Tribünler inanılmaz coşkulu. Bu coşkuyu boşa çıkarmıyor Beşiktaş ve sezonun en iyi maç başlangıcını yapıyor. Ama sırf coşkuyla oynanmıyor. Takımda herkes hareketli, hızlı, alan yaratıcı olunca bir de paslar yerini bulunca her şey iyi gidiyor. Zaten gol de böyle geliyor. Takıma sanki bir anda bir özgüven gelmiş. Ole Solskjaer’in dokunuşları belli ki bunda etkili. En azından “Koşun, sorumluluktan kaçmayın” demiş olmalı. Ama birden bire her şey değişemiyor işte. Savunmadaki bir anlık şaşkınlık Musrati’nin ağırlığı skoru eşitliyor. Ne ki 2. yarıya da hızlı başlıyoruz, her topa basıyoruz. Hemen Rashica ile öne geçiyoruz. Durmuyoruz. Önce Rafa sonra uzatmalardaki Mario’nun penaltısı ile 4-1 öne geçiyoruz. Bu, Bolu’daki acı kayıplarımızın üstüne buruk bir sevinç oluyor.
Yazarın Son Yazıları
Zaten artık kadroya onu aldın bunu almadın zamanı hiç değil. Tam destek hep destek zamanı. Şans dileme zamanı. Ev sahibi ABD ile aynı gruba düşerek şimdiden şanslıyız aslında. Ama asıl zorluk da yine bu gruptan çıkabilmekte. Hele grup birincisi olarak çıkarsak yolumuz çeyrek finale kadar gidebilir. Hatta gönlüm daha da sonrasına kadar uzanıyor ama orası bende kalsın. Artık şu saatten sonra bizim buralardan yapabileceğimiz tek şey de taa oralara şans sinyalleri göndermek, iyi dileklerde bulunmak olur. Her şey umarım istediğimiz gibi olur...
Şu geçtiğimiz günlerde Türkiye “mutlak butlan” kararıyla öylesine dalgalandı ki adeta başka bir şeyin önemi kalmadı ülkede. Ama yaklaşan Dünya Kupası da vardı.
Beşiktaş’ta hoca arayışı sürüyor.
Sergen Yalçın “Taraftar isterse giderim” dedi; taraftar istedi ve o da gitti.
Herhâlde yılın esprisi buydu; TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun “Avrupa’nın en az hata yapan hakemleri bizde” açıklaması…
Zaman kelimesini dillerinden düşürmeyenler sürekli “Zamana ihtiyacımız var” diyenler nedense zamanı en çok heba edenler.