Sorumlu sinema...
79’uncu Cannes Film Festivali’nde ödül alan filmler kadar yönetmenlerin hoşgörü, empati, dayanışma ve barış vurgusu taşıyan mesajları da öne çıktı.
Sancılı dünyada kendi göbeğine bakmak...
Pedro Almodóvar, yeni filmi “Autofiction” ile Cannes Film Festivali’nde bir kez daha Altın Palmiye adayları arasında yer aldı. Ancak film, güçlü yönlerine rağmen yönetmenin kendi dünyasının dışına taşmakta zorlanıyor.
Direniş, özgürlük ve demokrasi dersleri!
Cannes Film Festivali’nde Doğu Avrupa sineması öne çıktı. Cristian Mungiu’nun “Fiyort”u ile Laszlo Nemes’in “Moulin”i festivalin en dikkat çeken yapımları arasında gösterildi.
Bireysel tercihler toplumsal gerçekler
Cannes’da ilk günlerin en çok konuşulan filmi Pawel Pawlikowski’nin “Fatherland”i oldu. Ryusuke Hamaguchi’nin hümanist ve politik anlatısı övgü toplarken, Farhadi’nin yeni filmi düş kırıklığı yarattı.
'Sinema ve politika iç içedir...'
Cannes Film Festivali’nin ana jüri üyeleri, ilk basın toplantısında sanat ve politika ilişkisine dair dikkat çeken açıklamalar yaptı. Jüri Başkanı Park Chan-wook, “Politik düşünceler sanatsal bir dille ifade edildikleri oranda değer kazanır” dedi.
79. Cannes Film Festivali’nden notlar
Cannes’da bu yıl resmi seçkilerde Türk sineması yer almıyor. Ancak festival; açılış filmi, kırmızı halı gösterisi ve ülkelerin sinema pazarındaki görünürlük yarışı ile öne çıkıyor.
79. Cannes Film Festivali başlıyor: Geniş, çok renkli ve kaygılı...
Cannes Film Festivali bu akşam Pierre Salvadori’nin yarışma dışı gösterilecek “La Vénus électrique” filmiyle açılıyor. Festival seçkilerinde bu yıl Fransız sinemasının ağırlığı dikkat çekerken, küresel krizlerin ve savaşların izleri de filmlere yansıyor.
Hoş bir sosyal güldürü: Yan Yana
İstanbul’da bulunduğum kısa süre içine denk gelince Haluk Bilginer’in Feyyaz Yiğit’le birlikte başrolde olduğu, Mert Baykal imzalı “Yan Yana”yı, çarşamba günü Marmara Forum’da yapılan basın gösteriminde izleme şansını yakaladım.
82. Venedik Festivali son buluyor
Bu akşam verilecek ödüllere ciddi bir aday daha katıldı: Macar sinemasının usta adı İldikó Enyedi (1955), Altın Kamera ve Altın Ayı sahibi yönetmen, “Sessiz Dost’’ ile Altın Aslan’ı alabilecek güçte olağanüstü bir film gerçekleştirdi. Gingko ağacının gözünden insan ve doğa ilişkisini şiirsel bir dille anlatan film, yarışın seyrini değiştirecek nitelikte.
İnsanlık suçu ve derin anlamsızlık...
Kaouther Ben Hania’nın Gazze’deki gerçek olaylardan esinlenen filmi “Hind Rajab’ın Sesi”, Venedik Film Festivali’nde izleyiciyi derinden etkiledi. Beş buçuk yaşındaki Hind Rajab’ın kayıtlardaki sesi savaşın acı gerçeklerini ve insanlık suçlarını sorgulatan çarpıcı bir anlatım sunuyor.
Diktatörlüğün dikey ve yatay eksenleri
Venedik Film Festivali’ndeki gösteriler, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı abluka karşıtı protestolar ve dünya siyasetini konu alan filmlerle dikkat çekiyor. Binlerce kişinin katıldığı gösterilerin yanı sıra, Ken Loach, Guillermo del Toro ve Jim Jarmush gibi isimler de barış çağrısında bulundu.
Gerçek Frankenstein’lar aramızdayken!..
Çok beklenen bazı filmlerin düş kırıklığı yarattığını sık sık gördük...
Vietnam’dan Gazze’ye insanlık suçları...
Bir yanda kırmızı halı saplantısı... Öte yanda, için için kaynayan ve artık geri dönüşü zor bir patlama noktasına yaklaşan dünyamızın acı gerçekleri... Ve insanlık suçu işleyen güçlü devletlerin büyük yalanları...
