Köşe Yazısı

A+ A-

Şimdi bizim patron kim?

Paylaş
instela'da paylaş
06 Mart 2016 Pazar

Oturup ciddi bir yazı yazacaktım. Zaman gazetesine kayyum marifetiyle el konmasının egemen olan rejimi tanımlamak, nitelemek, adlandırmak için mükemmel bir gösterge olduğunun altını çizecektim.
Ardından epeydir kafamda evirip çevirdiğim bir soruyu tartışmaya çalışacaktım:
AKP medyasında Gülen Cemaati’ne artık sadece ve ısrarla FETÖ deniyor. Yani Fethullah Terör Örgütü. Fethullah’tan Feto üretilmesini anlıyorum da oradan FETÖ’ye nasıl atlandı?
Gülen Cemaati’ni az çok, iyi kötü bilirim.
Türk milliyetçisi, Sünni İslamcı, devlete tapan bir siyasal-ideolojik çizgileri var. Said-i Nursi’nin ardılı bir hareket olarak ortaya çıktı. Kendi öğrenci yurtlarında, ışık evlerinde barındırdıkları öğrencilerin en parlaklarını üniversite eğitiminde de destekleyip kadro olarak kazanmaya önem verdiler.
Cemaatin kurucusu ve her şeyi Fethullah Gülen’in daha 1970’li yıllarda “Maliye’de, Harbiye’de, Adliye’de, Hariciye’de, Emniyet’te, Dahiliye’de yer almalıyız” diyerek belirlediği hedef, Cemaat için her zaman öncelik ve ağırlık taşıdı. Nitekim 2002’de AKP tek başına ve Cemaat’le el ele iktidara geldiğinde yüksek bürokrasinin hemen her dalına yerleştirilecek eleman kaynağı Cemaat’in tezgâhında yetişenler oldu.
Evet, o ciddi yazıyı yazsaydım, bunları sıralayacak ve ardından soracaktım:
“İyi güzel de buradan bir terör örgütü nasıl çıkar?”
Tamam, Cemaat’in siyasal-ideolojik çizgisi bana çok -hatta fazla çok- zıt düşen Türk milliyetçiliği ve ondan da çok zıt düşen Sünni İslâm. Ancak bu, o hareketi bir terör örgütü olarak tanımlamaya yetmez. Cemaat’in bugüne dek şiddet kullanmayı özendirdiğine de, şiddet (terör) kullanan bir örgütlü yapı kurduğuna da tanık olan yok.

Eğer Tayyip Erdoğan’ın ve takımının telefon konuşmalarını yasadışı yöntemler kullanarak dinleyip kirli çamaşırlarını gün ışığına çıkarmak terör ise ben terör kavramını bugüne dek yanlış öğrenmişim demektir.

***

Sonra Zaman gazetesine biber gazlı, TOMA’lı el koyma görüntü ve haberleri kafama dank ettirdi. Kendi kendime “Behey gafil! Olup biteni, başına gelenleri görmüyorsun; nelerle uğraşıyorsun” dedim.
Bırakın AKP medyası denen parti organlarını, nice Atatürkçü-ulusalcı çokbilmiş kadın ve erkeğin de “Cumhuriyet’i Cemaat ele geçirdi” dediklerine; herhangi bir kanıt gösterme zahmetine girmeksizin bu ezberi habire yinelediklerine; büyük Türk düşünürü Halil Berktay nam zatın bile “Özellikle Can Dündar, Cumhuriyet gazetesini Gülen Cemaati’nin yeni yayın organı haline getirmeyi üstlendi” gibi cümleler döktürdüğüne (Serbestiyyet – 1 Mart 2016) göre bu kadar kişi yanılmış olamaz. Mutlaka onların bir bildikleri ve Cumhuriyet’te çalışan benim gibilerin “bir bilmedikleri” olmalı.
Ama o bildikleri doğru ise bizim Cumhuriyet’te ciddi bir patron sorunu patlak verdi demektir.
Öyle ya düne kadar patronumuz olan Gülen Cemaati’nin amiral gemisi Zaman’a el konup tepesine AKP militanı kayyumlar getirildi.
Şimdi biz talimatları kimden alacağız?
Zaman’ın tepesine dikilen kayyumlardan mı?
Bu durumda o kayyumlar bizim de patronlarımız mı?
Değillerse bizim patron kim?
Yoksa bizde patron yok mu?
Patron yoksa bu iyi mi, kötü mü?

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar, Halil Berktay