Köşe Yazısı

A+ A-
Aydın Engin

Cumhurbaşkanı için hukuk dersleri

26 Kasım 2015 Perşembe

Korkmayın.
Dersimiz 17/25 Aralık dosyaları, Bilal oğlanla yaptığınız konuşmaların bant çözümleriyle filan ilgili değil.
Ürkmeyin.
Ağır, çetrefil hukuk konularına dalmayacağız. Uluslararası hukuktan söz edeceğiz. Hani sizin “az bildiğiniz” değil de “hiç bildiğiniz” uluslararası hukuktan.
Önceki gün muhtar bulamadığınız için mi bilemiyorum, 24 Kasım Dünya Öğretmenler Günü bahanesiyle sarayınıza bu defa da öğretmenleri toplamışsınız. Orada bir konuşma yaptınız. Konuşmanızda öğretmenler günüyle ne ilgisi ve ilişkisi varsa artık bir punduna getirdiniz ve bizim gazeteyi kastederek bazı cümleler kurdunuz. Şu cümleler size ait:
“... 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra şu meşhur MİT TIR’ları hadisesini hatırlıyorsunuz değil mi. Hâlâ utanmadan, sıkılmadan bunları gazetelerine başlık yapanlar var.”
Bu sözlerinize okkalı bir cevabım var. Ama dersimiz “had bildirme” dersi değil, hukuk dersi. O yüzden bu cümleleri geçiyorum.

***

Gelelim hukuk dersine yol açan cümlelerinize:
“O TIR’lar bizim Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren TIR’lardı. Bazıları, ‘Başbakan Erdoğan diyordu ki, onların içinde silah yok’ şeklinde konuşuyordu. Yahu varsa ne olacak, yoksa ne olacak? Oraya insani yardım götürüyoruz...”
Şimdi lütfen toparlanın. Çünkü hukuk dersi başlıyor.
Genel hukukta da, ancak hele hele uluslararası hukukta yalan beyanda bulunmak en azından ayıptır.
O TIR’ların Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürdüğünü sadece siz iddia ediyorsunuz. Bir kanıt yok. Buna karşılık Bayırbucak Türkmenlerinin o günlerde yerli ve yabancı medyaya yansıyan açıklamaları var: “Bize gelen herhangi bir yardım yok...”
Demek ki biri yalan söylüyor.
Şansınız var ki uluslararası düzlemde yalan söylemek ayıptır ama suç değildir.
Gel gör ki bir sonraki cümlelerinizi ne yapacağız?
Hani “... Bazıları ‘Başbakan Erdoğan, onların içinde silah yok’ şeklinde konuşuyordu. Yahu varsa ne olacak, yoksa ne olacak? Oraya insani yardım götürüyoruz” dediğiniz cümleleri...
O TIR’larda sahiden insani yardım malzemesi olsaydı kimsenin diyecek sözü olmazdı. Ama silah varsa suç olur. Uluslararası hukukta tanımlanmış bir suç.
Bunu açıklamam lazım. Bilal’e anlatır gibi anlatıyorum:
Suriye egemen bir devlettir. Başındaki diktatörün, halkına zulmediyor oluşu bu gerçeği değiştirmez.
Sizin bağrınıza bastığınız, en üst düzey devlet töreni ile karşılayıp, konuk ettiğiniz kanlı diktatör Ömer el Beşir’in iktidarı elinde tuttuğu Sudan nasıl egemen bir ülke ise Suriye de öyle...
Halkına ortaçağı yaşatan, görgüden nasipsiz, yakın dostunuz Suudi Krallığı nasıl bir egemen ülke ise Suriye de öyle.
Başka ülkeler egemen devletlerin içişlerine karışamazlar. Bu savaş nedeni olur.
Hele hele o egemen ülkenin yurttaşlarına (Türkmenlere, köktendinci terör çetelerine, Suriye’nin Sünni Arap aşiretlerine filan yani) TIR’lar dolusu silah yollamak o egemen ülkenin içişlerine karışmaktır ve suçtur.
Bu durumda sizin “Silah varsa ne olacak, yoksa ne olacak” cümleniz bir savunma değil, suç itirafı olur.
Dersimiz bugünlük kadar.

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum 9 Eylül 2018 Paz
25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018 Per
(Siyasal) İslam ve demokrasi 15 Ağustos 2018 Çar