İdlib’den çıkış var mı?
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

İdlib’den çıkış var mı?

17.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

İdlib’de durum gangster filmlerindeki bir “Mexican standoff” sahnesini (taraflar karşı karşıya, silahlarını doğrultmuş, biri tetiğini çekerse herkes birbirini vuracak, ya da ilk geri çekilen kaybedecek) anımsatıyor. İran-Rusya (Çin) ekseni ve ABD-Avrupa ekseni karşı karşıya. Bu iki eksenin ortasında da boyundan büyük bir işe kalkıştığını kavradıkça, sinirli hareketler yapmaya başlayan AKP Türkiyesi var. 

‘Mexican standoff’

Rusya’nın ve ülkesinde iktidarda uzatmaları oynamaya başlamış Putin’in, Suriye’deki Doğu Akdeniz’de güç yansıtmasına olanak veren üslerini, İran gibi stratejik öneme sahip bir devletle ilişkilerini, yükselen büyük güç imajını, Ortadoğu ve Arap dünyasında, Kuzey Afrika’da “yumuşak güç” alanındaki kazanımlarını tehlikeye atması söz konusu değil. Tabii bir de Batı’dan, çok düşük maliyetle (S-400’leri, nükleer santralı, Turk-Stream enerji boru hattını düşününce…) koparmaya başladığı AKP Türkiyesi var.  

AKP liderliği, uçak düşürme olayından bu yana, hiçbir somut kazanım elde edemeden verdikçe vererek Rusya’ya yaklaşıyordu. Putin, en ufak bir zaaf gösterisiyle bu süreci aksatmamaya çok dikkat edecektir. Putin, eğer süreç aksamaya, Türkiye Batı’ya geri dönmeye başlarsa, bu kez maliyeti yüksek manevralar yapmak zorunda kalacağını biliyor olsa gerektir. Özetle bu “Mexican standoff” içinde Rusya’nın geri çekilmesi, Türkiye ve Batı’ya İdlib’de taviz vermesi olanaklı görünmüyor. 

Buna karşılık, ABD açısından, Suriye iç savaşının Suriye devletinin zaferiyle resmen sonuçlanmasıyla, bir stabilizasyon sürecinin başlaması, İran’ın bölgedeki etkisinin artması, kabul edilebilir bir gelişme değil. Böyle bir gelişme, ABD’nin Afganistan ve Irak’taki başarısızlıklarının, ittifaklarına bekledikleri desteği vermekteki tutarsızlığının aksine, Rusya’nın sonuç alıcı, durum belirleyici bir güç olarak algılanmaya, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da etkisini artırmaya devam etmesini kolaylaştıracaktır.

ABD’nin bunu engellemesinin bir yolu, bölgeyi destabilize edebilecek aktörlerle temas içinde, Suriye’de kalmaya devam etmekten geçiyor. Bundan da önemlisi, Türkiye’nin Rusya ekseninden koparılması gerekiyor. Bölgesindeki olayları etkileme kapasitesine sahip NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye, ABD açısından, son Rand raporunda vurgulandığı gibi, Doğu Akdeniz, Ortadoğu, Basra Körfezi, Kafkaslar ve Orta Asya’da stratejik bir öneme sahiptir. 

ABD ve NATO ittifakının, Türkiye’nin, Rusya eksenine geçmesini kabul edeceğini düşünmek, bir hegemonya transferi süreci de (dünya, böyle -genellikle büyük savaşların ardından gelen- bir noktada değil) söz konusu olmadığından, gerçekçi değildir.

Bu “Mexican standoff” içinde, en kritik, en kırılgan ülke AKP Türkiyesi’dir. En kırılgan, çünkü hem bu durumun maliyetini taşıyabilecek bir ekonomiden yoksundur, hem de ABD ve Rusya ile ilişkilerini “nasıl olsa benden vazgeçemezler” fantezisine dayanarak daha fazla dengelemeye devam edemeyecek, bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Ancak bu seçimin sonuçlarına da katlanacak ekonomik ve askeri gücünün olduğu da çok kuşkuludur. 

