerisinde sürükleyerek Troya surlarının etrafında dolaştırır tam yedi kez.
Yarı tanrı Aşil, M.Ö. 12. yüzyılda Akhalılar ile Troyalılar arasından tam 10 yıl süren savaşın sonunda öldürmüştür Troya Prensi Hektor’u.
Tanrılar çok kızmıştı. Çünkü Aşil, Hektor’un cenazesini inançlarına uygun bir törenle gömmek isteyen Troyalılara vermiyordu.
Ta ki Hektor’un babası Troya Kralı Priamos gizlice gidip Aşil’le konuşuncaya kadar:
“Tanrısal Akhilleus getir aklına babanı! Şimdi olmalı o da benim yaşımda, varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Belki çevresinde komşular üzer onu, belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin, gün boyunca sevinir gönlünde, oğlum dönecek Troya’dan, göreceğim onu, der.”
İşte bu sözler acımasız Aşil’in kalbini yumuşatır. Gözlerinden yaşlar boşanırken Priamos’un elinden tutup avutur.
Hektor’un ölüsünü kendi eliyle yıkayıp hazırladıktan sonra babasına verir Aşil.
Priamos acısına rağmen sevinç içinde alıp götürürken oğlunun ölüsünü, cenaze töreni için 9 gün süre ister Aşil’den. 10. gün oğluna veda ettikten sonra savaş yeniden başlar.
M.S. 20. yüzyılda, yani bundan tam 100 yıl önce, aynı topraklarda başka bir savaş vardır. Gelibolu’da Osmanlı ile itilaf devletleri savaşıyordu bu kez. Savaş olanca acımasızlığıyla sürerken iki taraf da kayıplar vermişti. Ortalıkta çürüyen cesetlerin ağır kokusu duyulmaya başlamıştı. 24 Mayıs 1915 günü taraflar ölülerini gömmek için saat 07.00 ile 16.30 arasında ateşkes yapmaya karar verdi. Birbirlerine eşlik ederek ölülerini gömdüler. Sonra kaldıkları yerden savaşmaya devam ettiler.
Savaşlardan bolca nasiplenmiş bu kentin yani Çanakkale’nin bu yıl düzenlenen 52. Uluslararası “Troia Festivali”nin teması “Birlikte yaşamak”tı. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, savaşa karşı “İnadına barış” çağrısı yaparken ülkenin doğusunda bir ilde Şanlıurfa Suruç’ta 20 aile çocuklarının ölüsünü almak için tam 8 gündür sınırda bekliyordu. Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken ölmüştü oğulları, kızları. Tek istekleri vardı: Çocuklarına inançlarına uygun bir cenaze töreni yapmak. Ama onların ne gözyaşları ne de feryatları AKP’nin kalbini yumuşatmaya yetmemişti.
Tüm girişimleri “Başbakanın kesin talimatı ve Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle cenazeler verilmeyecek”ten öteye gitmedi. Kobane’de morg ve soğutma sistemi de yeterli değildi. Sıcakta daha fazla bekletilemeyen cenazeler mecburen sınırın karşı tarafında gömüldü. Acılı anne ve babalar taziye evlerini, çadırlarını kurmak için memleketlerine geri döndü.
Onlarla birlikte bekleyen HDP milletvekili İbrahim Ayhan, kendilerine ne söz konusu Bakanlar Kurulu kararının ne de herhangi bir yazılı belgenin gösterilmediğini söylüyor: “Bu tamamen keyfi ve siyasi bir karar. Cenazeler üzerinden siyaset devşiriliyor” diyor İbrahim Ayhan: “Bir anlamda, niye IŞİD’le savaşıyorsunuz deniyor. Sonuçta bu insanlar IŞİD’le savaşırken öldü.”
Aileler döndü ama çocuklarının cenazelerini almak için demokratik ve meşru yollardan haklarını aramaya devam edecekler.
3 bin yıl önce Troya’da yaşananlar insanlık utancı olarak anılmayacak, 100 yıl önce Gelibolu’da yaşananlardan da insanlık utanmayacak. Ama bugün Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda yaşananlar AKP iktidarının insanlık utancı olarak tarihe yazılacak.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Son bir soru ve veda 13 Eylül 2018
Siyasal yangın 30 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları