Suriye için iki senaryo

23 Eylül 2015 Çarşamba

Giderek karmaşıklaşan Suriye manzarasında ne Türkiye, ne bölgeye hayırlı sonuç çıkıyor. Neresinden tutsak olmuyor...
Rusya’nın son hamleleriyle ortada komplo teorileri uçuşmakta. Şahsen “komplolara inanma, komplosuz kalma” motto’muzu yandaşların irrasyonel sallamaları karşısında gömmek durumunda kalalı çok oldu. Malum artık en kolayı bu! Uluslararası retoriğe, verilen mesajlara, alt metinlere, sahada olanlara dayandırmaya filan gerek duyulmuyor. Öngörebilmek için önce tutkularını gemleyip anlamalı. Biz en iyisi olabilecekleri kestirebilmek/değiştirebilmek için olgular üzerinden soğukkanlı seçeneklere bakalım...

***

Rusya’nın hamlesinin meali net: “Rest çekmek.” Ana tespitleri radikal siyasal İslamcı virüsün bölge ve küresel düzen için tehdit oluşturduğu. Önerdikleri deva, bölge ülkeleri, büyük güçler, sahada Irak ve Suriye orduları ve Kürtlerin bulunduğu IŞİD’le savaş cephesi. Ruslar anlaşılan “ılımlı” diye pazarlanan siyasal İslamı çok “kullanışlı” bulmuyorlar. Amerikan medyasındaki “günah çıkartmaları” okuyunca geçen sene bu girişim için “fantezi” demiş Obama’nın da aynı görüşte olduğunu ancak liberal müdahaleci ekibine söz geçiremediğini anlıyorum.
Rus restinin askeri yansıması Tartus Limanı ve Lazkiye’de havaalanını genişletip Ortadoğu’da İncirlik’e karşı ilk havaüssüne kavuşmak oldu. İHA’lar ve savaş jetleriyle “Suriye semaları bize emanet” diyorlar, “karada savaşı” da dışlamıyorlar. Obama’ya mesajları, “ayaklarımız dolanmasın”. Son olarak üç saatliğine Moskova’ya koşan İsrail Başbakanı Netanyahu’ya ise “Suriye, Hizbullah düşmanınız anladık da bu yüzden El Kaideci’lere destek olmayın. Şam’ın size saldıracak hali yok. Onu da biz hallederiz.
Peki, Rusya’nın istedikleri olur mu?
İroniktir, Batı’da Afganistan ve “Rusya’nın 20 milyon Müslümanı var” anımsatmaları devreye sokuldu. Sovyet ordusunun ABD destekli mücahitler tarafından sersefil edildiği, Batı’nın bu İslamcı yatırımının kendisine El Kaide ve 11 Eylül olarak döndüğü mevzu... Rusya’nın payına düşen de 1990’larda boru hatları için verdiği ve çok kan dökerek kazandığı Kafkasya savaşı…
Rusya açısından bence denklem farklı lakin bu ayrı yazının konusu. Suriye’ye dönersek... Kanımca iki senaryo var:
*Geçici uzlaşma: BM Genel Kurulu’nda belki ipuçlarını göreceğimiz “uzlaşma”. Suriye’de tarafların Esad’lı geçişle masaya oturtulması. Belki federal yapıda, azınlık haklarının garantilendiği ama orta vadede tek parça bir Suriye. Irak örneğine bakılınca, uzun vaadede sıkıntılı.
*De fakto parçalanma: Daha akla yakını. ABD’nin de Rusya’nın da tuzu kuru. İsrail için gayet mantıklı. Başı Yemen’de dertte olan Suud ve Körfez öpsün başına koysun.
Peki, parçalanma nasıl tezahür eder?
1) Rusya batıda kuzeyden güneye Sünni, Alevi, Hıristiyan, Dürzi uzlaşmasına dayalı cephenin hamisi olur. Yönetim nüfus çoğunluğuyla yerli yerinde, ordu da Rus askeri teknolojisiyle ihya olur.
2) ABD’nin işi daha zor. YPG ile birlikte alametleri şimdiden gelen bir saldırıyla IŞİD’i Türkiye sınırındaki tek kalesi Cerablus’tan çıkarıp Güneydoğu’da izole etmek. Doğal sonucu üç kantonun birleşmesi. Tabii Amerikalıların hem Kürtler nedeniyle Türkiye ile hem de “ılımlılık” tohumları ekmekte işleri zor. Batı kamuoyuna El Kaide’nin Nusra cephesini ekarte edeceği savıyla yeni lideri Ebu Yahya el Hamawi eşliğinde yine yeniden pazarlanan “ılımlı” Ahrar üş Şam’la neye varılır bilmem. Bunların Kürtlerle eşgüdümü nasıl sağlanır o da ayrı soru.
3) Pek insan yaşamayan çöllük doğuda IŞİD’i Irak cephesiyle birlikte uzun vadede yenip yaşanabilir bir Sünni bölgesi yaratmak… Realist İran’ın da oluruyla..
Alın size üç parçalı Suriye. Huzuru mumla arayın…
Bu karambolde Türkiye’nin yüzyıllık arzusu Halep’ine kavuşmasına gelince… Kürt meselesine bakış değişmedikçe zor. Benim gördüğüm manzara bu.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları