Cumhuriyet Kitap ve yazın bilinci... Onur Bilge Kula'nın yazısı...
Yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilir. Yazın eleştirisi, yazınsal yorum, çözümleme ve kitap tanıtım yazıları yayımlayan Cumhuriyet Kitap, yazınsal beğeni ve bilince ilişkin kavram örgüsü oluşturmaya ve kullanımda olanları belirginleştirmeye katkı yapmaktadır. Türkçenin yazın dili olarak gelişmesine ortam hazırlayarak, Atatürk’ün en önemli emaneti olan Dil Devrimi’ne sahip çıkmaktadır. Yazınla uğraşanlara düşen görev, buna destek olmaktır.
Hellas özgürdür artık! Onur Bilge Kula'nın yazısı...
Her koşul altında özgürlükleri savunan, Doğu’ya ve Asya’ya açılmanın insanlığı ve sanatı yetkinleştireceğini düşünen Hugo’nun özellikle ’Oryantaller’i, evrenselci yaklaşımının tersine filhelenist, dolayısıyla da Türk karşıtı imgelerle doludur.
Yazıncı özgürdür!
“Victor Hugo, Goethe denli olmasa da önemli filhelenist yazıncılardan biridir. Bu yazıncının ‘Oryantaller’ için yazdığı önsöz yazınsal bakımdan çok değerlidir. Almancadan Türkçeye çevirdiğim bu önsöz, çevirinin çevirisi olarak yazınsal çeviri sorununa örnek olarak da irdelenebilir. Bu önsözün bir başka önemi, yazarın Doğu’ya bakışındaki insancıllığı ve toleransı yansıtmasıdır.”
Niçin Doğu’ya açılmalı?
Bazı yazın eleştirmenlerinin çağdaş bilgi birikiminin çok gerisinde kaldıklarını duyumsatan Hugo, Doğu’nun eleştirel düşünce birikiminden ve fantezisinden de yararlanarak, nitelikli yazınsal yapıtlar üretmek için, yerleşik estetik anlayışın ötesine geçmeyi gerekli görür.
‘Faust II‘, Filhelenizm ve Türk imgesi (15.12.2020)
İngiliz şair Byron’un ölümü üzerine, Faust II’yi yazmaya başlayan Goethe, Temmuz 1831’de sonuçlandırdığında, güncesine ‘Asıl işimi bitirdim!’ notunu düşer. Yapıtı mühürler ve ölümünden sonra yayımlanmasını ister. Faust’ta ‘Türk’e yapılan dolaylı göndermeler, ‘Faust II‘nin ‘Helena’ adlı bölümünde yer alan Euphorion figüründe görülebilir.
Goethe'nin yaşam yapıtı ‘Faust'!
‘Bir yazınsal izlek, bir tarihsel-toplumsal görüngüyü nasıl kalıcılaştırabilir?’ sorusunu, Goethe’nin, ‘Faust’ ile yanıtladığı söylenebilir. Bu soru, Goethe’nin yazınsallaştırdığı Faust izleğinde açıklanabilir. ‘Faust’, Türk-Yunan gerilimlerinin tarihi bakımından alımlanabilir. Türkiye, Goethe için ‘uzaklık’ demektir; sürekli aynı ve benzer olayların diyesi, savaşların yinelendiği yer demektir; tekdüzelik, değişmeme demektir.