İnsan yaratıcıdır, üretkendir; emek anlamlıdır, kutsaldır. İnsan ve insan emeği/üretkenliği/yaratıcılığı; hayatın olduğu gibi ekonominin de temelidir, olmazsa olmazıdır. Bilişimde ve teknolojide yaşanan onca gelişmeye ve yeniliğe karşın, işlevini ve önemini korumaktadır. İşte 1 Mayıs, tüm dünyada, yaratıcı/ üretici emeğin, emekçinin, tüm çalışanların bayramıdır/mücadele günüdür. Biz de bu anlamlı günü, içtenlikle yürekten kutluyoruz.

Biz ve bizim kuşağımız, “Emek en yüce değerdir” ilkesiyle yetiştik. O yıllarda doğan sevgili kızımıza bile “Emek” ismini verdik. Bu nedenle de emeği, emekçiyi her daim önemseriz. Yıllardır bütün dünyada “emeğin bayramı” olarak kutlanan 1 Mayıs’ın ülkemizde kutlanması, kabullenilmesi ve kalıcılaşması, hiç de kolay olmamıştır. Bu uğurda çok çileler, sıkıntılar çekilmiştir. 49 yıl önce, İstanbul’da yaşadığımız 1 Mayıs 1977 katliamını; aradan yıllar geçmesine karşın, hiçbir zaman unutmuyoruz.
BUGÜN 1 MAYIS
İşçi Bayramı’nın evrensel mücadele öyküsü 1886 yılına kadar uzanır. O yıllarda Amerika’da iş gününün 8 saat olması amacıyla gösteriler yapan işçilere ateş açılması, çok sayıda işçinin ölümüne yol açar. Gösteriler büyür ve yaygınlaşır. 1889 yılında toplanan İkinci Enternasyonal, 1 Mayıs’ı uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kabul eder.
Sonraki yıllarda da bu tarihi gün anlamlı bir bayrama dönüşür. 1 Mayıs, bütün dünyada, o dönemden bu yana “emeğin ve emekçinin bayramı-mücadele günü” olarak kutlanmaktadır.
EMEĞİN DURUMU
İçinde bulunduğumuz günlerde, ülkemiz ve halkımız zorlu bir dönemden geçiyor. Halkın en geniş kesimleri, yaşanan ekonomik krizden/buhrandan alabildiğine etkileniyor. Ekonomik yıkımın altında en çok kalan ve ezilen de çalışanlar, emekçiler, emek kesimleri oluyor.
Günümüz koşullarında en anlamlı 1 Mayıs kutlamasının, işçilerin güncel sorunlarının ve taleplerinin gündeme taşınarak olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle de çalışanların en yakıcı sorunlarına dikkat çekmek istiyoruz.
EMEKÇİNİN TALEPLERİ
Bu 1 Mayıs’ta çalışanların ve emek kesiminin taleplerini vurgularken bir başka önemsediğimiz güncel konuya da dikkat çekmek istiyoruz. Bu da dünyada ve ülkemizde üretim ilişkilerinin değişmekte olduğu ve ücretli emeğin konumunun giderek farklılaştığı gerçeğidir. Emek kesiminin önderleri, sendikal ve siyasal çevreler, emekten yana aydınlar, düşünce insanları, bu yeni gelişmeleri dikkatle irdelemelidir. Dolayısıyla yeni gelişmelere koşut örgütlenme/çalışma biçimleri belirlenmeli ve yol haritaları oluşturulmalıdır.
Üretimde ve hayatın içinde mavi yakalıların etkinliği gerilerken beyaz yakalı olarak tanımlanan kesimlerin ağırlığı artmaktadır. Üretimi ve üretim ilişkilerini giderek bu kesimler belirler hale gelmektedir. Bir başka altını çizmek istediğimiz konu, İngiliz iktisatçı Guy Standing’in tanımladığı, belirsizliği ve güvencesizliği ifade eden “prekaryalaşma” kavramıdır. 2026’nın 1 Mayıs’ında, çalışanların ve emek kesiminin gündemini işte bu konular oluşturuyor.
***
Kitlesel 1 Mayıs’ın yaratıcıları
Ülkemizde uzun yıllar sonra 1 Mayıs’ın işçi bayramı ve emeğin uluslararası mücadele günü olarak kutlanmasında, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) başı çeker. DİSK’in ve bağlı sendikalardaki o dönem yönetimlerinin-yöneticilerinin çok büyük emekleri ve çabaları vardır.

