CHP ile yatıyoruz, CHP ile kalkıyoruz. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğunda onu yerden yere vuranlar vardı.
“PKK’li”, “FETÖ’cü” diyerek ekranlarda boy gösteren; ABD gezisinde kaybolduğunda nereye gittiği belli değil diye konuşanlar vardı.
Alın teri ile alınmış kızının evini Ataşehir Belediyesi ile ilişkilendirip “100 bin dolara satın aldı” diyen kişiler vardı.
İşte onların hepsi şimdi sabah Kılıçdaroğlu, akşam Kılıçdaroğlu durmadan övüyorlar.
Bu televizyon programlarına da bir dönem muhalif gözüken fakat iktidara şu sıralar toz kondurmayan parti içi muhalefetin isimleri transfer edilerek sabah akşam CHP konuşuluyor.
Partisi ilk defa ikinci parti konumuna düşmüş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise eminim ki çayını içerek yaşananları izliyordur.
Mutlak butlan kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu cephesi, bir türlü net bir tavır koyamadı. “Arınma” dendi fakat halen yol haritası belli değil. Belli ki Özgür Özel’in bu kadar direneceğini tahmin etmediler.
CHP’ye veyahut millet nezdinde bir temsiliyeti olan partiye böylesine polis zoruyla girilmesi AKP içerisinde de rahatsızlık yaratmış durumda.
HAMLELER YAPILDI
Kılıçdaroğlu tarafı ise CHP Genel Merkezi’ne polis marifetiyle gaz ve plastik mermi ile gidilmesine karşı oluşan tepki nedeniyle kamuoyunu ve parti tabanını konsolide edebilmek için hamleler yapmaya başladı.
En son hamle, CHP Genel Merkezi bahçesinde sergilenen araçlar oldu. Araçlar lüks kategoride yer alan araçlardı. Araçların üzerine yazılan yazılar ise tam da yapılmak istenen hamleleri işaret ediyordu.
Araçların üzerinde “Haram araçlar”, “Havlucu Belediye Başkanı’ndan satılık”, “Müteahhit Aziz’den satılık haram araç” yazıları vardı. Plakalarda ise Aziz İhsan Aktaş ve Özkan Yalım isimleri yer alıyordu.
Burada verilmek istenen mesaj, “Partiyi arındıracağız” mesajıydı.
Milletvekili Özgür Karabat bu konu hakkında hemen açıklama yaptı ve araçların CHP’nin öz kaynakları ile alındığını söyledi. Çubuk saldırısı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’na, Erdoğan Toprak vasıtasıyla Aziz İhsan Aktaş tarafından bir araç tahsis edildiği ve 1.5 yıl kullanıldığı belirtildi.
Karşılıklı suçlamalar bunlar olunca ben de iddiaların gerçekliğini araştırdım. Taraflarla konuştum. İlgili ihale süreçlerini inceledim.
İlk olarak Özgür Karabat’ın ifadeleriyle ilgili Erdoğan Toprak’ı aradım: “Hayatımda tanımadığım bir adam Aziz İhsan Aktaş. Aracın ona ait olup olmadığını bilmiyorum. O dönemde hem bu araç geldi hem de Emniyet’ten bir araç geldi. Kemal Bey bu aracı kullanmadı. Ancak o dönemde genel başkanı korumak amacıyla araçların verilmesi kıymetliydi” diye cevapladı.
Kılıçdaroğlu ekibi ile de konuştum. Araçların Aziz İhsan Aktaş’a ait olduğunun bilinmediğini söylediler.
Özgür Özel tarafını aradım ve Uşak Belediyesi tarafından iç dizaynı yapılan araç için ödenen 170 bin euronun firmaya ödenip ödenmediğini sordum. Aldığım cevap şu oldu: “Bahse konu araç 2024’te alındı. Özkan Yalım aracın iç dizaynını kendisi yaptıracak diye beyan etti, biz bunu bu şekilde biliyoruz. Ancak ifadesinde kamu kaynakları kullanılarak yapıldığını beyan etti. Biz firmaya yazı yazdık ve bu parayı ödemek istedik. Hâlen cevap gelmedi. Bu tutar toplam bedel mi, ne kadar harcandı, ödeme yapmak istedik ancak dönüş sağlanmadı halen.”
KILIÇDAROĞLU’NUN ARACI
Ne Aziz İhsan’mış arkadaş... Girmediği, sızmadığı, iletişimde olmadığı yer ve kişi kalmamış. Tabii CHP söz konusu olunca bu problem. Yoksa Isparta Belediye başkanı makam aracını verince sorun olmuyor, o “bağış” olmuş oluyor.
Bu konu kamuoyuna sunulunca doğal olarak gazetecilere her taraftan bilgi gelmeye başlıyor. Gelen bilgilerden biri, hatta eleştirilerden biri de “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı aracı neden araştırmıyorsun?” oldu.
Onu da araştırdım. Kılıçdaroğlu tarafına sordum.
“BSK” plakalı araç, Bapiroğlu Yapı adlı şirket üzerine kayıtlıymış. Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre şirket sahibi Nafer Çapar. Nafer Bey, CHP içerisinde yetişmiş partili bir isim. Yine açık kaynaklarda BPR Strategic isimli firma ile CHP organizasyonları, ışık ve ses sistemleri işlerini de yaptığı belirtiliyor.
Av. Celal Çelik ile konuştum, sordum. Aracın kimin üzerine kayıtlı olduğunu bilmediğini ancak kendisinin de ofisini Kılıçdaroğlu’nun hizmetine sunduğunu, Nafer Bey’in de aracını Kılıçdaroğlu’nun hizmetine sunmasının doğal olduğunu belirtti.
Kendisine, “Partinin işlerini yapan bir kişinin Kılıçdaroğlu’na araç tahsis etmesi etik mi?” diye sorduğumda ise aldığım cevap şu oldu:
“Uşak Belediye başkanının kamu kaynaklarını kullanarak araç iç dizaynını yaptırıp hizmete sunması ile bu aracın tahsis edilmesi aynı şey değil.”
TURNUSOL KÂĞIDI
Aziz İhsan Aktaş tarafından araç tahsis edilmesi iddiasını da sordum. “Bu konuda bilgim yok” cevabını aldım.
Bu “arınma” politikası daha çok konuşulacak konular arasında yer alacak. Zira Aziz İhsan Aktaş isimli kişi sebebiyle onlarca kişi cezaevinde. Kılıçdaroğlu ekibinin “Aziz İhsan’ın arkadaşı değiliz” sloganı önemli.
Zira bu süreç bir turnusol kâğıdı olacak. Çünkü Aziz İhsan Aktaş, AKP’den ihale alınca muteber işadamı; CHP’den ihale alınca çete lideri ve rüşvet ile iş yapan kişi hüviyetine bürünüyor.
Ama araştırma yaparken bir şeye denk geldim.
Bu kişinin Esenyurt’taki faaliyetleri, yakın olduğu ve irtibatta bulunduğu kişiler de konuşulmalı.
Milyarlarca Türk lirası bedel ile kampüs okul projesi ihalesini alan kim mesela?
İhaleyi kim verdi ve şu anda nerede yer alıyor?
Aziz İhsan Aktaş ile alakası var mı?
Bu sorular da cevabını bulmalı.
Ne yazık ki bu süreç böyle devam ederse hem CHP hem de Türkiye büyük yara alarak yoluna devam edecek.