İnsana yakışan
Öner Yağcı
Son Köşe Yazıları

İnsana yakışan

30.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu’nun deyişiyle “tarihin doğurduğu adam”ın emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır.

Dumanlı havayı soluyoruz ve ülkemiz yeni bir büyük saldırı dalgasıyla karşı karşıya.

Yaşadıklarımız; gücünü, sermayesinin, silah endüstrisinin yanı sıra medyanın etkileme gücünden, işbirlikçilerine kattığı yeni işbirlikçi ordusundan alan ABD’nin, dünyanın birçok yerine çektiği bayrağını ülkemize yöneltmesidir.

Bu saldırı dalgasını göğüslemeye çalışıyor şimdi Türkiye ve görevi çok zor.

Var oluşunu laik Cumhuriyetin yıkılışında bulan ve yıllardır ABD’ce beslenen dinci akımların artık siyasal iktidara tırmanmış olduğu, Emre Kongar’ın tanımıyla “ucube şahsım devleti”ne dönüştüğü gerçekliğinde sarsılırken yurdunu sevenler çığlık atıyor.

BİR GÜL AÇIYOR

Yaşadığımız gerçeklik, on yıllardır sürdürülen Cumhuriyet düşmanlığının geldiği noktadır.

Yaşadığımız, uluslararası örgütlenmelerin, istihbarat örgütlerinin, tarikatların özne olduğu koşullarda hâlâ yaşamın nesnesi olmaya devam ettiğimiz anlamındadır.

İnsan olma savaşımının cahilleştirilen, sürüleştirilen, köleleştirilen büyük çoğunluğun değil, aklını kullanabilme cesaretini gösterebilen az sayıdaki insanın sorumluluğunda olduğunu düşünerek bilinç taşıma görevini yerine getirmektir aslolan.

Yapılması gereken, emperyalizmin “böl ve yönet”ine karşı, “İşbirlikçileri olmasa emperyalizmin bir ülkenin başına bela olması mümkün değildir” gerçeğiyle yurtseverlik temelinde insan olma davasını yükseltmektir.

Yükseltiliyor işte: Saraçhane, “turpun büyüğü” derken Atatürk’ün partisinin işgaline karşı toplumsal muhalefet, insana yakışanı yapan beyaz gömlekli Özgür Özel’in genç önderliğiyle sokakta, ayakta.

Necati Cumalı’nın dizeleriyle:

“Bir gül açıyorsa şimdi Türkiye’de/ Aşkla ümitle açıyor/ Adsız unutulmuş her bahçede/ Bir gül tomurcuklanıyorsa/ Sabaha karşı gecede/ Açmak için tomurcuklanıyor/ Aşkla ümitle/ Sevinçle yaşamak için tomurcuklanıyor

Kanın aktığı yerde/ Gözyaşının aktığı yerde/ Karanlığı içinde kahrın/ Güller açıyor işte/ Güller ışık aydınlık içinde

Güller bütün güller bu sabah/ Bir ağızdan türkü söyler gibi açıyor her bahçede/ Geceler gündüze dönüyor işte/ Karanlık ışığa dönüyor işte/ Kahır sevince dönüyor işte/ Akan kan dökülen yaş/ Güle dönüyor işte

Hasetsiz korkusuz kinsiz/ Binlerce güller açıyor işte/ Dargın kardeşe dönüyor işte/ Artık yaşamak bütün Türkiye’de/ Bir ağızdan söylenen bir türküye dönüyor.”

YANIT İNSANDA 

Nâzım Hikmet, “Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,/ dalga dalga aydınlık oldular,/ yürüdüler karanlığın üstüne./ Meydanları zaptettiler yine. (…) Safları sıklaştırın çocuklar,/ bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır” demişti.

Bertolt Brecht’e kulak vermenin zamanıdır:

“Diyorsun ki,/ davamıza hayrı yok bu gidişin./ Karanlık gitgide, diyorsun, derinleşiyor./ Güçler azalıyor, diyorsun, gitgide./ Bunca yıl, diyorsun, çalış çabala,/ sonunda ilk günden daha güç bir duruma düş./ Oysa işte düşman her zamankinden daha kuvvetli./ Yenilmez gibi de görünür./ Biz de hatalar yaptık, bu inkâr edilmez./ Sayımız yavaş yavaş azalmada./ Sloganlarımız orda burda dağınık./ Düşman sözcüklerimizin bir kesimini çarpıttı./ Bugüne dek söylediklerimizden hangisi yanlış şimdi?/ Bir kısmı mı, yoksa hepsi mi?/ Güveneceğimiz kim var artık?/ Arta kalanlar mıyız bizler/ yaşayan bir ırmaktan fırlatılmış?/ Geride mi kalacağız/ kimseyi anlamadan ve hiç anlaşılmadan?/ Yoksa şans mı gerek bize?/ İşte senin sordukların bunlar./ Ama kimseden bir yanıt bekleme,/ yanıtını da kendin ver.”

Ataol Behramoğlu yanıtı öğrendiğimizi söylemişti:

“Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe,/ bütün evrene karışırcasına/ Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır/ Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”

Yazarın Son Yazıları

İnsana yakışan

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu’nun deyişiyle “tarihin doğurduğu adam”ın emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır.

Devamını Oku
30.05.2026
İki dost aydına armağan kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50’ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden, Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz Vardı, Bir Şehrin Boynundayız, Kardeş Yağmurlar, Suları Çekilen Nehir, Denizin Sesiyle, Ne Zaman Nerdeyiz ve Mordoğan (toplu şiirler) adlı şiir kitaplarına imza attı.

Devamını Oku
23.05.2026
Öğretmen yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi’nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor: “Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir.

Devamını Oku
16.05.2026
Eğitim ve öğretmen

Eğitimdeki depremin eğitimin öznesi öğretmenlerin saygınlığını yok ederek sürdüğünü gören eğitimcilerimiz sürekli yazıyor.

Devamını Oku
09.05.2026
Özne öğretmen

İtalyan müdürün saygısız, kaba davranışlarıyla karşılaşan İstanbul Beyoğlu’ndaki Özel İtalyan Lisesi’ndeki Türk öğretmenler; ders, nöbet, toplantı, ek ders ücreti konusunda ayrımcılığa uğradıkları, okul yönetiminin öğretmenliğin saygınlığını yok ettiği gerekçesiyle başlattıkları grevi iki aydır sürdürüyor.

Devamını Oku
02.05.2026
Emperyalizmin ahlakı

Tüm dünyada emperyalizmin süslerle gizlediği kokuşmuş ahlakının açığa çıkışı yaşanıyor.

Devamını Oku
25.04.2026