İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?

02.04.2026 09:11
Güncellenme:
Takip Et:

Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya ulaşır. İstanbul’da Minber, Sivas’ta İrade-i Milliye gazetelerinde olduğu gibi direnişin ve Millî Mücadelenin sesini duyurmak ister. Bunun için de 10 Ocak 1920 tarihinde Hakimiyet-i Milliye adında bir gazete yayımlanır. Kütahya - Eskişehir Muharebeleri öncesinde 30 Haziran 1921 günü bu gazetedeki bir haber dikkat çeker: "Bir İhtiyaç-ı İrfanımız: Ankara'da bir Millî Kütüphanemiz olmalı" başlıklı yazıda Milli Mücadele’nin merkezi olan Ankara’nın bir kütüphanesinin olması, memurların ve ilme susamış gençlerin de bu kütüphaneden faydalanması gerektiği belirtilir.

Savaşın ortasında, Ankara’da bir kütüphane kurulması Hakimiyet-i Milliye aracılığıyla dile getirilir.

Image

*30 Haziran 1921, 8 Temmuz 1921 ve 26 Temmuz 1922 tarihli Hakimiyeti Milliye gazeteleri (Milli Kütüphane Arşivi) 

Bir hafta sonra, yine Kütahya Eskişehir Muharebeleri öncesinde, 8 Temmuz 1921 günü aynı gazetede Ankara’da Maarif Vekaleti binasında bir Maarif (eğitim) Kongresi düzenleneceği duyurulur. “Umumi Kütüphaneler” başlığı altında benzer talep yinelenir ve Ankara’da bir kütüphaneye ihtiyaç olduğu hatırlatılır. Hatta kütüphanenin açılacağı yer konusunda da önerilerde bulunulur. 

Yine, savaşın ortasında, Ankara’da kongre toplayıp eğitim sorunlarının masaya yatırıldığı dönemde bir de kütüphane kurulması gerektiği Hakimiyet-i Milliye aracılığıyla dile getirilir.

Bu kez de 26 Temmuz 1922 günü, yani Büyük Taarruz’dan bir ay kadar önce, yine savaşın ortasında, yine eline aynı gazeteyi alanlar güzel bir haberle karşılaşır. 25 Temmuz 1922 günü Umumi Kütüphane’nin Ankara’da açıldığı müjdelenir. Haberde “Maarif Vekâleti umumi bir kütüphane açmış bulunuyor. Bu kütüphane evvelâ Vekâletin elinde mevcut kitaplardan sonra yurdun her tarafından vuku bulacak teberrular (bağışlarla) ile zenginleşecektir” denilir.

Yine, savaşın ortasında, Ankara’da bir kütüphane kurulması Hakimiyet-i Milliye aracılığıyla dile getirilmiş ve de açıldığı ilan edilmiştir. 

Böylece, Ankara’da ilk kütüphane kurulmuştur. (0)

“İSTANBUL’DAN ANKARA’YA TAŞINAN KÜTÜPHANE”

Ankara’da bir kütüphanenin kurulması için ilk teklifi veren ise Aydın milletvekili Dr. Mazhar (Germen) Bey olur. 25 Eylül 1920 günü Meclis kürsüsüne çıkar ve ‘’Meclis namına acilen bir kütübhane tesis edilmek üzere dört bin liranın Meclis tahsisatından sarfına karar verilmesini teklif eylerim’’ diyerek Ankara’da kütüphane kurulması için ilk adımı atar. Teklif 28 Eylül günü Mecliste görüşülerek kabul edilir. 

Öte yandan 16 Mart 1920 günü İstanbul’un ikinci kez işgal edilmesinin ardından 11 Nisan 1920 tarihinde Sultan Vahdettin Meclis-i Mebusan’ı fesheder. 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılır. Kapatılan Meclis-i Mebusan’ın kütüphanesi ve arşiv belgelerinin bir bölümü Ankara’ya taşınır. Böylece günümüzdeki Ankara’daki Meclis Kütüphanesi’nin de temeli atılır.

21 Ağustos 1923 günü Gaziantep Milletvekili Ali Cenani Bey’in teklifi üzerine İstanbul’daki Meclis-i Mebusan’ın arşivi ve kütüphanesinin tamamının Ankara’ya taşınması kararı alınır. Böylece envanterdeki kitaplar, değerli el yazmaları, arşiv belgelerinin nakli gerçekleşir. Meclis-i Mebusan kütüphanesinde Ercüment Ekrem (Talu) Bey ile birlikte ‘Hafız-ı Kütüp’ unvanı ile memur edilen Mehmed Nebil (Emirbuharioğlu) Bey de Ankara’da oluşturulan Meclis Kütüphanesi’nin idaresine getirilir.(2) Meclis Kütüphanesi, I. Meclis binasında encümen odasında faaliyetine başlar ve 5000’e yakın kitap, yazma eser, basılı yayın, tutanak İstanbul’dan Ankara’ya taşınır. Bugünse 430 bin eserlik bir eser mevcuttur.

“SONRA AÇILANLAR”

Cumhuriyetin ilanının ardından 1924 senesinde Fehmi Ethem (Karatay) Bey Fransa’ya kütüphanecilik tahsiline gönderilir ve 1924’ün Ekim ayında Darülfünun Kütüphanesi’nin başına geçirilir. 1925 senesinden itibaren de Ankara ve İstanbul’da kütüphanecilik kursları açılarak personel yetiştirilir. 1924 -1936 yılları arasında 22 farklı ilde kütüphaneler hizmete girer.(3) Ayrıca 1924 senesinde kapatılan medreselerde bulunan kitaplar da bu kütüphanelere nakledilir. 