ABD ve Rusya’nın Suriye genelinde ve İdlib üzerinde beklentileri birbirinden çok farklıdır. Türkiye, ABD’nin teşvikiyle, NATO’ya güvenerek Suriye ile savaşırsa, (bunun ekonomik ve insani maliyeti bir yana) Rusya’dan gelecek basıncı kaldıramaz. İdlib’de geri adım atarak bölgeden çekilmeye kalkar, Rusya eksenine yakınlaşmaya devam ederse, bu kez hem ABD ve Batı’dan gelecek basıncın maliyetini karşılayamayacak hem de ülke içindeki zaten hassas siyasi dengeler hızla bozulacaktır.

Türkiye en kritik ülkedir, çünkü Suriye ordusu ile doğrudan ve kapsamlı bir çatışma olasılığı “Mexican standoff” durumunu aniden herkesin herkese ateş etmeye başladığı bir kaosa dönüştürebilir. ABD ve Rusya, küresel çıkarlarını düşünerek bu çatışmaları ve zararı kendi açılarından bölgeyle belki sınırlayabilirler ama AKP Türkiyesi’nin böyle bir şansı olduğunu düşünmüyorum. 

İdlib’den onurlu bir çıkış olasılığı yoktur. Bu çıkmazın baş sorumlusu AKP liderliği açısından bu durumun siyasi maliyeti hızla artıyor. Bu nedenle yandaş basın ve milliyetçi koltuk değnekleri, korku içinde, yine “darbe” masallarına başladılar.

Yazarın Son Yazıları

Dolar ve ‘Donroe’

ABD özel güçleri Maduro’yu kaçırdı, tutsak aldı.

Devamını Oku
08.01.2026
2026’ya girerken ‘büyük resim’

Bu jeopolitik ortam, içeride yeni bir devlet biçimini de besliyor. Güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün daraltılması, algoritmalarla gözetim, sürekli olağanüstü hal dili, muhalefetin “iç düşman” olarak kodlanması artık sıradanlaşıyor. Dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimler alsa da otoriterlik ve totaliter teknikler, “süreç olarak faşizm” içinde normalleşiyor.

Devamını Oku
05.01.2026
Neoliberalizmden sonra: Yeni model arayışı

Yeni model arayışına IMF ve Dünya Bankası da katılmış.

Devamını Oku
01.01.2026
2026’ya girerken Avrupa

Avrupa Birliği, 2026’ya Trump Amerika’sının ve Putin Rusya’sının basınçları altında “Birliğin bir geleceği var mı” sorusuyla giriyor. Ancak, bu sorunun cevabı öncelikle AB’nin iç çelişkilerinde, yapısal sorunlarında yatıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yeni ‘model’ arayışında bir seçenek

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in neoliberalizmden farklı modeli, büyük güç rekabetine bakışı, “Çin mi kazanacak ABD mi” sorusunun ötesinde uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. 2026’ya girerken Çin modeli yalnızca çevre ülkelerin değil, merkez ülkelerin liderliklerinin de ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
25.12.2025
‘Ruh mühendisliği’

Türkiye, yıllardır siyasal İslam rejiminin “toplumsal ruh mühendisliği” projesinin baskısı altında yaşıyor.

Devamını Oku
22.12.2025
‘Erkeklik krizi’!?

Erkek fantezilerini meşrulaştıran faşist ve siyasal İslamcı ideolojilerle hesaplaşmadan algoritmaları suçlamak kolaydır ama asıl nedeni görünmez kılan politik bir kaçıştır.

Devamını Oku
18.12.2025
Birlik yoksa iktidar da yok

Sağın bu birlik refleksi, ideolojik bir tutarlılıktan değil, son derece sade bir siyasal sezgiden besleniyor: İktidarı istiyorsan yan yana duracaksın.

Devamını Oku
15.12.2025
UGS: Emperyalist-faşist moment!

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne (UGS) bu kez emperyalizm ve faşizm kavramlarının ışığında bakacağım.

Devamını Oku
11.12.2025
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm

Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (öncelikle de UGS’nin, “göç dalgaları altında kimliğini kaybeden, gerileyen uygarlık” olarak tanımladığı Avrupa’ya), dayatılması belirleyecek.

Devamını Oku
08.12.2025
2026’ya girerken militarizm ve faşizm

Pazartesi günü, 2026’ya girerken ABD ekonomisinin çok kırılgan, küresel ekonominin resesyon eşiğinde olduğunu vurgulamıştım.

