‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

02.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak. Oyuncular, yönetmenler bunları sahnelemeye doyamayacak, izleyiciler ülkelerdeki opera salonlarını hınça hınç dolduracak. Bizimkilerden sonraki kuşaklar, yaşananları muhakkak abartılı bulacaklar ve kolay kolay inanamayacaklar… Normalde “Nobel Savaş Ödülü” alması gereken bir insanın “Nobel Barış Ödülü” almaya çalışmasını; bu sırada, hiç hak etmediği hâlde kendisine Nobel Barış Ödülü verilen başka bir amatör palyaçonun, ona yaranmak için ödülünü bu acınası zata teslim etmesini; ayrıca bu sahte “Barış Ödülü” avcısının sırayla Orta Doğu’da ve Güney Amerika’da her yere saldırmasını kimse kolay kolay inanılır bulmayacak. Ama abartılı bulsalar bile herhâlde katıla katıla gülecekler…

Biz maalesef gülemiyoruz. Çevremizde her gün çocuklar ölüyor, bombalar patlıyor. Dünyanın en sempatik ve tarihi ülkelerinden Küba, her gün tehdit altında. Lübnan ve İran her gün adeta yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Gazze’de, maalesef, katliamdan zevk alan Netanyahu hükümeti kafasına estiğinde -sözde ateşkes anlaşmasına rağmen- yeni çocukları, yeni sivilleri öldürüyor… Halbuki 23 yıl önce aynen bu konularda sabıkalı ABD’nin fos çıkan İran-Irak kitle imha silahları iddiası gibi, bugünkü İran savaşını başlatırken Amerika’nın öne sürdüğü zavallı mantık şuydu: “İsrail, İran’a saldıracaktı, onlar da karşılık verecekti, o yüzden biz beklemeyelim şimdiden İran’ı vuralım dedik”. Herhalde Gazze’de de çocukların sapanla İsrail’e saldıracaklarını duyup bütün lojistik desteği katil bir devletin hizmetine o yüzden sundular! İsrail’de ağır şiddet görme pahasına yürüyüşler yapıp Netanyahu’nun sürüklediği o katliamcı hükümeti durdurmak için gösteriler yapan İsrail halkı mensuplarını veya ülkemizde yaşayan, Gazze katliamına ve İsrail’in Amerika’yla ortaklaşa yürüttüğü affedilmez savaşlara karşı çıkan değerli Musevi vatandaşlarımızı tenzih ederek konuşuyorum: Bugün yeryüzü barışı için var olan en büyük tehdit, tabii ki “İsrail+ABD kokteyli”. Trump komik bir şekilde çeşitli eylemler yapıyor sonra diyor ki “eminim İsrail memnun olacak”! Sanki eşini tatmin etmeye çalışan işgüzar koca… 

Zaten savaşın birinci gününden itibaren bu ikili, açık bir devlet terörü götürüyorlar. İran liderleri Hamaney ve Laricani’nin füzelerle öldürülmeleri, onların bedenlerinden çok, tekrar tekrar söylüyorum, Birleşmiş Milletler’in ölümüdür, dünyada diplomasiye saygının ölümüdür. Bütün uluslararası legal siyasi tartışma masalarının, bırakın ciddi platformlar olmayı, bir komedi sahnesi olma vasfını bile kaybedip çürük atıklara dönüştüğü andır. Ancak katiller, o noktada bile kendi kendilerini rezil edecek bir söyleme geçebilmişlerdir: “İran aslında bizimle barış masasına oturmak istiyor, ama şu anda liderleri öldürüldüğünden, aralarında yetki ve karar kargaşası var”. Yani belki biraz daha ileri gitseler “neden İranlılar bu şekilde öldürülmelerine müsaade ettiler ki? Bakın onlarla masaya bile oturamıyoruz” diyecekler!

