10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi''ni ilk onaylayanlardan biri olan Türkiye'de, mevcut insan hakları ölçütlerinin yükseltilmesinde herkese önemli sorumluluklar düştüğünü bildirdi.

10 Aralık 2009 Perşembe, 10:05
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir mesaj yayaınladı. Gül, mesajında bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilişinin 61. yılınının kutlandığını belirterek, "Birleşmiş Milletler Örgütü'nün çağrısıyla çeşitliliğin kucaklanması ve ayrımcılığa son verilmesi hedefine vurgu yapan sözkonusu mühim yıldönümü, tüm dünya milletlerine insan haklarının tartışılmaz önemini ve vazgeçilmezliğini bir kez daha hatırlatmaktadır" dedi. Uluslararası insan hakları sözleşmelerinin her türlü ayrımcılığı yasaklamasına rağmen, hiçbir ülkenin bu konudaki sicilinin mükemmel olmadığını ifade eden Gül, günümüzde çok sayıda insanın, çeşitli nedenlerle ayrımcılığa maruz kaldığını, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük gibi hastalıkların tekrar nüksetme eğilimi gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, ayrımcılıkla mücadele için öncelikle demokratik, şeffaf, sorumluluk bilincine sahip, hesap veren, hukukun üstünlüğü ilkesine gönülden bağlı olan, katılımcı ve çoğulcu yönetimlerin gerekli olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Bireylerin ihtiyaç ve taleplerine duyarlı davranılması, ayrımcılığın önlenmesinde ve ortadan kaldırılmasında temel öneme sahiptir. Bu hedef istikametinde, yönetimlerin yanısıra, medyaya ve sivil toplum kuruluşlarına da önemli görevler düştüğü muhakkaktır. Medya ve sivil toplum kuruluşları ayrımcılıkla mücadeleye yönelik girişim ve gayretlerin hayata geçirilmesinde yönetimlerin vazgeçilmez ortakları olarak benimsenmelidir. Türkiye'de, kökenleri, inançları veya fikirleri ne olursa olsun tüm vatandaşlarımız milletimizin eşit ve saygın fertleridir. Millet hayatının her türlü tecellisinin ortaklarıdırlar. Modern Türkiye Cumhuriyeti bu yaklaşımı şiar edinmiştir. Zaten, çağdaş devlet anlayışında etnik, dini veya mezhep temelli hiçbir ayrıma yer yoktur. Tüm vatandaşlarımız, memleketimizin her köşesinde, bu ülkenin tüm nimetlerinden faydalanabilmektedirler. Bireysel farklılıklarımız zenginliğimiz; ortak kimliğimiz ise gücümüzdür. Aynı şekilde, ülkemizde vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeme ve eşitliğin insan haklarına anlam kazandıran en temel unsurlardan biri olduğu anlayışı, başta Anayasamız olmak üzere, milli mevzuatımızda açıkça benimsenmiştir. Milletimizin doğal hasletleri arasında yer alan hoşgörü ve çeşitliliğe saygının, siyasi ve toplumsal kültürümüzün vazgeçilmez boyutu haline getirilmesi, insan hakları alanındaki ilerici ve iyileştirici düzenlemelerin devam ettirilmesiyle mümkün olabilecektir. Devletimiz ve milletimiz bu amaca ulaşmada gerekli iradeye sahiptir.Uluslararası camianın insan onurunun dokunulmazlığı ilkesini benimseyen üyelerinden biri sıfatıyla, büyük değer verdiğimiz bu anlamlı yıldönümü vesilesiyle tüm vatandaşlarımızın ve dünya milletlerinin İnsan Hakları Günü'nü en kalbi duygularımla tebrik ediyor, huzurlu ve müreffeh yarınlar diliyorum."

 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, demokrasinin vazgeçilmez parçası olan insan haklarının, en temel evrensel değerlerin başında geldiğini vurguladı. İnsan hak ve özgürlüklerine gösterilen saygının toplumların gelişmişlik düzeyini ortaya koyan önemli göstergelerden olduğunu dile getiren Günay, şunları kaydetti:

''Ortak dileğimiz, ırk, renk, dil, din ve cinsiyet ayrımı yapılmadan herkesin tüm hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanması, tüm dünyada insan haklarının korunması ve geliştirilmesi yönünde toplumsal bilincin arttırılmasıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni ilk onaylayanlardan biri olan ve tarihi boyunca farklı kültürlere, farklı dinlere kucak açarak dünyada barış kültürüne önemli katkılarda bulunan ülkemizde, mevcut insan hakları ölçütlerinin yükseltilmesinde hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu düşüncelerle, farklılıklara saygı, diyalog, hoşgörü ve kardeşlik anlayışının temel alındığı yaklaşımların ülkemizde ve tüm dünyada egemen olmasını diliyor, İnsan Hakları Günü'nü kutluyorum.''

