Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor. Her ölüm çoğu zaman bir trafik vakası ya da iş kazası olarak kayıtlara geçiyor; geride ise adalet bekleyen aileler kalıyor.
7 Kasım 2022'de Ankara'da Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olan ağabeyim Samet Özgül, trafikte ışık ihlali yapan aracı uyardığı için üç kişi tarafından sıkıştırılıp boğazından bıçaklanarak öldürüldü. Sanıklardan Mustafa Demirci ve Bülent Açıkgöz sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç bulunmasına karşın beraat etti. Baş fail Halil İbrahim Demirci'nin müebbet cezası ise “pişmanlık indirimi” ile 25 yıla düşürüldü. Dosya 2024'ten bu yana Yargıtay'da; aile olarak hâlâ adalet bekliyoruz.
9 Aralık 2023'te Karabük'te hem okuyan hem çalışan motokurye Tevfik Arayıcı, alkollü sürücünün çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Sanık Serhat Furkan Y'ye “bilinçli taksirle öldürme”den 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi ancak aynı kararla, tutuklulukta geçirdiği süre gerekçe gösterilerek tahliyesine de hükmedildi. Ehliyetine yalnızca iki yıl el kondu. Cezanın varlığı, adalet duygusunu tesis etmeye yetmedi.
23 Kasım 2025'te Denizli'de 25 yaşındaki motokurye Muratcan Pekeroğlu, S.S. adlı bir doktorun kullandığı otomobilin ani manevrası sonucu yaşamını yitirdi. İlk duruşma görüldükten sonra eylüle ertelendi. Sanık tutuksuz yargılanıyor. Aile adalet talep ediyor; dava hâlâ sürüyor.
Üç şehir, üç ölüm ve üç ayrı dosya... Ancak ailelerin sorusu aynı: Adalet neden yerini bulmuyor?
MÜNFERİT DEĞİL, YAPISAL
Kurye Hakları Derneği verilerine göre 2022'de en az 58, 2023'te 68, 2024'te 63, 2025'te ise 44 motokurye çalışırken yaşamını yitirdi. Son dört yılda en az 233 kişi. Bu rakamları derleyen herhangi bir resmi devlet kurumu yok; verileri sabırla tutan yalnızca gönüllülerden oluşan bir dernek.
Bu ölümlerin ardında sistematik bir baskı var. Platform uygulamaları teslimat süresine göre hız puanı veriyor; puan düşünce sipariş, sipariş düşünce gelir azalıyor. Uzun çalışma saatleri, yetersiz ekipman ve “esnaf kurye” modeliyle işçi statüsünden çıkarılma bu tabloyu tamamlıyor. Kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, sendikal hak... Hepsi fiilen ortadan kalkıyor. Cezasızlık ise tüm bunların üstünü örtüyor: İndirimler sıradanlaşıyor, hapis kararları tahliyeyle noktalanıyor.
Mayıs 2025'te kuryelik nihayet “tehlikeli işkolu” kapsamına alındı. Ancak kurye örgütleri bunu yetersiz buluyor; Meclis’e taşınan teklifle “çok tehlikeli” statüsü ve algoritmik hız baskısının yasaklanması talep ediliyor. Bu talepler hâlâ karşılık bulmuş değildir.
Samet Özgül, Tevfik Arayıcı ve Muratcan Pekeroğlu davaları bize aynı şeyi gösteriyor: Türkiye’de motokuryeler yalnızca çalışırken değil, öldükten sonra da adalet mücadelesi veriyor. Cezalar caydırıcı olmadığında, sorumlular korunabildiğinde ve devlet koruyucu adım atmadığında geriye şu acı gerçek kalıyor: İnsanlar ölürken faillerin yanına kâr kalıyor...
BERNA ÖZGÜL
CHP ÖNCEKİ DÖNEM CHP PM ÜYESİ