Gökyüzüne baktığınızda kuşların toplu olarak uçarken “v” harfi gibi sıralandığını görürsünüz. En önde uçan kuş, rüzgâr etkisini kırar ve arkasından uçan kuşların yorgunluğunu azaltır. Bu gayret de öndeki kuşu yorar.
Öndeki yorulduğunda hemen arkasında uçan kuş öne geçer ve yorulan kuş, rüzgâr etkisinin en aza indiği son sıraya geçer. Böylece hedefe ulaşıncaya kadar hiçbir kuş öndekini oradan kaldırmak için kavga etmez, öne geçmek için savaşmaz.
Önde olan yorulunca önde olmakta ısrarlı olmaz, arkasından gelene engel olmaz ve arkasındaki kuşa hemen yol verir. Bu da onun hayatta kalmasının bir basit çözümüdür.
Önde uçan kuş, önde olduğu için gurur duymaz veya diğeri arka sırada olduğu için rahatsız olmaz.
KUŞLARIN ADALETİ
Son gelişmeler üzerine nedense insan topluluğu ile kuş topluluğunu birlikte değerlendirme gereği duydum.
İnsanlar siyasette en öne geçtiklerinde yorulsa da yorulmadığını, yaşlansa da yaşlanmadığını söyleyerek hep en önde olmak istiyor.
“Siyaset nedir” sorusuna yanıt bile veremiyor bu kibir hastaları. Siyasetin, toplumun ve devletin işleyişini düzenleme, yönetme ve toplumsal kaynakları paylaşma süreci olduğunu, yönetme sanatı olduğunu bilmiyor; kendi kibirlerini yönetme sanatı olarak görüyorlar.
Siyasi hedefe değer katacak kişileri dışlayarak (en önde) liderlikte ısrara ediyor; siyasetin ülke ve vatandaş geleceğine katkısı yerine kişisel unvan ve kibirlerine katkı peşinde oluyorlar. Kısaca, bir kuş kadar adil olamıyorlar. Bugünlerde kuşların adaletini ülkemizde, siyasetçilerimizde arıyoruz.
YOK SAYILAN YOL KARDEŞLİĞİ
Hukuken baktığımızda; yok sayılan parti kongresi iptali için açılan davada mutlak butlan, yani kongre toplantısını yok sayan bir karar verildi. Yok sayılan bu kurultay sonrası yeni kurultay yapıldığı için bu butlan kararı geçersiz ama bu hukuksal tartışmayı bir yana bırakıyorum.
“Her şey eskisine dönecek.” Kimin çabası ve isteğiyle? Partiye katkısı ne olacak? Bunları zaten her yurttaş biliyor.
Bir zamanların en öndeki kişisi, her şey kendi istemi doğrultusunda gitsin isteyen biri, her nasılsa kendisinin bile değil ülke yönetiminin en önüne geçmesi için birisini dayatmıştı. O kişi seçilmediği gibi, başka bir partiden milletvekili olmuştu. Bu kararı verdiğini bile inkâr eder vaziyette şimdilerde.
Önceden vekil edilen, butlan kararını temyiz eden avukatları vekâleten azlediyor. Alevi olduğunu söylese de Alevi kültüründeki yol kardeşliğini bile yok sayarak “Bana yol vermezseniz, başka yoldan gelirim” diyor.
Bu kişi ile ilgili acabalarla dolu günler başladı ve bu gidişle de devam edecek. Umarız, geçmişte güvenerek yanında olan kişilere karşı mahcubiyeti etkili olur.
AV. HÜSEYİN KARATAŞ