İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

02.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında yapılan yatay geçişin, Yükseköğretim Kurulu kararlarına ve mevzuatın aradığı şartlara aykırı bir biçimde gerçekleştiğinden bahisle ''yokluk'' ve ''açık hata'' bulunduğu gerekçesiyle yatay geçiş işlemi ile mezuniyet ve diplomasının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış ve 26.01.2026 günü İstanbul 5.İdari Mahkemesi’nin  26.01.2026 tarih, 2025/850 esas ve 026/114 karar numaralı gerekçeli kararı üzerinde tartışılması gerekenlere tekrar bakalım. 

Ekrem İmamoğlu, 1990 yılında, KKTC Girne Amerikan Üniversite’sinin(GAÜ) öğrencisi olarak İstanbul Üniversitesi (İÜ) İşletme Fakültesi’nin 27.06.1990 tarih ve 22 sayılı kararıyla 1990- 1991 öğretim yılı için 30.07.1990 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlanan Yatay Geçiş ilanında belirtilen başvuru şartlarına uyduğunu görmüş ve ilanda belirtilen belgeler ile (transkrip, dönem derecesi vb.) başvuru dilekçesini zamanında vermiş, dilekçe 29.08.1990 gün/2607 sayı ile kabul edilmiştir. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’nca kurulan Yatay Geçiş Komisyonu, Mahkemenin de belirttiği gibi YÖK tarafından çıkarılan 21 Ekim 1982 tarih ve 17845 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesinin değişik 7 Mart 1990 tarih ve 20454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin bir maddesinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin 1. maddesi (11. madde) kapsamında değerlendirilmiş (yani 1982 yılında YÖK tarafından yayınlanmış Yatay Geçiş Yönetmeliğine göre işlem yapılmış) ve kabul koşullarını yerine getirdiği fakültede alınan derslerin eşdeğer olduğu komisyonca uygun bulunmuş ve İÜ İşletme Fakültesi İngilizce Bölümüne kaydı yapılmıştır. Hatta komisyon tarafından İÜ İşletme Fakültesi’nde 2. sınıftan alması gereken bir-iki ders olduğu belirtilmiş, 3.sınıfa devam ederken alttan ders alma yükümlülüğü de öngörülmüştür. 

Öğrenci alttan bu dersleri de alarak yükümlülüğünü yerine getirmiştir. 

5.İdari Mahkemesi kararında sıkça dillendirilen bir konu var: Not ortalaması... GAÜ İşletme Fakültesi’nin o dönem en yüksek notu 4 ve İmamoğlu’nun not ortalaması ise 2.50’dir. İÜ İşletme Fakültesi’nin en yüksek notu ise 100 idi. Matematiksel olarak hesaplanırsa 4 üzerinden 2.50 olan notu 100 üzerinden 62.5’e tekabül ettiği görülür ve ilanda belirtilen 60 ortalaması şartına uygunluğu açıktır.

GAÜ ilk kuruluş belgesinde, University College of Northern Cyprus (UCNC) unvanının kullanarak University of South Eastern, Washington ABD üniversitesinin afiliye kampüsü olarak anlaşma yapıldığı görülür. Yani bu ilk özel üniversite ABD’de tanınan ve denkliği olan bir ABD üniversitesinin kampüsüdür. Tıpkı ODTÜ’nün 1973’te Gaziantep’te kurduğu “ODTÜ Gaziantep Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi” gibi. Bu kampüsün daha sonra Gaziantep Üniversitesi’ne dönüştüğü gibi GAÜ de aynı şekilde Washington South Eastern University’nin kampüsü olarak kurulmuştur. 

