“Tesadüf yoktur” denir ya, biraz öyle oldu. Yahut denk geleceği varmış:
Tüpraş’a baskındaki hukuksuzluğu açıkladığım yazı ile Başbakan Erdoğan’ın Köln dönüşü, Koç grubu için söylediği “Kin tutmam” haberleri, aynı gün (dün) yayımlandı...
Yine de “kin”in bugün için bitmiş görünmesi, 10 ay önceki hukuk ihlallerini “temize” çekmiyor.
Dosya bir bütün olarak incelendiğinde; iktidarın o dönem Tüpraş’a karşı kararlı bir cezalandırma harekâtı içine girdiği apaçık ortada. Üstelik, objektif ve hakkaniyetli olduğu varsayılan temel devlet kurumlarını “sopa” niyetine kullanarak...
Tüpraş operasyonundaki hukuksuzluk; baskından üç gün sonra -“itiraz” üzerine- alınabilen ve geriye dönük işletilen mahkeme kararıyla sınırlı değil...
Yine adım adım gidelim:
Maliye, Tüpraş’a baskın gerekçesini, “vergi kaçakçılığı” maddesine dayandırıyor. Vergi Usul Kanunu’na göre, “Defterine yanlış bilgi işleyen, bilgileri tahrif eden veya gizleyenler” vergi kaçırmış sayılıyor.
18 aydan başlayıp 5 yıla kadar değişik cezaları var.
Vergi müfettişleri, bir şirketteki incelemesinde “kaçakçılık” suçu saptarsa, izlenecek yol belli: Rapor hazırlanıyor. “Değerlendirme Komisyonu”na gidiyor. “Mütalaa” alınıyor. Mütalaa alan raporlar da savcılığa bildiriliyor.
Şimdi Tüpraş’a gelelim:
Vergi denetçileri, mali polis eşliğinde -mahkeme kararı olmadan
- Tüpraş’a 24 Temmuz’da baskın yapıyor.
- Şirketin; bilgisayarları, laptopları, çekmeceleri, masaları -haliyle- çok olduğu için, 29 Temmuz’a kadar arama süresi alınıyor.
- Fakat bu sürenin yetmeyeceği anlaşılıyor. Şirket yasal kayıtlarının Üsküdar’da olması nedeniyle, ayrı bir mahkeme kararına daha “ihtiyaç” duyuluyor.
- Savcılık, Üsküdar’daki Koç Sistem’in de “arama yapılacak mekânlar” listesine eklenmesini istiyor. Ve -buraya dikkat- arama süresinin 6 Ağustos’a kadar uzatılması talebinde bulunuyor.
- İstanbul Anadolu 21. Sulh Ceza Mahkemesi de savcılığın talebini kabul ediyor.
29 Temmuz’da, arama süresinin 6 Ağustos’a kadar uzatılmasına karar veriyor.
Bu süre henüz işliyorken, “defter incelemesi” sürerken, Maliye, Tüpraş yetkilileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. (Bu, şu demek: “Tüpraş yöneticileri vergiyi kaçırdı. Suç işledi. Sen de cezalandırmak üzere soruşturma başlat.”)
Maliye Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nın suç duyurusunu değerlendiren, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu da “görevsizlik” kararı veriyor.
Bu kararın gerekçesi, -yazının başında- iktidarın o dönem Tüpraş’ı kararlı biçimde cezalandırmak istediği tezini doğrular nitelikte:
2 Ağustos 2013 tarihli kararında, Maliye’ye adeta kendi görevlerini hatırlatan bir “ders” veriyor: “
Dosyanın incelemesinden henüz bir suçun oluşumundan bahsedilmediği, üstelik incelemenin devam ettiğinin bildirildiği, şirket yetkilileri hakkında kamu davası açılabilmesi için dava şartı olan mütalaanın alınması, öncesinde inceleme yapıp raporların düzenlenmesi ve sonrasında varsa suç duyurusunda bulunulması gerektiğinden...”
Sonuçta, mahkeme kararı olmadan Tüpraş’a baskın yapan Maliye, daha incelemesini bitirmeden şirket yöneticilerinin hapisle cezalandırılmasını da istiyor.
