Köşe Yazısı

A+ A-

Beyaz Teslimiyet Bayrağı

Paylaş
instela'da paylaş
20 Haziran 2014 Cuma

Galiba çağımızın en güçlü ideolojisi pragmatizm...
İlkelere yaslanmanın değil, sonuç almanın kutsanması...
Bir de Makyavelizm...
Hedefe ulaşmak için her yolun meşru sayılması...
Bu ikisi, siyasette yıllarca hükmetti.
Üzüm yeme” adı altında fırsatçılık taltif edildi.
Bugünlere gelindi.

***

Gerçekçilerle idealistler arasındaki ayrımı yaşıyoruz yine:
Reel politik” diyor ki:
“Kendi adayımızla kazanamıyoruz. O halde mantıklı olan, bizden olmasa da rakibi devirecek bir adayı desteklemek. Bunu da en iyi onun tabanından oy çalacak biri yapar.”
İdealist diyor ki:
“İyi de... Sonunda o seçilse bile, fikren senin rakibin kazanmış oluyor yine de... Seni kendi zihniyet dünyasına hapsediyor. Galiptir bu yolda mağlup...”

***

İhsanoğlu bahsinde idealistler gibi düşünüyorum.
“Çatı aday”, pek tanınmıyormuş; önemli değil. Sezer de tanınmıyordu; pekâlâ oldu.

“Çatı aday”, siyaseti sevmiyormuş; önemli değil; sevenlerden çok çektik.
“Çatı aday”, dindar bir profil çiziyormuş; olabilir, kendi tercihidir.
Sorun bunlarda değil. Burada CHP açısından iki sorun var. Biri yönteme, diğeri içeriğe dair:
Yönteme dair olan, demokratik olduğunu iddia eden partinin adayının birkaç kişi arasında belirlenmesi, nabzı yoklanır gibi yapılan insanların dekor haline getirilmesidir.
İçerikle ilgili olansa, ülkede hâkim olan milliyetçi- muhafazakâr iklime teslim olunması... Erdoğan’ın karşısına, onun fikir coğrafyasından bir adayın konulması...
İhsanoğlu, tekseslilikte boğulmaya çalışılan bir toplum için beyaz teslim bayrağıdır. Adayın tanıdıkça seveceğimiz kadar beyaz olması, bayrağın teslimiyet niteliğini örtmez.
Erdoğan nihayette kaybetse bile, rakibini belirleyebildiğine, kendi zihniyetini muhaliflerine dayatabildiğine göre peşinen bu yarışın galibidir.

***

CHP yenilmekten bıktı. Haklıdır.
Pragmatist hamlelerle seçim kazanarak bu bıkkınlığa son vermek, tabanını morallendirmek istiyor. Tercihidir.
Bu tercih nedeniyle, CHP’lilerden son seçimde Ankara’da kahramanlarına küfretmiş bir adaya oy vermesi istendi; olmadı.
Şimdi de hiç tanımadığı, muhtemelen zihin dünyasında da ayrıştığı bir adayı desteklemesi isteniyor. Zor.

***

Muhafazakâr değerlerle barışmak, muhafazakârlaşarak olmaz. Kimsenin kimseye bir hayat tarzı dayatamayacağı, herkesin inandığı gibi yaşayabileceği, demokratik bir toplumsal ortam yaratırsanız, orada muhafazakârlar da özgürce soluk alır.
Aksi halde, “Biz de dindarız” mesajı verelim derken, toplumun hepten taassup kıskacına alınmasına hizmet edersiniz.

***

CHP, usul usul sağa akarak, ağustosta dolacak testinin şeklini almaya çalışıyor.
Bize, testinin şeklini değiştirecek bir çağlayan lazım.
Bu seçim kazanamayabilir; ancak çoğunluğun kuyruğuna takılmayacak, “Başka bir dünya mümkün” umudunu taşıyacak, teslim olmamanın enerjisini yayacak bir hareket, bugün örgütlenip hızla büyüyebilir. Böyle bir hareket, tüm dışlananlarla birlikte, taassubun hırsızlığa payanda yapılmasına karşı çıkan muhafazakârları da ikna edebilir.

***

Bakın İzmit’te okul birincisi olan 17 yaşındaki Işıtan, “dereyi geçene kadar” sureti haktan görünmenin pragmatizmini elinin tersiyle itip tek başına kürsüye yürüyor ve yaşıtı Berkin Elvan’ın katledilmesine isyan ediyor.
Unvanını kaybederken, yüreğimizi ışıtıyor, yarın umudumuzu perçinliyor.
Işıtan’ın kuşağı, cesaretle kendi yolunu açıyor.
CHP yöneticilerine tavsiyem, asıl onları tanımalarıdır.
Eminim ki, tanıdıkça sevecekler.