Lanthimos büyük ödülü kazanmaya aday...
Yorgos Lanthimos, Emma Stone ve Jesse Plemons’un güçlü performanslarıyla, insanın zaaflarını ve günümüzün tehlikelerini kara mizahla işlediği “Bugonia” ile sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. Film, hem hümanist hem mizantrop bir bakış açısını ustaca harmanlıyor.
Dönemlerin sanatla buluştuğu yer...
82’nci Venedik Film Festivali, Paolo Sorrentino’nun “La Grazia” filmiyle açılıyor. Festivalde tema yapay zekâ, ön açılışta Yann Arthus-Bertrand ve Erich von Stroheim filmleri gösteriliyor; Kim Novak ve Werner Herzog onur ödüllerini alacak.
Mostra’nın gizemli istikrarı...
82. Venedik Film Festivali, usta yönetmenlerden genç isimlere uzanan zengin seçkisiyle sinema dünyasının nabzını tutmaya hazırlanıyor. Belgesel sinemanın yükselişi dikkat çekerken, bu yıl Türk sineması ana yarışma ve yan bölümlerde yer bulamadı. Tek teselli, iki filmde Türk yapımcı imzasının bulunması.
78. Cannes Film Festivali ardından...
Cannes Film Festivali, dünyanın her yerinden gelen 4 bin dolayında gazetecinin izlediği küresel bir etkinlik olması nedeniyle, farklı türden eylemler için de devasa bir yankı bulma hücresi oluşturur.
78. Cannes Film Festivali son buldu
Ödüllerin göreceliği (dolayısıyla anlamsızlığı) jürilerin öznelliğinden kaynaklansa da kimi sanatçılar kendilerini koşullardan bağımsız bir şekilde empoze ediverirler. Jafar Panahi, işte bu kumaştan dokunmuş has bir yaratıcı.
78. Cannes Film Festivali bu gece son bulacak
Dardenne kardeşler “Genç Anneler” ile yine gerçekçi ve içten bir anlatı sunarken, Bi Gan’ın “Resurrection”ı çarpıcı görselliğiyle öne çıkıyor. Genç ve kadın yönetmenlerin damga vurduğu seçkide ödül yarışı kızışıyor.
Cannes Film Festivali'nden notlar
Yarın akşam verilecek “Altın Palmiye”ye en yakın adayların başında yer alan Jafar Panahi, kendinden emin sakin duruşu, sorumluluklarını yüklenen tutarlı ve cesur sözleriyle de alkışlanıyor.
Özgürlük, demokrasi ve iktidar hırsı
Yakın tarihin sayfalarını açan, toplumsal ve siyasi konulara farklı yaklaşımlarla eğilen filmler bu yıl da ciddi bir ağırlık oluşturmakta.
Panahi filminden notlar ve sanal gerçeklik üzerine sinema
Jafar Panahi, tutuklanıp yedi ay hapis yattıktan, film çekme ve ülke dışına çıkma yasaklarıyla karşılaştıktan sonra ilk kez festivalde...
78. Cannes Film Festivali'nden notlar
Bir film, anlattığı konu ve türü ne olursa olsun, izleyicisinde heyecan uyandırabildiği, beklenmedik tatlar bıraktığı, farklı dünyaların kapılarını açtığı oranda önemli ve başarılı değil midir? Ana seçkide yarışan filmlerden ikisi bu bağlamda hemen öne çıkıverdi.
78. Cannes Film Festivali’nden notlar:
Her gün, her yerde tanık olduğumuz acılı gerçekler, sorumsuzca beslenen ayrıştırıcı politikalar, insanlık suçu oluşturan her tür baskı, kolayca körüklenen şiddet, sıcak savaşlar, siyasi ve ekonomik iktidar kavgaları, tükenmek bilmeyen kin ve düşmanlıklar...
Adalet, polis ve devlet terörü...
Tom Cruise’un çılgın gövde gösterisinin bile tümüyle gölgeleyemediği politik sinema örnekleri, Cannes gündemindeki ağırlığını daha ilk günlerde pekiştirmiş durumda...
78. Cannes Film Festivali bu akşam başlıyor...
Afiş, ilk kez çift. Claude Lelouch’un (1937) 1966’da Altın Palmiye alan filmi “Un homme et une femme”da, Anouk Aimée ile Jean-Louis Trintignant’ın unutulmaz kucaklaşmasına, etraflarında dönerek iki ters açıdan bakan kameranın kaydettiği mutluluğun, birbirini tamamlayan çift yüzü.