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu

BM Genel Kurulu tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabul edilişinin 61. yıl dönümünün kutlandığını ifade eden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, tüm milletlerin ortak iradesiyle, insanlık onuruna yakışan hak ve özgürlüklerin ismen sayıldığı bu ilk temel belgenin kabul edilmesinin üzerinden yarım asrı aşkın süre geçtiğine işaret etti. İnsan haklarının korunup geliştirilmesi amacıyla BM'nin birleştirici çatısı altında başlayan bu önemli projenin daha ileriye taşınması sürecinin uluslararası işbirliği anlayışıyla geliştirilen ortak girişimlerle kesintisiz sürdürüldüğünü kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin de insanlığın bu ortak çabasına ilerici ve yapıcı yaklaşımla katkıda bulunduğunu ifade etti.

"İnsan haklarına özgü evrensel değerler bütününün korunup geliştirilmesinin Türk dış politikasının temel öğelerinden biri olduğunu" belirten Davutoğlu, "Bu amaçla, bir yandan dünyadaki insan hakları çerçevesinin geliştirilmesine katkıda bulunulurken, diğer yandan en üst standartların Türkiye'de yerleştirilmesi bakımından azami gayret sarf edilmekte ve diğer milletlerin benzer girişimlerine destek sağlanmaktadır" dedi. Mesajda, bu anlayışın Türkiye'nin Kasım 2010'da devralacağı ve Mayıs 2011'e kadar sürdüreceği Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığı süresince takip edeceği öncelikleri şekillendirecek belirleyici faktör olacağı kaydedildi.

Türkiye'nin yapıcı çalışmalarını insan hakları alanında tüm ulusları bir araya getiren BM İnsan Hakları Konseyi bünyesinde de görev alarak sürdürmek azmi içinde olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu amaçla, ülkemiz BM İnsan Hakları Konseyi üyeliği için 2013'de yapılacak seçimlerde adaylığını açıklamıştır. BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğinin yürütüldüğü bu dönemde, ihtilaflara bağlı hak ihlallerinin önlenmesine dair girişimlere verilen destek Türkiye'nin insan haklarının korunmasına verdiği önemin teminatı niteliğindedir" dedi.

Davutoğlu, BM'nin bu yıl İnsan Hakları Günü temasını "Çeşitliliğin kucaklanması, ayrımcılığa son verilmesi" olarak tespit ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Irkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadele herkesin insan haklarından tam olarak faydalanmasını sağlamak için bir zorunluluktur. Dünyadaki ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadele gündemine Türkiye, BM Durban Dünya Irkçılıkla Mücadele Gözden Geçirme Konferansı Bürosunda yapmış olduğu uzlaştırıcı müdahalelerle ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyutunda sergilediği aktif tutumla özlü katkıda bulunmayı sürdürmektedir. Eşbaşkanlığı ülkemizce yürütülen Medeniyetler İttifakı girişiminin ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğün engellenmesi çalışmalarına olumlu etkileri uluslararası camia tarafından takdirle karşılanmaktadır."

Yurt içinde insan hakları alanında son yıllarda kaydedilen gelişmelerin temel dinamosu niteliğinde bulunan, bakanlar düzeyindeki Reform İzleme Grubu'nun bu alandaki iyileştirici faaliyetlerin en üst kurumsal ifadelerinden biri olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu grubun ayrımcılıkla mücadele konusunda başlattığı Bakanlıklararası Çalışma Grubunun, dünyada en çok tartışılan insan hakları sorunlarına Türkiye'nin kendi vatandaşlarının haklarının geliştirilmesi amacıyla hassasiyetle eğilmekte olduğunun bir başka göstergesi olduğunu belirtti. Davutoğlu mesajında, "Herkes için eşitliğin uygulamada gerçek olduğu günlere ulaşılması özlemiyle, ulusumuzun ve tüm insanlığın Dünya İnsan Hakları Gününü kutluyorum" ifadesini kullandı.

