Şeytana pabucunu ters giydirme oyunlarında, acımasızlık ile kalitesizlik yarışlarında sınır tanımamakla, bu saatten sonra kazanabileceklerini sanıyorlarsa sonuçta en çok kendi sonlarına doğru yürümekte olduklarını hâlâ göremiyor olabilirler mi? Kirlilikte dibe vurma halleri, olsa olsa çıkış yolu bulamamanın paniği, öfkesinin eseri olabilir.
Dün sabahın en erken ön haberleri içinde, iki yıldır içeride, İBB başkanı, aynı zamanda rekor yüksek oylama ile cumhurbaşkanı adayı gösterilmiş Ekrem İmamoğlu’nun, Kartal’da yapılacak yargılama için sabahın alacakaranlığında yola çıkarıldığını duymuştuk. Bir saati geçmiş bir zaman diliminden sonra gerekçesi açıklanmadan geri çevrilmiş olduğu, uzaktan ifadesinin alınacağının bilgisi verildi. Bu ne biçim, ne zavallı bir intikam alma duygusu?
Haber noktaları değiştikçe hemen ardından gelen bir diğer haberin içinde Özgür Özel’in Trabzon Havaalanı’na inişinin kalabalığının görüntüleri geldi. Trabzonlular hemşerileri İmamaoğlu’nu desteklediklerini yansıtan sloganları ile Özel’i karşıladılar. Özel, yörenin ilçelerinde seçimlerle bağlantılı bir tura çıkmıştı. Coşkulu destekleri, İmamoğlu’na sahip çıkmaları üzerinden seçmenlerine teşekkür edip duruyordu. Kısacık, sıcak buluşma ile bağlılık, kararlılık üzerinden nasıl böyle coşkulu bir kalabalık oluşturulmuştu?
Haber akışında dakikalar geçmeden, İmamoğlu’nun nasıl yollarda bekletilip geri döndürüldüğünün sorgulaması geliverdi. Güncel gelişmeler üzerinden, yakın günlerin etkinliklerinin bilgileri de ulaştıkça toplumsal duyarlılıklar, gelişmelerin bundan sonrasının öngörüleri üzerinden, kirli siyasetçiler ile hakların aranması savaşçılarının yolları ayrıldıkça ayrılıyor. Uzun yıllardır vurgun yemişler artık sokaklara dökülmüş hak aramanın peşindeler. Vurguncular sokağa çıkmak hak götüre, oynanan kirli oyunların sahipliğini üstlenmemek yarışındalar..
***
Sakın yanlış anlaşılmasın, kirli çıkar ittifaklarını koruyabilme adına yapmaktan kaçınabilecekleri haksızlık hukuksuzluklarda hâlâ hiç ama hiç akıllarını başlarına devşiremediler. Ancak en acil güncel olarak ülkemizde yaşananlara ilişkin 2002’li yıllardan bugünlere gelinen yollardaki siyasal çatışmacılıkların tuzakları üzerinden yaşanmışlıkları şöyle bir anmsamaya kalkıştığımızda...
Bu ülkenin yaşayanlarının tümü üzerinden yüzde seksenlerin çok üzerindekiler için hep ağır yaşamsal kayıpların geçerli olduğunun artık ayrımına varmış olarak; sıradan seçmen, vatandaşlar üzerinden yapılacak çok işimiz var. Sokaklara, meydanlara çıkabilen kalabalıklara bir bakar mısınız? Hepsi, “Yetti de, bitti de...” diyenler değil mi? Kirli siyaset oyunlarını sahneye koyanlar, paylaşanlardan ortalığa çıkıp da meydanlara bu işleri hâlâ yapmayı sürdürdüklerini söyleyebilenler çıkıyor mu?
En atak, sahneden hiç çekilmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son birkaç gündür CHP içinde yaşananlara ilişkin habersiz, hiçbir payı, katkısı olmadığı havasını veriyor olarak; “Kendi içlerinde hesaplaşıyorlar, bizi hiç ilgilendirmez, karışamayız” anlamında cümleler kurmuyor mu? Siz ne düşünüyorsunuz? “Mutlak butlan” ittifakı kimlerin eseri? Bu ülkenin üç kuşağının yaşanmışlıkları, toplumsal olayları üzerinden tanıklıklarla bir küçük ukalalık yapmak isterim. Haklar savaşımı, sokaklara çıkabilenler, açık yüreklilikle haklarını arayabilenlerin katkıları ile ancak güçlenir, sonuç alınır, kazanılır.