KKTC yurt dışı olarak kabul edilse bile “tanınırlık” ile “denklik” konusuna bir de Washington South Eastern University’nin kampüsü gözü ile yani bir Amerikan üniversitesi olarak bakılırsa tanınırlık konusu zaten ortadan kalkacaktır. Kaldı ki o dönemde ne tanınırlık ne de denklik konuları hakkında YÖK’ün yasal bir yaptırımı yoktu.  Ayrıca bu konuda üniversitelerin uyacağı koşullar ne de yasal hüküm vardı, ne de gündemde idi. Bu konular ile ilgili yasal prosedürler ne zaman tartışılmaya ve uygulanmaya başlanmış onların hepsini daha önceki yazılarımdan inceleyebilirsiniz. (Bkz. “İptal edilen diploma, üniversite ve hukuk”, Cumhuriyet, 26.04.2025 ) 

TANINIRLIK VE DENKLİK KONUSU

Peki 36 yıl önce İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi yönetimi neler yapmış? 

İdari Mahkeme, 27.06.1990 tarih ve 22 sayılı İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu kararına istinaden yatay geçiş ilanının 30.07.1990 tarihli Milliyet gazetesinde yayımlandığı ve ilanda yatay geçiş için son başvuru tarihinin 14.09.1990 olarak belirlenmesine rağmen 12.09.1990 tarihinde yatay geçişlere karar verilerek ilan edilen tarihten önce yatay geçiş işlemlerinin sonlandırıldığı, başvuruların ilana aykırı olarak sonlandırıldığı, kontenjan artışları vb. yaptığı resmi idarenin/otoritenin açık hata yaptığını belirtmektedir. 

Mahkeme tarafından o dönemin yönetim kurulu üyeleri dinlenmiş, onların görüşleri alınmış mıdır? Bu konuda tam bir ayrıntı gözlenmemektedir. Kaldı ki Yatay Geçiş düzenleme ilanı, öğrenci kabulü, hangi üniversitelerden yatay geçiş yapılacağı, kontenjanın üniversitelere göre belirlenmesi kontenjan azaltma, çoğaltma, ikinci ilan yapma/ yapmama yetkisi yasal olarak (1982’de çıkarılan yönetmelik gereği) tamamen Fakülte Yönetim Kurullarının yetkisindeydi.

Tüm bunlara rağmen Mahkemenin hukuki olarak belirttiği ve “açık hatalar” olarak yorumladığı konuların hepsi resmi otoriteyi (fakülte ve üniversite) bağlar. Başvuru yapmış hiçbir öğrenciye yükümlülük getirilmesi hukuken mümkün değildir. Mahkeme heyetinin burada verdiği bazı örneklerin bu konular ile ilgisi olmadığı gibi yeni gelişen “nörohukuk” anlayışı ile onarıcı adalet sistemine de ters düşmektedir. Yasal olarak bu konular YÖK’ü üniversiteleri ve fakülteleri bağlamaktadır.

YURT DIŞI MI, YURTİÇİ Mİ? 