İbrahim Güzelce - Kemal Türkler
DİSK’in öncülüğünde ilk büyük kitlesel kutlama, 1976’da İstanbul Taksim Meydanı’nda yapıldı. Bu yıl işte bu büyük ve görkemli kutlamanın 50. yılını yaşıyoruz. 1976 1 Mayıs kitlesel kutlamasının en başta gelen yaratıcıları da dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler ile DİSK Genel Sekreteri İbrahim Güzelce idi.
2026, KEMAL TÜRKLER YILI
İçinde bulunduğumuz 2026 yılı, aynı zamanda devrimci sendikal önder Kemal Türkler’in de 100. doğum yılıdır. Bu nedenle, başta Birleşik Metal-İş olmak üzere, sendikalar ve emek örgütleri bu yılı “Kemal Türkler yılı” olarak kutluyorlar.
Sürekli ve dikkatli okurlarımız anımsayacaklardır; 13 Şubat 2026 tarihinde bu köşede yayımlanan “TİP’in ve DİSK’in tarihi önemi” başlıklı yazımızda; “içinde bulunduğumuz yılın Kemal Türkler’in 100. doğum yılı” olduğunu yazmıştık. Eski bir DİSK üyesi olarak da bunun önemini vurgulamış ve anlamına uygun etkinliklerle kutlanmasını önermiştik. Bu bağlamda, 2026’nın Kemal Türkler yılı olarak ilan edilmesini önemsiyor ve duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyoruz.
GÜZELCE VE 50. YIL
1 Mayıs’lardan söz açılınca bizim de belleğimizde anılar adeta birer fotoğraf olup yüreğimize düşüyor. Aslında 1 Mayıs’ın kitlesel olarak kutlanması ile ilgili hazırlıklar 1975’te başlamıştı.
Bu bağlamda Eylül 1975’te “Demokratik hak ve özgürlükler mitingleri” düzenlendi. Bunlardan biri de İzmir’de Cumhuriyet Alanı’nda yapıldı. O gün biz İzmirli emekçiler, ilericiler; DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler ile birlikte DİSK Genel Sekreteri İbrahim Güzelce’yi de dinleme olanağı bulduk.
Doğrusu ben Güzelce’yi ilk kez görüyordum. Meğer bu aynı zamanda son görüşümüzmüş. İbrahim Güzelce, 1976 başında, o büyük 1 Mayıs’ı göremeden aramızdan ayrıldı. İşte içinde bulunduğumuz 2026 yılı bir yandan Türkler’in 100. doğum yılı olurken diğer yandan Güzelce’nin kaybının da 50. yılı oluyor. Bizler 2026 1 Mayıs’ını alanlarda kutlarken ülkemizde kitlesel 1 Mayıs’ın yaratıcıları olan sendikal önderleri de saygıyla anıyoruz.
***
1 Mayıs ve İzmir
Geçmişte İzmir’in işçileri, emekçileri, ilerici insanları; düğüne bayrama hazırlanır gibi, günler öncesinden 1 Mayıs’a hazırlanırlardı. O dönemlerde işçilerin, emekçilerin yoğun olduğu hemen bütün kentlerde benzer görüntüler yaşanırdı.

1 Mayıs 1979 Cumhuriyet Meydanı
Bu hazırlıklarda, başta DİSK ve bağlı sendikalar olmak üzere demokratik kitle örgütleri, meslek kuruluşları, kadın-gençlik örgütleri önemli rol üstlenirdi. 1 Mayıs, emekçilerin ve emekten yana insanların ortak mücadele günüydü, bayramıydı.
1905, İLK KUTLAMA
Aslında ülkemizde 1 Mayıs kutlamalarının Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişi var. Özlemle andığımız tarihçi Oktay Gökdemir kardeşimizin tespitlerine göre, ilk kutlama da 1905’te İzmir’de yapılır. Osmanlı döneminde yapılan bu ilk kutlamanın, İzmir’in eski semtlerinden olan bugünkü Basmane-Altınpark’ta, günümüzde artık yerinde olmayan tarihi çınar ağacının altında yapıldığı bilinir. Görüldüğü gibi, İzmir’imizin, böylesi anlamlı bir ilki daha vardır.
1 Mayıs’la ilgili bir başka önemli gelişme de İzmir’de düzenlenen İktisat Kongresi’nde yaşanır. Altı İzmirli kadın emekçi, 1 Mayıs’ın emek-işçi bayramı olarak kutlanmasını önerirler ve kongreye kabul ettirirler. Sonraki yıllarda ülkede başka rüzgârlar eser, ancak her şeye karşın 1 Mayıs her koşulda kutlanır. Kitlesel kutlamalar ise 1970’li yılların ikinci yarısında olur.
UNUTULMAZ KUTLAMALAR
1970’li yılların sonuna doğru siyasi ortam gerginleşince 1 Mayıs’la ilgili engellemeler de başladı. 1979’da İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi ve sokağa çıkma yasağı getirildi. Bu koşullarda DİSK’e bağlı sendikalarca 1979 1 Mayıs kutlaması İzmir’de düzenlendi. Biz o 1 Mayıs’ta, Halkapınar’daki fabrikalarımızdan yürüyüş kollarıyla Konak’taki Tarla meydanına kadar 1 Mayıs marşları söyleyerek yürüdük. Sonra da hep birlikte Cumhuriyet alanında 1 Mayıs’ı kutladık.
47 yıl önceki 1 Mayıs, İzmir emek tarihinin en kitlesel kutlamasıdır. Sonraki yıllarda da 1 Mayıs’lar İzmir’de, Ege’de ve tüm ülkede her koşulda kutlandı. İzmir’deki kutlamaların en önemli ve özgün yanı, DİSK’in ve TÜRK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ortaklaşa kutlamasıdır. Bu güzel gelenek, İzmir’de yıllardır devam ediyor ve tüm ülkeye örnek oluyor. Hafta başında her iki konfederasyonun bölge temsilciliklerini ziyaret ederek 1 Mayıs’ı kutladık. 1 Mayıs’lar, emek mücadelesinde ayrışmayı değil birlikteliği körüklemelidir.