Devamını Oku
04.12.2025
2026’ya girerken dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken resesyon sınırında (yüzde 3) yavaşlamaya devam ediyor, riskler ve büyüme önündeki engeller artıyor.

Devamını Oku
01.12.2025
‘Süreç’ gerçek değil!

“Komisyon”, hukuki, idari ve anayasal bir zeminden yoksun.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Evrenin yeni efendileri’

The Economist 1990’larda, bir sayısında, finansallaşma başlarken 10 dev ABD bankasını kastederek “evrenin yeni efendileri” diyordu. Bu bankalar dünya borç piyasasında egemendi.

Devamını Oku
24.11.2025
Arjantin’de Milei zaferinin şifreleri

Serbest piyasa Ayetullahları sevindiler...

Devamını Oku
20.11.2025
Küresel Organize Suç Endeksi ve Türkiye

Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporu açıklandı. Türkiye 2020’de 6.9 puanla 12. sıradayken bugün 7.2 ile 10. sıraya yükselmiş. Küresel ortalama 5.08. Bu endeks, sadece mafyanın gücünü ya da kaçakçılık hatlarını ölçmüyor; devlet içi yapılardan finansal suçlara, yargı bağımsızlığından ekonomiye sızmış suç ağlarına kadar geniş bir tabloyu ortaya koyuyor.

Devamını Oku
17.11.2025
COP30: Gel de kötümser olma

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı.

Devamını Oku
13.11.2025
Demokrasi ve emperyalizm

Emperyalist sistemin ABD, AB gibi merkezlerinin Türkiye gibi çevre ülkelerle ilişkilerinde demokrasi arzusu hiçbir zaman gerçek bir faktör olmadı. Bu ilişkiler her zaman çevre ülkenin ekonomik, jeopolitik açıdan kullanılabilir olma ilkesine dayandı.

Devamını Oku
10.11.2025
Mamdani, panik ve umut

Trump’ın başkanlığından hoşnut olmayanların oranı yüzde 60’ı geçti.

Devamını Oku
06.11.2025
Busan’da ‘büyük resim’

Busan’daki Trump-Şi zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret savaşında geçici bir ateşkes anlamına gelmiyor; aynı zamanda, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde güç, liderlik gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Zirvenin sonunda Trump’ın “12 üzerinden 10’luk bir görüşme” sözleri, Şi’nin ise “Dev gemiyi birlikte yönetiyoruz” vurgusu, ”yeni” bir durumu sergiliyor: Amerika artık “tek süper güç” değil.

Devamını Oku
03.11.2025
Noktaları birleştirmek

Gözlerimizi gerçeğe açmamız gerekiyor.

Devamını Oku
30.10.2025
Teknoloji, oligarşisi ve faşizm

Z kuşağının emeğin, doğanın, LGBTQ ve kadın haklarının değersizleştirilmesine, ırkçılığa gözetim kültürüne ve kurumsal otoriterliğe karşı zaman zaman isyana varan direnişi, yalnızca bir kuşak çatışması değil, sermayenin denetim kapasitesini sınırlayan tarihsel bir başkaldırı biçimi. Tam da bu nedenle, işletmelerinde kontrolü yitirme korkusu, teknoloji sermayesini giderek demokrasi düşmanı, hatta faşizan reflekslere sürüklüyor.

Devamını Oku
27.10.2025
İsyan ve kriz çakışmaya başladı

İsyan ve ekonomik kriz dinamikleri tarihte zaman zaman çakışıyor.

Devamını Oku
23.10.2025
Yine bir finansal krizin eşiğinde

Geçtiğimiz günlerde, Altın 4 bin dolara ulaştı, piyasalarda “Borsa aşırı değerli” uyarıları sıklaştı. Jamie Diamond, Warren Buffet gibi ünlü yatırımcılar bu durumun sürdürülemezliğine işaret ediyorlar.

Devamını Oku
20.10.2025
Gazze’de ateşkes

Gazze’de savaşın yerini alan ateşkes, ilk bakışta bir nefes alma imkânı sundu.

Devamını Oku
16.10.2025
‘Yapılamaz’ kültü (The cult of can’t)

Cuma günü, Aurelien adlı bir yazarın “The cult of can’t” başlıklı denemesine rastladım. Perşembe yazımı okumuş olanların ilgisini çekeceğini düşünerek özetliyorum.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Aydınlanma’nın alacakaranlığında...