36 yıl önce yatay geçiş ile ilgili 21.10.1982 tarih ve 17845 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 2.3.5.8.maddelere uygunluğu var, yalnızca not ortalaması konusu gündeme gelmiş. Ekrem İmamoğlu’nun notu GAÜ İşletme Fakültesi en yüksek not 4 üzerinden 2.50’dir. Bu ortalama ile geçerliliği ve sıralamaya gireceği açıktır (yukarıda belirtilmiştir). Ayrıca burada verilecek olan karar KKTC’nin yurt dışı mı yurt içi mi sayılmasıdır ki bu duruma mahkeme kararlarında yurtdışı olarak izlense de “yurtiçi/yurtdışı” mı sayılmalı tartışılmasına hiç yer verilmemiştir. O dönem “Yavru Vatan” olarak isimlendirilen KKTC’ninde bir tek üniversite varken Girne Amerikan Üniversitesi ikinci bir üniversite olarak açılmış görünüyor. Ekrem İmamoğlu’nun yatay geçişine kadar Kıbrıs’tan yalnızca Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı söylenmektedir. Bu duruma tanınırlılık demek O dönemlerde tanınırlık ile ilgili bir yasanın olmaması nedeni ile doğru bir yaklaşım değildir. Kıbrıs’ta bilinen tek üniversite demek daha doğru bir yaklaşımdır. GAÜ’den ilk olarak yatay geçişler Ekrem İmamoğlu’nun geçiş dönemine rastgelmiştir. Yıllarca özellikle o dönemlerde Yavru Vatan deyimi ile “yurtiçi” mi? “yurtdışı” mı? Olarak bu söylemin tartışılması 2020/2021 de koronavirüs pandemisi dönemi Yurtdışı Yatay Geçişler ile açığa çıkmış ve Kıbrıs’ın Yurtiçimi? Yurtdışı mı? olduğu kavramı tartışmaya açılmıştır (bknz; Bkz. Pervin Kaplan, Yatay geçişte KKTC üniversiteleri 'yurtdışı' sayılacak mı?, 30.05.2020 ). Burada görüleceği gibi ilk olarak tartışma 2020 yılında yapılmış ve bu tartışma baz alındığında KKTC’nin 2020’ye kadar yurt içi olarak kabul gördüğünü anlamamak mümkün değildir. 

Öyleyse 36 yıl önce tanınırlığın yasal bir durum olmadığı bildiği halde temcit pilavı gibi konu işlenmektedir. KKTC’nin yurt içi olarak kabul edilmesi dolayısıyla hem kontenjan sorununun hem de tanınırlık meselesinin bu belge ışığında ortadan kalktığını görebiliriz.  

Ayrıca mahkeme heyeti, bazı üniversitelerin YÖK’e başvuru yaptığını, bazı ülkelerden yatay/ dikey geçiş yapmak isteyen öğrencilerin olduğunu, bunun yasalara uygun olup olmadığının sorulduğuna işaret etmiş ve şu karara varmış: “...bu örneklerden de görüleceği üzere üniversiteler ile Kurul (YÖK) arasında tanınırlık sorgusu ve bilgisinin yerleşik bir uygulama ve zorunluluk arz ettiği, bu hususun ise herkesçe (işlemin tarafları ve muhataplarınca) malum olunan bir bilgi olduğu sonucuna varılmaktadır.” 

Mahkeme heyeti birkaç üniversiteyi örnek göstermiş. O dönem var olan 72 üniversitenin hepsi yatay/dikey geçiş yapmaktadır. Yasal olarak üniversitelerin yetkisinde olan bu konunun YÖK’e sorulması bir noktada üniversiteleri bağlar. Öğrenciler ile ilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca yasa ve yönetmelikler gereği üniversitelerin YÖK’e sorma yükümlülüğü, ne yerleşik olarak ne de işlemin tarafları ve muhataplarınca zorunluluk olarak yoktur. İsteyen üniversitenin sorması diğer üniversiteleri bağlayamaz. 

HATANIN NEDENİ

Bir diğer önemli konu ise “yokluk” ve “açık hata” hükmünün mahkeme heyetince öğrenciye rücu edilmesidir. Mahkeme heyetinin öğrencilere rücu ettiği kararı; “Girne Amerikan Üniversitesi'nin YÖK tarafından tanınmadığının herkesçe bilinmesi ve Girne Amerikan Üniversitesi'nden geçiş yapan herkesin öğrenci kütüğüne Doğu Akdeniz Üniversitesi'nden geçtiğine dair tutulan kayıt nedeniyle usulsüzlüklerin bilinçli, sistematik ve toplu şekilde yapıldığı, emsal olarak gösterilen yargı kararlarının dava konusu somut uyuşmazlıkla örtüşmediği, tüm bu sebeplerle yatay geçiş kararının ve karara dayalı olarak elde edilen mezuniyet ve diplomanın yokluk ve açık hata gerekçeleriyle geri alınmak suretiyle” iptal edilmiştir.

