Tuzun kokuştuğu zamanlarda ayakta kalmak
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Tuzun kokuştuğu zamanlarda ayakta kalmak

10.09.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

İnsan gibi yaşayabilmek, bir adım ötesi, yaşayabilmek, ayakta kalabilmek yolunda ittifaklar, eylem birlikleri oluşturabilmenin gerekleri ortada. İnsanlık tarihinin geçmişi, insan gibi yaşanabilinmiş, nefes alınabilmiş, tüm canlılar, doğa değerlerinin korunabildiği süreçler ile, tersine yok edilişlerinin, yaşamın dibe vurulduğu, akıl almaz boyutlarda ağır kayıpların yaşatıldığı dönemlerin örneklerinin bütününden oluşmuyor mu? 

Çok eskilere gitmenin de gereği olmayabilir. Yaşadığımız topraklar üzerindeki, Cumhuriyetin en zorlu koşullardaki zorlu kazanımları, alınan yollardan sonra, Ülkemizde yaşanmış en olumsuz koşullar, gerçeklerle yüz yüze kaldığımıza bakarak, ayakta kalabilmenin yolları üzerinden çözümlerde buluşabilmek gerek. Tuzun kokuştuğu zamanların, sorunların batağında, susarak, sinerek nefes alınamayacağına göre... Korkunun ecele çözüm üretmediğini, insanca yaşama koşullarından, her geçen gün biraz daha batağa çekiliyor olarak tanıklık ettiğimize göre de susarak sıranın bize gelmeyeceğini umarak yaşayabilmenin de bir yolu, çıkışı yok. 

Bireysel her birimizin deneyim kazanabilmesine dönük, 2002’lerden günümüze ne kadar çok uzun bir zaman dilimi geçti değil mi? Ülkemiz tarihinde bir tek sivil iktidar cephesi süreci içinde yaşanmış en uzun kayıpların sürecine nokta konulamıyor. Kuşkusuz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Tek adam rejiminin haksızlık, hukuksuzlukları olarak da açıklanabilecek bir sonuca varmak da çözüm üretmeye yetmiyor. İttifak değişikliklerinin iç dinamikleri, Başta 15 Temmuz’un sonuçlarının katkıları üzerinde de durmak kaçınılmaz. 

***

Cumhuriyetin, kuruluş değerlerini, başlangıç yıllarındaki büyük başarılarının kökenlerini atlamadan, hangi süreçler içinde anlamlı geriye gidişlerin kayıtlarını da doğru tutarak yürürsek. Kimilerimizin doğrudan tanıklık edebildikleri üç kuşağın yaşanmışlıklarından bile çok anlamlı dersler çıkarabiliriz. “Direne direne kazanacağız.” sloganını anımsadınız mı? Gerçeğinde ülkemizde birden çok zaman dilimleri içinde, birden çok hak arama kitlesel eylemlerinde de çok kullanılmıştı. Kimilerinde elbette güçlü örgütlenmiş işçi sınıfı, sendikaların ağırlığı başarıda etkin rol oynamıştı. Kimilerinde toplumsal örgütlülüklerin tümünün ittifakları, birleşik hak arama eylemlerinden güç alınmıştı. 

Her dönem için geçerli, güçlü, bilinçli aydınlanmacıların, örgütleriyle birlikte katkılarının payları hafife alınamaz. Başarılı sonuçlar alınmış, sonuçta kalıcı uzun süreli başarılardan çok, en sıkışılmış, darboğaz yaşanmış süreçlerde, dönemin dinamikleri içindeki ittifaklarla yapılmış hak arama direnişlerinin hepsi için geçerli olmak üzere, kalıcı olmasa bile uzun soluklu nefes almaya yarayan kazanımların geldiği gerçekliğini atlamaya hakkımız yok. 

Demem o ki günümüzün katlanılamaz, dayanılamaz çok büyük çoğunluğumuzun yaşamını karabasana çevirmiş gerçekliklerle yüz yüzeyiz. Sadece insanların değil tüm canlılarımız, doğamız, ekonomimiz, tarımımız, sanayimiz için katlanılmaz kayıplar, yağma, vurgun düzenine karşı, toplumsal ittifak içinde, güçlü direnişler, ittifakların üretilmesinde, kayıplarımızın derinliğine bakıldığında çok geç bile kalındı. Kimilerimiz her yeni travmatik gerçeklikle yüzleşdikçe, sarsılıp moral bozukluğuna düşebiliyor. 

Neyse ki, korkunun ecele yararı olmadığını gören, hak arama savaşımında öne çıkan aydınlanmacılarımız, araştırmacı gazetecilerimizin dirençli işbirlikleri, katkıları da yükseliyor. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

Yazarın Son Yazıları

AB’de demokrasi, Türkiye’de otoriterleşme rüzgârları

Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya’dan gelmişti.

Devamını Oku
14.04.2026
Şafak sökerken...

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır.

Devamını Oku
11.04.2026
Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026
Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026
Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026