Öte yandan 1932 senesinde Reşit Galip öncülüğünde kurulan Halkevleri’nde kütüphaneler zorunlu tutulur ve dokuz şubeden oluşan şubelerden biri de “Kütüphane Kolu” olur.

Savaşın ortasında, kitabı ve kütüphaneyi düşünen bu beyinler Cumhuriyeti inşa eder. 

Öte yandan Hitler iktidarından kaçmak isteyen akademisyenlerin Türkiye’ye davet edilme sürecinde Benno Landsberger’e çalışma teklifi götürüldüğü zaman ünlü Alman tarihçi ilk olarak hangi soruyu sormuştur bilir misiniz? “Ankara’da kütüphane var mı?” 

Yeni kurulan bu fakültenin henüz bir kütüphanesi yoktur. O tarihlerde Berlin’de vefat eden Hindolog Heinrich Zimmer’in kütüphanesi Sedat Alp’in aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti tarafından satın alınarak Ankara’ya trenle taşınır ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne kazandırılır. Ardından da ünlü hoca Landsberger Türkiye’ye gelir. Kütüphane, bilimi ve bilim insanını da beraberinde getirir. 

Bilim, okumayı gerektirir ve başta Ulu Önder olmak üzere Cumhuriyet kadroları bunu çok iyi kavramış ve uygulamıştır. Cumhuriyetin temeli de kitap olmuştur. Kütüphane Haftasında tüm kütüphaneci dostlarımızı tebrik ediyor, başarılar diliyor ve savaşın ortasında kütüphane kurmayı düşünen o idealist Cumhuriyet aydınlarını saygıyla selamlıyorum.  

(0)Prof. Dr. Tülin Sağlamtunç “Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinin Tarihçesi’ Türk Kütüphaneciliği, Cilt 8, Sayı, 3 , 1994.

(1)Müjgan Cunbur, Tanzimatın Kütüphaneciliğimize Etkileri, Belleten, Cilt 28, Sayı 112, 1964.

(2)Sefer Yazısı, Osmanlı’dan Günümüze Meclis Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri, TBMM Yayınları, 2023.

(3)Hakan Anameriç, Belgelerle Atatürk ve Kütüphaneler, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt 24, Sayı 71, 2008.

Yazarın Son Yazıları

İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?

İlk kütüphanemiz nasıl doğdu?

Devamını Oku
02.04.2026
Dinolar ve Kemaller

Adana’daydık iki gün önce.

Devamını Oku
27.03.2026
“Nerede o eski bayramlar”

“Nerede o eski bayramlar?” diyen çok tabii günümüzde. Bayram denince ilk akla gelen de bayramlık, bayram harçlığı ve çocuklar… Devir değişti, zamane çocukları da kapıya gelip şeker istemiyor artık.

Devamını Oku
19.03.2026
Sosyal medya ve Atatürk

Melih Cevdet’in anılarını kaleme aldığı kitabında bazı dostlarının vefatından duyduğu üzüntüden bahsetmiştir.

Devamını Oku
13.03.2026
Celal Hoca

Mayıs 1934, Çankaya Köşkü.

Devamını Oku
05.03.2026
“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

“Atatürk’ün Çeşmesi” Koruma Altında

Devamını Oku
27.02.2026
Müze olmasını istemişti: Orhan Veli’nin doğduğu ev satışta

Orhan Veli Kanık, Türk şiirine yeni bir soluk getirmiş, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte başlattığı “Garip” akımı ile sadeleşmeyi savunmuş; vezin, aruz, kafiyeyi atarak yepyeni bir anlayışı Türk şiirine sokmuştur.

Devamını Oku
20.02.2026
Keçiören ve Atatürk

Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldiğinde coşkuyla karşılanır ve Hükümet Konağı’nda soluklandıktan sonra Keçiören’deki Ziraat Mektebi’ne yerleşir.

Devamını Oku
13.02.2026
Amanullah Han'ın gözyaşları

Taliban yönetiminin Afganistan genelinde uygulanacak olan yeni kararları gündemi meşgul etmekte.

Devamını Oku
30.01.2026
Lucia Di Lammermoor ve Gencer

1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.

Devamını Oku
18.01.2026
Mesut İktu’ya veda

Mesut İktu 3 Ocak 2026 günü aramızdan ayrıldı.

Devamını Oku
08.01.2026
“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

“20 Yumurta, 10 Ekmek, 1 Okka Peynir”

Devamını Oku
30.12.2025
Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Nazım, Kuvayi Milliye Destanı ve Melih Bey

Devamını Oku
12.12.2025
“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

“Atatürk ve Çallı’nın Tehlikeli Bir Tablosu”

Devamını Oku
05.12.2025
Karanlığı aydınlatanlar

Karanlığı aydınlatanlar

Devamını Oku
24.11.2025
Orhan Veli'nin ardından

1950 senesinin soğuk bir Ankara gecesi…

Devamını Oku
14.11.2025
10 Kasım’ı Yaşayanlar

Yüce Atatürk’ü kaybetmenin acısı hiç dinmiyor, yıllar geçse de aynı özlemle, aynı hüzünle 10 Kasımları yaşıyoruz.

Devamını Oku
10.11.2025
'Yine bir mektubun izinde'

1950 senesinde İstanbul’daki dergi yazıhanelerinin birine bir mektup ulaşır.

Devamını Oku
02.11.2025
Kayıp bir mektubun izinde

1923 senesinin Aralık ayında Ankara’dan İstanbul’a bir mektup gönderilir.

Devamını Oku
25.10.2025