Mahkemenin bu kararına istinaden Ekrem İmamoğlu’nun başvurusunu ve durumunu ele alırsak; 1990 yılında İÜ İşletme Fakültesi’nin yurt dışı (2. sınıf) yatay geçiş ilanı üzerine ilanda belirtilen belgeleri (başvuruda istenen belgeler, transkrip, dönem derecesi vb.. ayrıca kontenjan yasal olarak fakülte yönetim kurulunca belirlenirdi) başvuru dilekçesine ekleyerek İÜ İşletme Fakültesi Dekanlığı’na vermiştir. Dilekçe, 29.08.1990 gün/2607 sayı ile kabul edilmiştir.

İÜ İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’nca kurulan Yatay Geçiş Komisyonu, YÖK tarafından çıkarılan 21 Ekim 1982 tarih ve 17845 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesinin değişik 07 Mart 1990 tarih ve 20454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış, Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin bir maddesinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin 1. maddesi (11. madde) kapsamında değerlendirilmiş (yani 1982 yılında YÖK tarafından yayınlanmış Yatay Geçiş Yönetmeliğine göre işlem yapılmış başka bir tanınırlık, yasa- yönetmelik bulunmuyor) ve kabul koşullarını yerine getirdiği komisyonca uygun bulunmuş ve İÜ İşletme Fakültesi İngilizce Bölümü’ne kaydı yapılmıştır. 

Buraya kadar olan bu kısım öğrencinin yasal olarak uyduğu ve hiçbir eksikliğin, yokluğun, açık hatanın olmadığı bir durumdur. Mahkemenin sözünü ettiği “öğrenci kütükleri” meselesi; fakülte öğrenci işleri şefliği tarafından tutulan dosyalardır. Alfabetik sıraya göre öğrencilerin tüm bilgileri bu dosyalar içinde yer alır. (36 yıl önce bilgisayar vb gelişmiş cihazlar yoktu resmi evraklar daktilo ile yazılırdı. Kütük, Dosya isimleri Doğu Akdeniz, Girne, Öğrenci Dosyası, Muhasebe, Demirbaş vb. daktilo veya el yazısı ile yazılırdı). 

Fakülte Yönetim Kurulu usulüne uygun yatay geçişleri yapınca tüm öğrenci belgeleri Fakülte Genel Sekreterince Öğrenci İşleri şefliğine verilir, onlar da öğrencilerin yatay geçiş yaptığı sınıf, bölümü ve hangi üniversiteden yatay geçiş yaptıysa o dosyaya öğrenci bilgilerini ayrı ayrı isme göre sıralayarak yerleştirirlerdi. 

İşte İmamoğlu’nun dosyası ile ilgili hata bu yerleştirme sırasında oluyor. Öğrenci işleri şefliği, Kıbrıs’tan yatay geçiş yapan öğrencilerin dosyaları üzerine Doğu Akdeniz Üniversitesi yazıyor (O yıla kadar Doğu Akdeniz’den yatay geçiş olduğu için bu öğrencileri de öyle sanıp hatalı işlemi yapıyor.) ve öğrenci dosyalarını alfabetik sıraya göre Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin dosyasına koyuyor.

Yapılan hatanın, mahkemenin belirttiği “usulsüzlüklerin bilinçli, sistematik ve toplu şekilde yapıldığı” gibi olmadığı görülmektedir. Üstelik durum öğrenci işleri şefinin hatasından kaynaklanmıştır ki hiçbir öğrenciyi yasal olarak bağlayamaz. Bu hata anlaşıldığında hemen düzeltilebilecek, Girne Amerikan Üniversitesi dosyası açılarak o evraklar usulüne uygun yerleştirilebilecek basit bir durumdur. Bu idari hatanın öğrenciler ile uzaktan yakından bir ilgisi de yoktur. Ayrıca “açık hata” olarak gösterilen bu durumda öğrencilerin verdiği resmi evrakların “eksik, hatalı, yok hükmünde” olduğunu belirtmek de büyük bir haksızlığı, geriye dönüşü olmayan hasarları içerir. Hukuken de mümkün değildir. 