Bu savaş aynı zamanda CIA ve MOSSAD’ın istihbarat ve vizyon açısından iflas ettiklerinin de doğrudan kanıtıdır. İran bombalandığında ve lider kadroları savaşın başında öldürüldüğünde halkın bu saldırıları destekleyip sokağa çıkıp rejimi devireceğine inanmaları, muhatap oldukları coğrafyayı ve insani değerleri hiç tanımadıklarını ve sosyoloji, tarih bilgisi alanında sıfır puan aldıklarını herkese göstermiştir. Tam tersine İran halkından çok, birbiriyle hiçbir ortak noktası olmayan farklı insanlar dünyanın ortak saldırganına karşı birleşmişlerdir. Bu arada İran bombaları üst üste Tel Aviv ve diğer İsrail kentlerinin üstüne düşerken, delinen yalnız bu ülkenin çelik gök kubbesi değildir. 1948’de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu ülke her saldırıya uğradığında onu tutan, korumak isteyen, arkasında duran Dünya halklarının aydınları, gazetecileri, diplomatları şu anda bu ülkeye dehşet içinde bakarak aralarına buzul dolu mesafeler koymuştur. Yani bu ülkenin geleceği açısından esas bu koruma kalkanının yok olmuş olması, İsrail’in delindiği söylenen çelik gök kubbesinden çok daha vahim bir sonuca işaret etmektedir. Bugün İran ve Lübnan halkı mağdur durumdadır ve dünya onları desteklemektedir. Tam tersine ABD ve İsrail’i dünyada tutan neredeyse bazı çıkar grupları ve şirketleri, parazitler dışında destekleyen aklı başında “aydın” hiç kimse kalmamıştır. Hatta bu karşıtlık kendi ülkelerinde de alıp başını yürümüştür!

Geçtiğimiz hafta sonu, bugün yaşayan aktörler arasında en çok sevilen isimlerden biri olan Robert de Niro, Amerika’da “kral istemiyoruz” mitinglerinin çağrısını yaptı ve liderliğini üstlendi. 82 yaşındaki bu muhteşem aktör, rekor kırarak 3.300 buluşmada 8 milyon Amerikalıyı sokağa döken buluşmaların da yıldızıydı. “Konu demokrasimiz. Bu adam Epstein dosyaları konusunda dikkat dağıtmak istiyor, tam bir deli, konu ülkemin geleceği, tabii ki ağzımı kapamam! Bundan daha önce de kendi anayasal güçlerinin sınırlarını test eden başka başkanlar da olmuştu ama bunların hiçbiri bizlerin özgürlüğü ve güvenliğine bu kadar büyük bir varoluşçu tehlike oluşturmamıştı! Trump hariç! Onun da derhal şimdi durdurulması lazım! Biz krallara %150 karşıyız. Biz ondan mı korkacağız o bizden korksun!” De Niro dışında Jane Fonda, Joan Baez, Bruce Springsteen de milyonları etkileyerek konuşanlar arasındaydı…

Aynı hafta sonunda Trump, savaş bölgesindeki durumu özetleyip yine tehditler yağdırırken “Türkiye harika bir iş çıkardı” diye bir cümle yumurtlayıverdi! Hala bu bir övgü müydü yoksa tersi miydi belli olmadığı için hala tartışılıyor(!)…

Tabi Türk diplomasisinin de işi gerçekten zor: Bir yandan tarafsız ve barış görüşmesi götürebilir görünmek için Amerika’ya yakın durmak, diğer yandan komşu İran’ı başına gelenlere karşı “korumak”, bir yandan İsrail’e arada laf sokmak ve bütün bunları Trump’ı kızdırmadan yapmak! Yani bunun adı halk dilinde “tavşana kaç, tazıya tut demek” anlamına geliyor! 

Evet şu andaki Trump söylemleri yine sürekli yok etme tehdidi, Harg adasını alma tehdidi ve tam kafası kızarsa adeta bir ülkeyi “haritadan silme” üzerine kurulu cümlelerden oluşuyor. Sayısız askerle kara harekâtına girişimi iddiaları… emin olun Trump ders alsın diye bile böyle bir felaketi istemiyorum ve zaten hiç kimse de isteyemez. Bu her iki yönde de bir katliam olur. Ama Trump’ın umurunda mı? O maaşlı şehit aramakla meşgul, ta ki yine “savaşı kazandım” şeklinde sahte zafer naraları atacağı ana kadar… 

Şu anda en büyük umudumuz, yeni kahramanımız “Taksi Şoförü”nün (De Niro’nun unutulmaz 1976 filmi) Amerikan sokaklarında başlattığı hareketin, Savaş Nobel’i almaya çalışan o garip tipolojiyi alt etmesi ve seçim hezimeti korkusundan bile olsa bu rezil savaşa belki de son vermesi…

Yazarın Son Yazıları

‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025