Cumhuriyet, reşitim diyenlerin idaresidir
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet, reşitim diyenlerin idaresidir

03.11.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bir devlet şekli olarak ilk kez Romalılarla birlikte var olan cumhuriyet düşüncesi, Fransız İhtilali ile birlikte modern bir içerik kazanmış; halk/millet egemenliğine dayanan, bu nedenle demokrasiyi de içeren bir kavram olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetin gereği olan millet/halk egemenliği düşüncesi, 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı aydınlarının da ilgisini çekmiş ve dönem içinde halk egemenliği demokrasi ile eşanlamda kullanılmıştır. Ancak egemenliğin Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak halife/sultanda görüldüğü Osmanlı sisteminde yönetim biçimi olarak cumhuriyet zararlı bulunmuş, İslam devletlerindeki biat/bey’at yönetimi, yani tahta çıkan hükümdarın buyruğuna/ ulu’l emre uymayı kabullenme, halkın, egemenliğe katılımı olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki 1909 yılında anayasada padişahın haklarını sınırlayan değişiklikler yapılmak istendiğinde kimi milletvekilleri her şeyi halkın temsilcilerine veriyorsunuz... bu cumhuriyet demektir biz Hanedan-ı Âli Osman’dan memnunuz, cumhuriyet istemiyoruz diyerek değişikliğe itiraz etmişlerdir. Anayasa değiştirilip padişahın hakları kısıtlandığında da cumhuriyetçi olmak, iktidar ile muhalefetin birbirini suçlama aracı olmayı sürdürmüştür. Öyle ki muhalefetteki Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin suçlamaları karşısında İttihat ve Terakki’nin kimi üyeleri savunmaya geçerek cumhuriyetçi olmadıklarını ispatlamaya çalışmıştır.

Mustafa Kemal’in farkı
Mustafa Kemal’in çağdaşlarından farkı da buradadır. Aynı tarihlerde genç bir subay olan Mustafa Kemal (Atatürk), Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik Şubesi’ni açarken (1909) köhneleşmiş çürük idareyi yıkmak; vatanı kurtarmak için milleti hâkim kılmak gerektiğine işaret ederken biattan yana değil cumhuriyetten yana tavır almıştır. Daha öğrencilik yıllarından başlayarak Cumhuriyet sözcüğünü halk/millet egemenliğine dayanan ve demokrasiyi de içeren bir kavram olarak benimsemiştir. Kazım Özalp’ın aktardığına göre Sofya Ataşemiliterliğine gitmeden önceki günlerde “Bu hanedandan ülkeye hayır yoktur. Diktatörlük ulusları mutlu ve gönençli kılmaz. Devletin esasını cumhuriyet ilkelerine göre hazırlamak gerekir” diyerek cumhuriyetçi duruşunu bir kez daha ortaya koymuştur. 22 Mayıs 1919’da, Sadrazamlık makamına gönderdiği raporda, Millet yekvücut olup, hâkimiyet esasını, Türklük duygusunu hedef ittihaz etmiştir derken de milliyetçiliğin zorunlu sonucu olarak cumhuriyetçiliğe vurgu yapmıştır. Cumhuriyetçiliği, gerçek milliyetçiliğin ve gerçek halkçılığın hukuki ifadesi olarak görmüştür.
Bağımsızlık mücadelesi sırasında kimi devrim adımlarını güvendiği kişilerle paylaşan Mustafa Kemal Paşa yeni Türkiye’nin siyasal rejiminin cumhuriyet olacağının ilk işaretini Erzurum’da vermiştir. Mahmut Esat (Bozkurt) 1934 yılında Atatürk tarafından görevlendirildiği İnkılap Derslerinde okutmak üzere cumhuriyet sözünün ilk önce nerede, ne biçimde ve kimler arasında söylediğini Mustafa Kemal Paşa’ya sormuştur. Paşa, günü gününe bütün olayları not ettiğine dikkati çekerek yanıtı Mazhar Müfit (Kansu) Bey’den almasını isteyince Mahmut Esat şu mektubu kaleme almıştır: Erzurum Kongresi’nde aşırı millet egemenliği pek açıktır. Cumhuriyete kadar yol veren bir millet egemenliği. Fakat o sırada Şef ne düşünüyordu. Bu konuda açık bilginiz var mıdır? Vermek lütfunda bulunacağınız karşılık tarihe yardımcı olacaktır” Mazhar Müfit Bey ise Mustafa Kemal Paşa’dan izin aldıktan sonra 20 Temmuz 1919’da Erzurum’da hükümetin cumhuriyet olacağını öğrendiğini açıklamıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu konuda ikinci paylaşımı 1921 yılı Mayıs ayında Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin Milli Mücadele’ye katılmak üzere İnebolu’ya gelişinde yaşanmıştır. Mahmut Esat, Mustafa Kemal Paşa ile arasında geçen konuşmayı 1934 yılında İnkılap Enstitüsü’nde verdiği derste şöyle aktarmıştır: Harekâtı milliye sırasında şef bir gün beni çağırdı. İstasyonda mütevazı odasında oturuyordu. “Zonguldak’a Ömer Faruk gelmiş haberin var mı,” diye sordu. Hayır! cevabını verdim. “Buraya gelsin mi?” dedi. Siz nasıl isterseniz öyle olur. Ben casus olmasından korkarım, dedim. İşte, o zaman bana bu hanedanı mevzuu bahsederek: “Bir daha bu milletin başına gelemeyeceklerdir. Çünkü cumhuriyet olacaktır, demiştir”.