İÜ İşletme Fakültesi belirtilen yıla kadar yatay geçişleri Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden yaptığı için “KKTC’den yatay geçiş yapan öğrenciler” denilince bu hatayı sehven öğrenci işlerinin yaptığı açıktır. Yani mahkemenin bu iddiası da yok hükmündedir. 

Sonuç olarak; Ekrem İmamoğlu o dönemki yasa ve yönetmelik kriterlerine uygun biçimde KKTC Girne Amerikan Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne yatay geçiş yapmış ve 1992 yılında mezun olarak diplomasını almıştır. Bu konunun gündeme getirilmesinin yasa ve yönetmelikler ile ilgisi olmadığı açık ve net olarak görülmektedir. 

Uluslararası kriterler çerçevesinde üniversiteler özerk kurumlardır. O dönemlerde fakülteler yatay/ dikey geçişlerde tam yetkili kurumlardır. Fakültelerin o dönemdeki yetkileri üniversitelerin/ fakültelerin özerkliği anlamını taşımaktadır.

2000 yılından sonra bu gibi kavramlar tamamen yok edildiği için mahkeme heyetinin o dönemlerdeki bu özerklik kavramı üzerinden değerlendirme yapmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla konuya ilgili olarak; hem başvuru yapan öğrenciler hem de fakülte açısından tarafsızlık ilkesi şiarıyla prosedürlere, yasa ve yönetmeliklere baktığımızda her uygulamanın yasalara uygun biçimde gerçekleştirildiğini görmekteyiz. 

36 sene önce yasa ve yönetmeliklere uygun işleyen bu yatay geçişlerin şartlara aykırı bir biçimde gerçekleştiğinden bahisle, ''yokluk'' ve ''açık hata'' bulunduğu gibi ifadeler ile hem öğrencilerin hem de fakültenin suçlu gibi gösterilmesi mağdur olan öğrencilere ve ülkemiz üniversitelerine geriye dönüşü mümkün olamayacak büyük zararlar vermektedir. Biran önce bu yanlıştan dönülmelidir. Siyasi iktidarların her ne şekilde olursa olsun üniversite üzerinde uyguladığı baskılar, yasa ve yönetmeliklere aykırı talepleri kabul edilemez.

 

PROF. DR. TAHSİN YEŞİLDERE

ESKİ ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ BAŞKANI 

 

Yazarın Son Yazıları

İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Cumhuriyete ‘narkoz’ diyenler - Devrim Onur Erdağ

Bazen bir cümle, yalnızca bir söz değildir; bir niyetin, bir zihniyetin ve bir hesaplaşmanın ilanıdır.

Devamını Oku
31.03.2026
Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık

Kuran’da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben “daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı” vurgulanır.

Devamını Oku
31.03.2026
Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız

Pierre Bourdieu’nün de iddia ettiği gibi “Hukuk, daima güç ilişkilerinin kanunlaştırılmasından oluşmuştur.”

Devamını Oku
30.03.2026
Sonu gelmeyen maden arama ruhsatları - Kaya Özgen

Ülkemizde yerli ve yabancı firmalara verilen, -başta altın olmak üzere- maden arama ruhsatlarının sayısı giderek artmaktadır.

Devamını Oku
30.03.2026
'Rakibine kumpas, montaj, yalan, iftira düzeni kuran...'

“Yurtta sulh, cihanda sulh!” Atatürk’ün devletimizin aklına nakşettiği bu sözler, Cumhuriyetin dış politika anlayışının kısa ve öz fakat bir o kadar da en derin halidir.

Devamını Oku
28.03.2026
Doğalgaz savaşları - Fikret BAYIR

ABD “silah sanayisi” savaş bağımlısıdır.

Devamını Oku
27.03.2026
Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026