Adana’da Ahmet Erhan...

Adana’da Ahmet Erhan...

17.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık. Şairin dostları Özcan Karabulut ve Ferruh Tunç’un konuşmacı olduğu etkinlik, “Alacakaranlıktaki Ülkede Bir Şair” başlığını taşıyordu. Ne yazık ki Ahmet Erhan’ın ilk şiir kitabı olan “Alacakaranlıktaki Ülke” deyişi günümüze ait bir imgeyi de andırıyor! Kahrolası karanlıktan çıkamadık bir türlü. “Bugün de ölmedim anne” dizesi yalnızca 80 kuşağının değil, bizlerin de sesine dönüştü. Faili belli “meçhul” öldürümlerle nice aydını, kahkahalarıyla gökyüzünü delen genç kızları, barışı ve umudu yüreklerine yazan delikanlıları yeraltındaki ülkeye gönderdik. Anaların gözyaşlarıyla kalakaldık öylece. Anlayacağınız çok sevmenin yanında çok da ölmeye devam ettik!

***

Ahmet Erhan yalnızca çocukluk kahramanım değildi, aynı zamanda babamın yakın dostuydu. 80’li yılların başından itibaren süren ilişkileri onları yoldaşlık, kardeşlik, ağabeylik, babalık, evlatlık gibi kavramların yer değiştirdiği bambaşka bir noktaya taşımış, ayrılmaz ikili olmuşlardı. Ben de onların gideceği mekânları ezbere bilirdim. Sonunda da elimle koymuş gibi bulurdum. Mülkiyeliler’den Piknik’e, Kardelen’den Nostalji Bar’a uzanan çizgide onca acıya karşı bir direniş gibi kahkahaları çınlatırdı her yeri. Daha çok Express Birahanesi, Ankara’da 80 kuşağı şairlerinin buluşma yeriydi. Mermer masaların arasından esmer “Ramazioni” sakız beyazı, jilet gibi ütülenmiş gömleğiyle görünürdü. “Sana İtalya’da birahane açacağım” diye seslenilirdi, “takma adı Ramazan”a. Öyle ya, İtalya’da birahane açmanın hayali bile güzeldi. Bir anda at yarışı oynayanların gürültüsü yükselir, “Kahpe felek, bir gün bize de güler mi?” diye hüzünlenilirdi. Şu ikramiye bir çıksaydı! Öyle büyük hayallere yer yoktu mütevazı gönülde. Yannis Ritsos’la Atina sokaklarında dolaşılacak, Kazancakis’in El Greko’suna ağlanacak, Attila Jozsef’in mezarına gül bırakılacak! Ahmet Erhan’ın yazmış olduğu “Büyük Ekspress Kuşağı” o dönemin simgesiydi: “Sula beni Ramazionitakma adı Ramazan/ Donat şu sofrayı bakalım cebim ne diyecek?/ Bir kadın bakar sanki atlasların bütün kıyılarından/ Oysa içimi çeksem duyup da ağlayacak?”

***

Ahmet Erhan’ın yakın dostlarından biri Adana Lisesi’nden arkadaşı Özcan Karabulut’tu. Nitekim o konuşmasına bir ilk gençlik fotoğrafını seyirciye sunarak başladı. Onca şairin arasında bir çirkin ördek yavrusu gibi öykücü olarak kalmasının ona açtığı yoldan da söz etti. Bu bir anlamda disiplinlerarası ilişkinin soylu bir aradalığıydı. Nitekim Ahmet Erhan “Köpek Yılları” adını verdiği öykü kitabıyla bu yoldaşlığa selam çaktı. O kitabın yazılışında Özcan’ın muazzam etkisine birebir tanığım.

Ferruh Tunç ise Alacakaranlık Ülke’yi merceğe aldığı özel çalışmasını sundu, henüz 21 yaşındaki şairin genç yaşına rağmen ölümle kurduğu ilişkiyi, trajik olanı yakalama becerisini şiir estetiği üzerinden değerlendiren bir konuşma yaptı.

Bense Ahmet Erhan’ın, yalnızca trajik olanı yorumlayan bir şair değil, şiirlerindeki trajik hata yapan kahramanın ta kendisi olduğunu imledim. İşte bu nedenle Tomris Uyar’ın bir öyküsünde söylediği gibi “Ölmeyecek kadar yaralıydı” hep.

***

Şimdilerde aynı dizeleri okuyup duruyorum: “Türkiye ayağa kalk/ Yurdumsun/ Atılmaz ve satılmazımsın/ bağımsızlığımsın!/ Türkiye! Ayağa kalk! Yurdumsun/ Bir sanık/ Gibi buruk/ ancak/ üç yanı/ gürül gürül/ denizimsin!” Ama Türkiye ayağa kalkmadı. Nice acılar denizinden geçtik. Sırat köprüsü gibi haksızlıklar, hukuksuzluklardan, hedef gösterilmelerden, sıradanlaşan linç defterinden... Türkiye ayağa kalkmadı! Biz de seslendik: Türkiye ayağa kalk dedik. Olmadı! Aynı hicranla. Ve Ahmet Erhan dizelerine sığınarak.

***

Böylece yıllar sonra Ahmet Erhan’ı doğduğu ve büyüdüğü coğrafyada, Adana’da andık. Sadece onu değil! Gidenleri... Adnan Satıcı’yı, Adnan Azar’ı ve Salih Bolat’ı... Bugün ise yine Adana Tüyap’ta sevgili Okan Toygar’la yakın zamanda çıkan “Hayatımız Güzeldir-Ataol Behramoğlu’nun siyasi kimliği” kitabı ekseninde Ataol Behramoğlu’nun düşünsel kimliği başlıklı söyleşimiz saat 12.00’de. Okurlarımızı beklerim.

Yazarın Son Yazıları

Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025
Yazarın masası

Yazarın masası

Devamını Oku
26.04.2025
Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Devamını Oku
19.04.2025
İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

Devamını Oku
12.04.2025
‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

Devamını Oku
05.04.2025