Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Ayşegül Yüksel

Ankara’da bir genç tiyatro

01 Mayıs 2018 Salı

Devlet Tiyatroları oyunculuk sınavı açmayınca, tiyatro okullarını bitiren genç sanatçılar da kendi topluluklarını kuruyorlar. Ne ki bu topluluklardan hepsi kurumlaşamıyor. Çünkü tiyatro pahalı bir sanat. Diyelim ki bir yapımın masraflarını en aza indirgediniz, oyuncularınız, yazarlarınız ve yönetmenleriniz de ücret almıyor; yine de salon kirasıyla, ısınma ve elektrik harcamasıyla, temizlik ve bakım giderleriyle belinizi çökerten bir borçlanma ile yüz yüze kalacağınızı biliyorsunuz. Bir başka deyişle, artık ‘iki kalas bir heves’ yetmiyor tiyatroculuğunuza...
Ankara’nın Bahçelievler semtinde, alışveriş ve eğlence merkezi 7. Cadde’ye yaslanan sokaklardan birinde birkaç yıldır etkinlik sunan Kulis Sanat, kurumlaşma yoluna giden ender genç tiyatrolardan biri. 2015 Sadri Alışık Jüri Özel Ödülü’ne değer bulunan toplulukla geç de olsa buluşabildim.

Halı büyüklüğünde sahne
Eskice bir apartmanın giriş katındaki minik bahçede 3-4 küçük masa var. Erken gelmişseniz, orada soluklanıyorsunuz. Burası Kulis Sanat’ın çay-sigara uzamı. Sonra küçük bir girişten, aynı kattaki -yine- minik tiyatro salonuna giriyorsunuz. Böyle dar koşullarda tiyatroculuk yapılır mı diye soracak olursanız, salonun yalnızca 40-50 seyirci aldığı anımsatılacaktır size.
Giriş çıkışları seyirci uzamından yapılan sahne, çocuklarımın üstünde büyüdüğü 9 metrekarelik halıdan az daha büyük ya da küçük. İşte bu sahnede yetişkinler ve çocuklar için 10 dolayında oyun sunuluyor. Sözgelimi, geçen nisan ayında izlence düzeni, 13 kez sunulan 6 ayrı Kulis Sanat yapımından ve 2 başka etkinlikten oluşuyordu. Bu da Kulis Sanat sahnesinin bir ayın yarısı boyunca seyirciyle iç içe olduğunu gösteriyor.

‘Hiç Kimsenin Öyküsü’
Bu topluluktan ‘Hiç Kimsenin Öyküsü’nü izledim. Bilkent Üniversitesi Rejisörlük Bölümü mezunu, ayrıca yazar, sinemacı ve ozan kimliği taşıyan Baki Erdi Mamikoğlu’nun oyununu Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu Emre Yurttakalan yönetmiş. Bir tren kompartmanında geçen tek perdelik, iki kişilik oyunu Yurttakalan ve yine konservatuvardan Serkan Melikoğlu yorumluyor.
Bütünüyle oyunculuğa dayalı, seyirciyle oyuncuların soluğunun birbirine karıştığı profesyonel bir sahne performansı izliyoruz. Aynı kompartmana yerleşen iki uygar genç adamın tanışma süreci boyunca adım adım ilkelliğe doğru gidilen bir yolculuk bu. Savaş ya da -daha kötüsüiç savaşın bıraktığı izleri tartışıyor. İki komşuyu birbirine düşüren bir savaşın savunulamazlığını... Yalın bir sahne düzeni içinde dinginlikten gerginliğe doğru ilerleyen oyunda Yurttakalan’ın oyunculuğu yaşamış olduğu travmadan bütünüyle kurtulamamış bir savaşçının tedirginliğini yansıtırken, Serkan Melikoğlu daha denetimli, daha yumuşak bir kişilik sergiliyor. Oyunculuk çeşitleniyor böylece. İyi çalışılmış, etkileyici bir sahne olayı var karşımızda...

Komşularıyla barışık bir sanat evi
Oyundan çıkarken, binanın bir alt katının da tiyatronun bir parçası olduğunu görüyoruz. Parasal kaynaklarını merak ediyoruz. Tiyatroda kurslar açtıklarını ve aralarında kendilerinin de bulunduğu okullu eğitmenler tarafından, tiyatro ve kamera oyunculuğu, şan, diksiyon, yaratıcı drama, klasik bale, enstrüman derslerinin verildiğini söylüyorlar. Kurslardan edinilen gelir, tiyatronun masraflarını karşılıyormuş.
Şaşırsak da gerçek ortada. Kalabalık bir yerleşim alanında komşularıyla iyi geçinmeyi öğrenmiş, anne babaların -çocuklarını emanet edebilecekleri düzeyde- güvenini sağlamış bu genç sanat topluluğuna başarı dilemekten başka ne yapılabilir?

Tümü Ayşegül Yüksel - Son yazıları

Frigo Zamanı 21 Ağustos 2018 Sal
‘İroni’den anlamak 7 Ağustos 2018 Sal
Nasıl yorumlamalı? 24 Temmuz 2018 Sal