 

DSP Genel Başkanı Masum Türker

DSP Genel Başkanı Masum Türker, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle mesaj yayımladı. Bireylerin kişisel hak ve özgürlüklerini tanımlayan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin, herkesin yasalar önünde eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramayacağını vurgulayarak, temel insan haklarına evrensel boyut kazandırdığını ifade eden Türker, Türkiye'nin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni kabul eden ilk ülkelerden biri olmasına karşın AKP iktidarında her alanda olduğu gibi, insan hakları konusunda da bir geriye gidiş yaşandığını kaydetti. İnsan hakları ihlalleri konusunda yaşananların AKP iktidarının baskıcı tutumu yüzünden kamuoyu gündeminde hak ettiği şekilde yer almadığına dikkat çeken Türker, "Yargıda yaşananlar, basının içinde bulunduğu durum, insan haklarına yönelik ihlallerden bazılarıdır. Kuruluş felsefesinin temeline insanı alan DSP, insan hakları ihlallerine bir an önce son verilmesinden yanadır" dedi.

Türker, DSP'nin, iktidarda olduğu 57. Hükümet döneminde yaptığı Anayasa ve yasa değişiklikleri ile Türkiye'de evrensel insan haklarını egemen kılma konusundaki çabalarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu anımsatarak partilerinin demokrasiye işlerlik kazandırmayı öncelikli görevi saydığını ve bu bağlamda herkesin hakça bir düzende, özgürce, barış içinde yaşamasını hedeflediğini bildirdi. Türker, açıklamasına şöyle devam etti: "Anayasamızda, Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilemez nitelikleri arasında yer alan ve 'hukukun üstünlüğü' ilkesiyle korunan 'insan haklarına saygı' Türkiye'nin demokratik gelişiminin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ülkemizin öncelikli hedefleri arasında yer almalı, insan hakları konusundaki eksiklik ve aksaklıklar giderilmelidir. Vatandaşlarımıza, insan haklarına saygı çerçevesinde daha yüksek standartlarda bir yaşam sağlanmalıdır. Gücünü daima haktan ve halktan alan DSP, ülke içindeki hukuk tanımazlığa, hak ihlallerine karşı yürüttüğü insan hakları ve hukukun üstünlüğü savaşını kararlılıkla sürdürecek, iktidara geldiğinde insan hakları konusunda başlattığı atılımları tamamlayacaktır. Barış ve huzurun ülkemize ve tüm dünyaya egemen olmasına diliyor vatandaşlarımızın ve tüm insanlığın Dünya İnsan Hakları Günü'nü kutluyoruz."

 

SHP Genel Başkan Yardımcısı Berat Sancar Yücel

SHP Genel Başkan Yardımcısı Berat Sancar Yücel, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından 1949'da kabul edildiğini anımsattı. Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve öteki bağlı uluslararası sözleşmelerde üstlendiği yükümlülükleri bugüne kadar yerine getirmediğini ileri süren Yücel, şunları kaydetti: ''Türkiye, insan hakları konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkum edilen bir ülke olmaktan çıkarılmalıdır. İnsan Hakları Beyannamesi'nin tarafımızdan kabulünün 60. yılında 60. Türkiye hükümeti tarafında da insan hakları konusunda eşit, özgür ve adil bir düzen kurulamamıştır. SHP olarak adalete, akla ve vicdana dayalı bir yönetimde, insan haklarının ihlal edilmediği, herkesin hak ve özgürlüklerden eşit olarak yararlandığı bir ülke vaat ediyoruz.''
 

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ve 1-17 Aralık Mevlana Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajında şunları kaydetti: ''Dünyanın ve insanlığın her zamankinden daha fazla barışa, huzura, sevgiye ve hoşgörüye ihtiyaç duyduğu bu günlerde, 'insan yaratılmışların en şereflisidir' düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan, sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolü olan Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin anlayışına ihtiyaç zaruridir. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ile 1-17 Aralık Mevlana Haftası ülkemize, coğrafyamıza ve dünyaya barış ve huzur getirmesi, emperyal ülkelerin başta İslam coğrafyasında yaptıkları soykırım ve mezalimin son bulmasına vesile olması, ülkemize ve dünyamıza mutlak barış, huzur ve sevgi getirmesi dileğiyle, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nü ve 1-17 Aralık Mevlana Haftası'nı kutluyorum.''
 

İHD Ankara Şubesi Başkanı Gökçe Otlu

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Başkanı Gökçe Otlu, Yüksel Caddesi'nde yaptığı basın açıklamasında, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin yıl dönümü olduğunu söyledi. ''İnsan haklarıyla insandır'' diyen Otlu, ''Bu slogan ile hakları ve özgürlükleri için mücadele etmenin insan olmanın bir gereği olduğunu hatırlatıyor ve tüm insanlara haklarına sahip çıkmaları çağrısında bulunuyoruz'' dedi. Baskıcı yönetim uygulamalarına bağlı olarak halen milyonlarca insanın ciddi insan hakları sorunları yaşadığını savunan Otlu, ''İfade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı, öngörülen cezalar ve baskılar nedeni ile kullanılamaz durumdadır'' diye konuştu.