Cumhuriyet düşüncesi
Kurtuluş Savaşı sırasında kamuoyu yaratmak üzere Sivas’ta çıkarılan gazeteye İrade-i Milliye (1919), Ankara’da çıkarılan gazeteye Hâkimiyet-i Milliye (1920) isimlerinin verilmesi de rastlantı değil, millet egemenliğine olan inancının yansıması, cumhuriyet düşüncesine bağlılığının ifadesidir. Bu ifade hukuki yansımasını 1921 Anayasası’nda (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) bulmuştur. Türk ordusu İnönü önlerinde Yunan, Kütahya önlerinde, Ethem güçlerinin eşzamanlı saldırısını püskürtüp zaferini yeni anayasa ile taçlandırırken TBMM de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek Türkiye’de halk cumhuriyetinin kurulduğunu ilan etmiştir. Böylece sultanların hak ve yetkileri Türk milletine geçmiş, milletin geleceğini oyuncak edinen saray dönemi son bulmuş, Türk halkı efendilik tacını takmıştır. Türk milletinin temsilcisi olan TBMM, bu tacı kimseyle paylaşmayacağına olan kararlılığını 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırarak ortaya koymuştur. Saltanatın kaldırılması ile yaratılmaya çalışılan Devlet başkanlığı sorunu Lozan görüşmelerinin kesildiği o günlerde netleştirilememiş, çözüm önerisi antlaşmanın imzalanmasından sonra yine Mustafa Kemal Paşa’dan gelmiştir. Hasan Rıza Soyak’ın belirttiğine göre, 1923 yılı Temmuz sonunda Adalet Bakanı Seyit Bey’e gönderdiği anayasa değişikliği taslağı ile devlet başkanına cumhurreisi sanı verilmesini ve cumhurreisinin TBMM’nin kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilmesini öngörmüştür. Taslak büyük olasılıkla seçimlerin yenilenmesi sürecine denk geldiği için ele alınamamış, ancak Mustafa Kemal Paşa Cumhuriyet düşüncesini 22 Eylül 1923’te Neue Freie Presse gazetesi muhabiri J. Hans Lazar’a verdiği demeçte şu cümlelerle ifade etmiştir: Yeni Türkiye Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ilk maddelerini size tekrar edeceğim: ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İcra kudreti, kanun yapma salahiyeti, milletin yegâne hakiki temsilcisi olan Meclis’te tecelli etmiş ve toplanmıştır.’ Bu iki maddeyi bir kelime ile özetlemek mümkündür: ‘Cumhuriyet’.

