Bu köşe, hakkı yenenin sesini duyurmak için var. Ben sömürüye karşı direnenin sesini iletmek için yazıyorum. Öyleyse Ankara’da dokuz gün devam eden madenci direnişi, madencilerin taleplerinin kabulüyle sonuçlansa da yaşananları halkımıza anlatmam gerekiyor.
Baretini yere vura vura isyan eden açlık grevindeki maden işçisi diyor ki:
“İnsanların kanını emiyorlar kanını. Patron bu kadar mı büyük devletten? Enerji Bakanlığı’ndan, Çalışma Bakanlığı’ndan büyük mü?”
Bu soru, yaşanan sorunun bam telidir; karşı karşıya olduğumuz yıkımın gerçekte ne olduğunu bu soruya verilecek yanıt belirler.
Emekçi kanıyla beslenen vampir sermaye sahiplerinin çıkarlarının korunduğu neoliberal dönemde “büyük olan” yani belirleyici olan paradır; adeta kutsallık atfedilen, önüne geleni ezen, yok eden, hükmeden güç paradır.
Toplumdaki denge öylesine bozulmuştur ki sermaye kimdeyse ona dokunulmazlık zırhı geçirilirken emeği ile yaşam mücadelesi veren işçi ezilerek köleleştirilmek istenir.
Azgın kapitalizmin sonucu olarak plütokrasi yani varsıl erki gelişir. Yönetme erkinin zenginlerce kullanılmasına dayanan bu oligarşik sistem, emeğin sermaye ile savaşında taraftır; sermayenin sesidir!
İŞÇİ DEĞİL, KAN EMİCİLER UTANACAK!
Ankara Kurtuluş Parkı’nda direnen maden işçilerinden bir diğeri, cebinden eşinin günler önce verdiği pazar listesini çıkarıp gerçeği iktidarın suratına çarptı:
“Para olmadığı için ben bunu alamadım. Bu ülkenin bir ayıbı. Üç tane çocuğum var benim. Bu kadar mı zor bu? Ayıp değil mi? Çocuklarımın rızkını almak istiyorum burada. Ben utanıyorum!”
Notta ne yazıyor?
1 kilo domates, 1 kilo salatalık, 3-4 kilo patates, 4-5 tane limon, 1 demet maydanoz, 1 kilo soğan...

Sen utanmayacaksın emekçi kardeşim! İşçileri bunları bile alamayacak hale getirenler, onları çalıştırıp maaşlarını ödemeyen kan emiciler utanacak!
Emeğinin hakkını almak için, ekmek için direnen açlık grevindeki işçilere biber gazı sıkıp şiddet uygulayanlar, kaburgalarını kıranlar utanacak!
Emeğiyle geçinmek için çabalayanlar açlıkla savaşırken, çatlayana kadar yiyenler utanacak!
Ama diyeceksiniz ki utansalar bu işkenceleri yaparlar mı?
Doğrudur; utanma duygusundan yoksun arsızlığın sonucudur bu zulüm!
Sermaye gücünü kullanarak iktidarla siyasi bağ kuranların tiksinti verici umarsızlığının sonucudur bu eziyet!
SİYASET VE TİCARET İLİŞKİLERİ
Doruk Madencilik’te çalışan Madencilere aylarca maaş ödemeyen Yıldızlar SSS Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ali Vahit Atıcı kim diye merak ederseniz...
Geçmişte Bayburt AKP Gençlik Kolları ve Merkez il ve ilçe yönetimlerinde görev almış, AKP Genel Merkezi’nde Ekonomi Başkanlığı ve AR-GE Başkanlığı’nda danışmanlık yapmış, AKP Milletvekili Mustafa Savaş’ın danışmanı olmuş, bir dönem TÜGVA Bayburt İl Temsilcisi olarak çalışmış, 2023’te AKP’den milletvekili adayı olmuş, eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın Maliye Bakanı olduğu dönemde danışmanlık görevinde bulunmuş. Ayrıca İletişim Başkanlığı’nda “Kurumlararası İletişim Koordinatörü” olarak görev yaptığı ve 2023’te milletvekili adayı olmadan önce istifa ettiği bilgisi var.
Görülüyor ki tüm bu işleri siyasi bağlantılarla elde edip oradan ticarete sıçramış. Siyaset ve ticaret ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğinin sadece bir örneği!
Bu tablo, bizi yazımın başlığındaki soruya götürüyor. Para, iktidarın patronu olursa, siyaset-ticaret-tarikat ilişkileri ağ gibi ülkeyi sararsa, kamuya ait olması gereken madenler özelleştirilirse kan emici vampirler her köşeyi tutar.
Ama susmak yok, sinmek yok! 103 yıl önce halkın omuzlarında kurulan bu Cumhuriyet, EMEĞİN CUMHURİYETİ olana kadar direnmeye, haykırmaya devam edeceğiz!