Kapitalizmin merkezlerinde (Anglosakson dünyada) uzun yıllar küreselleşmenin, teknolojinin (özellikle internet ve dijitalleşme) bizi “bugünden daha iyi” (özgür, demokratik, bolluk) günlere taşıyacağı anlatıldı.

Devamını Oku
09.10.2025
Bazen bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir

Bu kez şanslıyım, önümde iki fotoğraf var. Meclis’in açılışında ve akşamında verilen davet sırasında çekilmiş bu fotoğraflar bugünkü siyasi şekillenmenin, “sağını-solunu”, çok güzel betimliyorlar.

Devamını Oku
06.10.2025
‘Gizli (stealth) sömürgecilik’ ve Türkiye

Cumhurbaşkanının ABD ziyareti, MAPEG’in, 33 ilin topraklarını doğrudan madencilik yatırımlarına açması emperyalizm tartışmalarını yeniden canlandırdı.

Devamını Oku
02.10.2025
‘Aynanın’ öte yanında

Bilimde bazen bir sıçrama yalnızca araştırmacıların dar çevresini değil, tüm insanlığın geleceğini etkiler. 2020’de DeepMind’in geliştirdiği AlphaFold sistemi böyle bir andı.

Devamını Oku
29.09.2025
Yapay zekâ dünyayı yutuyor

“YZ dünyayı yutuyor” artık abartılı bir iddia değil.

Devamını Oku
25.09.2025
Güney Avrupa’da demokrasiye geçiş

Tsiridis’in çalışmasının en güçlü yanı, somut tarihsel analizleri belgelerle destekleyerek sivil toplumun (çoğunlukla göz ardı edilen) rolünü vurgulaması.

Devamını Oku
22.09.2025
Üzüm üzüme bakarak...

Dünya siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde birbirine benzeşen güç dinamikleriyle şekilleniyor.

Devamını Oku
18.09.2025
İsrail Gazze’de ne yapıyor?

Gazze’de yaşananlar, uluslararası medyada sıklıkla “çatışma”, giderek soykırım olarak tanımlansa da Prof. Jiang Xueqin olanların arkasında çok daha karanlık bir gerçeğin yattığını söylüyor.

Devamını Oku
15.09.2025
11/9/01: Nereden nereye

ABD yönetimi, yeni savunma stratejisi raporunu, (QDR2001), 11 Eylül 2001 “olayının” tozu yatışmadan açıklamıştı.

Devamını Oku
11.09.2025
Endonezya’da isyan

Endonezya, yaygın protesto gösterileriyle sarsılıyor. Başkent Cakarta’dan ülkenin dört bir yanına yayılan bu olaylar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin çevre ülkelerde yarattığı derin eşitsizliklerin, devlet şiddetinin bir ürünü. İsyanın temelinde rejimin tüm kilit kurumların, parlamento dahil, içini boşaltmasıyla, demokratik haklarını kaybetmekte olduklarını hisseden geniş kitlelerin tepkisi yatıyor.

Devamını Oku
08.09.2025
Küreselleşmeden sonra, üç fotoğraf

“Küreselleşme” yerini parçalanmaya bırakıyor, bir yeni-jeopolitik şekilleniyor.

Devamını Oku
04.09.2025
ABD’de faşizm ve direniş

Trump, seçim kampanyası boyunca, diktatör olmak dahil tüm arzularını açıkça söyledi. Dahası, Heritage Foundation “Project 2025” başlığı altında 900 sayfalık bir faşist devlete geçiş programı yayımladı. Bu program, devlet bürokrasisindeki özellikle de güvenlik bürokrasisindeki, “kurumsalcıları” ve “anayasalcıları” tasfiye ederek yerlerine başkana sadık olanları atamayı planlıyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Eski olguya yeni kavram

Uluslararası ilişkiler alanında yeni bir kavram var: “Ekonomik zorlama çağı” (Foreign Affaires).

Devamını Oku
28.08.2025
‘Yıllık yüzde 20 büyüme hızı’ ve diğer fanteziler

Peki bu “ekonomik patlama” yaşanırken, insanların yerini YZ ajanları alırken, artan çıktıyı karşılayacak, kârların gerçekleşmesine, alınacak yatırım kararlarına kaynak olacak tüketici talebi nereden gelecek?

Devamını Oku
25.08.2025