Ahmet İnsel

Hesap verecekler!

13 Ekim 2015 Salı

10 Ekim, Türkiye toplumsal tarihine Kanlı Cumartesi olarak geçecek. Kanlı Pazar, Kanlı 1 Mayıs gibi, yıllarca toplumsal belleğimizde yer alacak. Belleğimizde derken, Türkiye’de özgürlük, barış, eşitlik, demokrasi için onyıllardır mücadele veren, dostlarını, yoldaşlarını kaybeden, hapsedilen, işten atılan, linç girişimlerine maruz kalan insanlarımızın belleğinde yer alacak. Kanlı Pazar’ın derin devlet güçlerinin işaretini alesta bekleyen faşizan İslamcı militanların eylemi olduğunu unutmayanların belleğinde Kanlı Cumartesi unutulmayacak. Kanlı 1 Mayıs’ın sol hareketi ezmek, darbe koşullarını hazırlamak üzere derin devlet güçlerinin düzenlediği ve bu ülkenin milliyetçi, ümmetçi çevrelerinin avını hazmeden bir yırtıcı hayvan gibi gözlerini kısarak izlediği bir katliam olduğunu inkâr etmeyenlerin belleğinde Kanlı Cumartesi unutulmayacak.
10 Ekim saldırısı Türkiye’ye karşı yapılmadı. Ne devlete ne AKP’ye karşı yapıldı. AKP cephesinde mağduriyet imalatçıları bunu böyle göstermeye çalışsalar da, 10 Ekim katliamı Türkiye özgürlük, demokrasi ve barış güçlerine karşı yapıldı. Bombalar herhangi bir kalabalığın ortasında patlatılmadı. Kör terör eylemi değildi bu. Kimlerin öleceği önceden detaylı biçimde tasarlanmıştı. Suruç’ta, Diyarbakır’da olduğu gibi. Tayyip Erdoğan kliği ve AKP hegemonyasına karşı, barış ve demokrasi mücadelesini inatla, kararlılıkla veren insanlar öldürüldü. Ankara katliamında ölen ve yaralıların kimlikleri, tüm çeşitliliği içinde, tam da barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini omuzlarında günlük yaşamlarında, sokakta, işyerlerinde, evlerinde taşıyan sıradan insanlarımızın oluşturduğu o büyük insanlık yelpazesini yansıtıyor.
Toplumun başına çöreklenmiş ve artık sadece kandan beslenerek ayakta kalmaya çalışan o menfur güç ve etrafındaki şakşakçıları artık hedef şaşırtmayı bile doğru dürüst beceremiyorlar. Kimi, Diyarbakır suikastını HDP’ye oy kazandırmak için PKK’nin yaptığını, şimdi de PKK’nin aynı amaçla bunu yaptığını iddia ederek, vampir benzetmeleri yaparak ya katmerli budalalıklarını ya da vicdanlarını son kırıntısına kadar güçlüye satmış olduklarını utanmadan, sıkılmadan gösteriyorlar. IŞİD’le PKK’nin işbirliği içinde bu katliamı örgütlemiş olabileceğini bir ihtimal olarak ortaya atan aymaz da var iktidar cephesinde, bunun Erdoğan’ı devirmek için kurgulanmış bir komplo olduğunu iddia eden kurnaz madrabazlar da. AKP’nin çevresinde yer alıp, yaşananlar karşısında belki utanç içinde sessiz kalanların da bu şirretlik yarışından sıçrayan çamurlardan kendini korumaları artık mümkün değil. Mutlak iktidarı kaybetme korkusunun beyinlerinde yarattığı tahribat öyle bir seviyeye gelmiş ki, timsah gözyaşı dökmesini bile beceremiyorlar.
Evet, biliyorlar, artık hesap vermenin kaçınılmaz olduğu noktaya gelindi. Ağır bir eleştiri mesajı attı diye insanları apar topar kodese tıkan güç, “oluk oluk kan akıtma” tehdidini binlerce kişi önünde haykıran canavarın başını okşuyor. Artık bu canavar ve benzerlerinden medet umuyor. Çünkü o hesap gününün yakınlaşmakta olduğunu biliyor.
Hesap verecekler! Mutlak iktidar saplantısı içinde bu ülkenin uzun yıllardan beri gördüğü en demokratik, en geniş katılımlı, en az şaibeli seçiminin yok hükmünde olduğunu ilan ederek, şiddet ortamını besleyerek, siyasal rekabeti gözü dönmüş bir kin ve nefret nöbetine dönüştürerek, iktidara, güce, el koydukları çıkar kaynaklarına sarılmaya çalışanlar, hesap verecek. 1 Kasım seçimleri hem bu iktidardan hesap sorma, hem de bizi iç savaşa sürüklemek isteyenlere karşı çıkma iradesinin ölçüleceği kritik gün olacak. Oy vererek, verdiği oya, sandığa sonuna kadar sahip çıkarak verilecek bir mücadele bu.
1 Kasım’da demokrasi, barış ve özgürlük cephesinin partilerine verilecek her oy, 10 Ekim katliamını yapanlara, bunu tasarlayanlara, bu terör ve kaos ortamını yaratanlara, bundan çıkar sağlamayı umanlara, bu vahşet karşısında duydukları haz nedeniyle timsah gözyaşı dökmeyi bile beceremeyenlere karşı vurulmuş bir tokat olacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018
Büyük kriz gözüktü 14 Ağustos 2018
İş Allah’a kalınca.... 11 Ağustos 2018
Erdoğanizm Türkiyesi 10 Temmuz 2018
Durum budur… 26 Haziran 2018