Sağduyu şimdi lazım...

Sağduyu şimdi lazım...

30.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Dairesi “görevsizlik” kararı verseydi sorun şimdiye kadar çoktan çözülmüş ve ne CHP ne de siyasi hayatımız bu kadar büyük bir çalkantı içine düşerdi.

Mahkemeler, “ihtilafları çözmek” ve toplumun ihtiyacı olan “adalet” duygusunu güçlendirmek için vardır, değil mi?

Oysa Ankara’daki mahkeme verdiği kararla tam bir kaos veya kör dövüşü yarattı.

Türkiye’mizin 23-24 senedir sırtında taşıdığı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı sonunda ulaştığımız son aşama budur.

Oysa mahkeme bu sonuca yol açmadan önce anayasanın 79’uncu maddesini gösterip “Bu dava bizim görev alanımız içinde değildir. O nedenle ‘görevsizlik’ kararı veriyoruz” diyebilirdi. Bu yapılmadı ve o yüzden kaç gündür bir kör dövüşü içinde bocalayıp duruyoruz.

İyimser değilim ama dilerim ülkemiz daha kötü günleri yaşamadan bu kâbus biter.

Tamam istemeden bu duruma düşürüldük ama başta CHP’yi yönetme iddiasındakiler olmak üzere hepimize düşen, bu kaostan bir an önce ve sağduyunun gösterdiği yoldan giderek kurtulmaktır.

Böyle bir durumda ihtilaf içinde olanların birbirini incitecek sözler sarf etmeleri beklenmelidir. O nedenle yapılacak ilk iş, bu tür “ayarı kaçmış” söz ve eylemleri unutmak veya unutmaya ciddiyetle çalışmaktır. Aksine bir davranış iktidara çok yaklaşmış olan CHP’yi zayıflatmaya hatta parçalanmaya mahkûm ve mecbur edebilir. Böyle bir fırsat CHP’nin eline 1960’ın bahar aylarında geçmiş fakat DP iktidarının “CHP hükümeti devirmeye teşebbüs ediyor” şeklindeki sözlü suçlamaları henüz resmen dava konusu olmadan 27 Mayıs ihtilali meydana gelmiş ve Türkiye “seçimle ve barış içinde iktidarı değiştirme” şansını bir kere daha kaybetmişti.

Bu son krizde rol ve sorumluluk sahibi olanlara düşen en önemli sorumluluk kanımca budur.

Bunun da yolu, özellikle CHP içinde iki taraf arasında sağlıklı bir diyalog kuracak ve tahriklere yüz vermeyecek birer veya üçer kişilik “temas grubu” oluşturarak çözümü birlikte sağlamaktır.

Gerisi yani iki tarafı da üzen eylemler ve sözler kısa zamanda unutulur çünkü ihtilaf düşmanlar arasında değil, özü itibarıyla kardeşler arasındadır.

Geriye kalanlara yani bizlere düşen de tarafları tahrik edecek söz ve davranışlardan uzak kalmaktır.