Doğru; talep kabul görmüyor.
Ama bu, 10 ay önce hayatta kalabilmek için kanlar içinde Divan Oteli’ne sığınan gösterici ile suçu “kesinleşmeden” hapis cezası istenen holding yöneticilerinin tabi olduğu hukukun kaynağının aynı olduğu gerçeğini değiştirmiyor:
Kendisi gibi düşünmeyene duyulan kin.
Tüpraş’ta Rapor Yazmadan Hapis Cezası İstenmiş
Yazarın Son Yazıları
Hoşça kalın
O fayansın talimatı kimden?
Bakan düzeyinde 2018’de biteceği açıklanmış ilk metro hattında işlerin planlandığı gibi gitmeyeceği, herhalde baştan belliydi ki, İETT yarım milyar TL’lik bir otobüsle taşıma ihalesini yapıverdi. Otobüsle taşıma seçeneği zorunluysa, özel taşımacılık şirketlerine kaynak aktarmak zorunlu muydu? Otobüsle taşıma işini İETT’nin organize edip gerçekleştirmesi daha mı pahalı olurdu?
‘Enflasyonla topyekûn mücadele’
Bankalara ne oluyor?
Tek hane hedefi
Boykot ve adanmışlık
Otağ Merkezi ve bütçe
Cevapsızlığın şiddeti
Türkiye’nin Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksi’ndeki sırası 81’inciliğe düştü. “Vergi Barışı” tebliği, uluslararası yükümlülükleri hiçe sayıp Türkiye’yi kara para aklayan ülkeler konumuna sokabilir. CHP’li Utku Çakırözer, yurtdışındaki paraların ülkeye transferini yapanların sorgulanmamasını sağlayan düzenlemeyle kimlerin korumaya alındığını sordu.
2019 bütçesinde KÖİ garantileri
Devletin dövizli sözleşmeleri
Türkiye kara para cenneti midir?
İstanbul metrolarının geleceği
Müteahhit kriterleri
3. Havalimanı’na nasıl gidilir
Matrah artırın, yoksa…
Melen Barajı 11 Ağustos’ta açılacak mı?
Tarım alanına santral yaparsanız
Tarım alanlarına Danıştay’dan destek
Yap-işlet-devret yöntemiyle yapılacak Kanal İstanbul büyük bir rant yaratacak. Ancak Kanal İstanbul’un mühendisliği ne kadar mükemmel olursa olsun, çarpık kentleşmiş, betona boğulmuş, neredeyse her gün yeni bir felaket yaşayan ve deprem beklenen bir metropolde doğayla oynanacak. Giresun’da 82 yaşındaki Yusuf Topal, gittiği aile hekimliğinde doktorla tartıştı. Doktorun “beyaz kod” alarmı vermesi üzerine hastaneye gelen polisler, yaşlı vatandaşı gözaltına aldı. Gözaltına alınmasına tepki gösteren Topal’a polislerce biber gazı sıkılıp ters kelepçe takıldı. CHP’li Gülizar Biçer Karaca, Meclis’te milletvekillerini uyardı: “Bu projeyle İstanbul’da milyonlarca metreküp toprak taşınacak. Güzergâh üzerindeki Sazlıdere Barajı yok edilecek. Hafriyatla ekolojik sistem değişecek, sular kirlenecek.”
Büyük ihalede itirazlar dinlendi
Devlet şişmanlıyor ‘Yeni devlet’ darmadağın ve çok başlı
Şehir hastanelerinde ‘kur’ virüsü
Berberoğlu kararı ve ‘kapsayıcı Meclis’
TCDD’nin mali yüküymüş!
SGK neden Sayıştay’dan kaçırıldı?
Torba teklif dönemi
‘Ses ve öfke’
Perhizler ve turşular
Madde 104 yokmuş gibi davranmak
1 numaralı kararname
Ucuz hayatlar
Kişiye özel elbise
‘Yeni’ Meclis dalsız bir çınar gibi
‘Helalinden yüzde 31’
Yüksek enflasyonda dolarlı ihale
Sahip çıkma becerisi
Sonuna dek beklense ne olurdu?
Asıl sorudan kaçmak