Ankara başkent olacak
Mustafa Kemal Paşa aynı demecinde Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin payitahtıdır vurgusunu yaparak da iki tartışmalı konuya, hem dünya hem de Türk kamuoyu önünde bir kez daha açıklık getirmiştir. (Ankara bu konuşmadan 21 gün sonra 13 Ekim’de başkent olacaktır)
Anadolu’da Yeni Gün gazetesi de daha 8 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanını Cumhuriyet İdaremiz Açıklanacak, Yakında İlan Olunacaktır başlığı ile duyurmuş, yeni projenin yasama ve yürütme yetkilerini yine mecliste bıraktığına işaret ederek millet hâkimiyeti vurgusunu yinelemiştir. Yunus Nadi Bey de aynı gün kaleme aldığı Esastan Tekâmül/Olgunlaşma isimli başmakalesinde Kanun-u Esasi ile Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu egemenliğin kullanılışı açısında analiz etmiştir. Bu çerçevede; ilkini yaratan koşulların ülke dışından geldiğine, ikincisinin milletin vicdanından ve ihtiyacından doğduğuna işaret eden Yunus Nadi, bu nedenle ilkinde egemen olan unsurun hükümdar ve hükümet ikincisinde egemen unsurun ise millet olduğunu vurgulayarak cumhuriyetin millet hâkimiyetinin zorunlu sonucu olduğuna işaret etmiştir. Yunus Nadi aynı makalede 1921 Anayasası’nın eksik olduğuna da dikkati çekmiştir ki Mustafa Kemal Paşa da aynı kanıdadır. Zira, 22 Eylül 1923 tarihli demecinde; Yeni Türkiye’nin yenilenmesi bitmedi. Anayasa son biçimini almadı. Değişen koşullara göre anayasada ve yasalarda bazı değişiklikler yapılacak derken kullandığı bir cümle son derece önemlidir. Türkiye bugün mevcudiyet ıtıbarıyla neyse, çok kısa süre içinde şeklen de o olacaktır.

Devletin hükümet şekli Cumhuriyettir
Bu cümle iki gerçeğin ifadesidir.
• Türkiye devleti mevcudiyet itibarıyla zaten cumhuriyettir
• Türkiye Cumhuriyeti en kısa sürede anayasal nitelik kazanacaktır.
Diğer bir değişle Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili gerçeğin geriye yalnızca açıklanması kalmıştır. 29 Ekim 1923 günü TBMM’nin 1921 Anayasası’na Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir hükmünü eklemesi ile gerçekleştirilen bu değişikliğin; bazı maddelerin açıklama yolu ile değiştirilmesi olarak nitelendirilmesi de bilinçli bir tercihtir. Böylece, yapılan işlemin yalnızca açıklama olduğu bir kez daha vurgulanmış, Türk Cumhurluğu resmen kurulmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ülküdaşlarının Cumhuriyet yönetimini millet egemenliğinin en gelişmiş şekli olarak görmeleridir ki Türkiye Devleti’nin siyasal rejim yönünden gerçek adını almasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamıştır.
Türk milleti, vasiye gereksinimi olmadığı için Cumhuriyeti ilan etmiştir. Zira Cumhuriyet reşitim(!) diyen milletlerin idaresidir. Cumhuriyet aynı zamanda demokrasinin belli başlı şartlarından biridir. Cumhurluğu/ Cumhuriyetçiliği kabul etmemiş demokrasilerin egemenlik yanları eksiktir. Çünkü Cumhuriyet, Türk milletini onurlu ve saygın bir mevkie ve refaha kavuşturacak, kişisel ve baskıcı rejimin önünü tıkayacak tek yönetim biçimi olarak değerlendirilmiştir. Cumhuriyet, Türk halkının geçirdiği büyük mücadelelerin sonunda elde ettiği ulusal kazançların en üstünü ve en kıymetlisi, milli egemenlik idealinin en iyi ve en emin surette temsilini sağlayan devlet şekli olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle anayasa, cumhuriyet şeklinin TBMM tarafından bile değiştirilmesi hakkını tanımamış ve hatta bunun teklifini ve tartışma olanağını da ortadan kaldırmıştır. Cumhuriyete karşı olmak, Cumhuriyetçilik ilkesini yok saymak da millet egemenliğine karşı olmak ve milleti yok saymakla eşgörülmüştür.  

Doç. Dr. Şaduman Halıcı

Yazarın Son Yazıları

Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025