15 Temmuz oyun yarışmasına tepki

Kocaeli Şehir Tiyatroları'nın '15 Temmuz Milli İrade Destanı' konulu yazarlık yarışması düzenlemesi tartışma yarattı.

10 Mayıs 2017 Çarşamba, 14:22
Abone Ol google-news

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (KBBŞT) ‘15 Temmuz Milli İrade Destanı’ konulu bir oyun yazarlığı yarışması düzenliyor. Şehir Tiyatroları sahnesinde sahnelenecek bir eser seçilmesi üzere düzenlenen yarışmada, birinciye 20 bin TL, ikinciye 15 bin TL, üçüncüye 10 bin TL, mansiyon almaya hak kazanan eserler içinse 5’er bin TL para ödülü verilecek. 28 Nisan’da başvuru süreci tamamlanan yarışmanın sonuçları henüz kimlerden oluştuğu açıklanmayan seçici kurulun değerlendirmesinin ardından 3 Temmuz’da açıklanacak, 11 Temmuz’da ise ödül töreni yapılacak. Yarışmanın amacı ise “15 Temmuz darbe girişimi benzeri bir felaketle tekrar karşılaşmamak için, gelecek nesillerimizin tiyatro sanatı üzerinden bilinçlendirilmesi”.

Ancak tiyatro sevdalısı sanatçıların binbir emekle kurduğu KBBŞT’de ‘15 Temmuz Milli İrade Destanı’ konulu bir yazarlık yarışması düzenleniyor olması, eleştirileri de beraberinde getirdi. Tiyatro çevrelerinde KBBŞT sahnesinde siyasetin sanatın önüne geçtiği ve projenin ‘ısmarlama’ olabileceği yönünde eleştiriler yapılıyor.

Görev yüklemesi

Tiyatronun Genel Sanat Yönetmenliği görevini, TRT’deki “Diriliş Ertuğrul” dizisinden sonra yine aynı kanaldaki “Lise Devriye si” adlı dizinin kadrosuna katılan Mehmet Çevik sürdürüyor. Çevik, ayrıca, eylül- nisan ayları arasında yine 15 Temmuz konulu bir tek kişilik ‘halkla söyleşiler’ projesi için de Türkiye’yi dolaşmıştı. Eleştiriler üzerine görüşüne başvurduğumuz Çevik, gazetemize yarışmanın ‘ısmarlama’ olduğu eleştirilerinin “daha çok bir önyargıya benzediği” yorumunu yaptı ve ekledi: “Toplumsal olayların biz sanatçılara görevler yüklemesi bir ısmarlamaysa, evet proje ısmarlama.”

“Tiyatroya siyaset karıştırmak ne demek bilmiyorum. Böyle bir gündem ya da endişem yok” diyen Çevik, yarışmanın düzenlenmesi fikrinin nasıl oluştuğuna dair sorumuza ise şu yanıtı verdi: “15 Temmuz vahşi bir darbe ve işgal girişimiydi. Cumhuriyetimize saldırdılar. Dünya tarihinde ilk kez bir parlamento bombalandı. Vurulmayı, yaralanmayı, öldürülmeyi göze alan sivil insanların muhteşem direnişiyle, insanlığın demokratik dünya idealine bir zafer armağan edildi. Bir sanat kurumu ve sanatçı olarak eşi benzeri olmayan bu olayın bir tiyatro eseriyle zaman sınırlarını aşmasını, ölümsüzleşmesini istiyoruz. Siyasiler ister mi? Ben olsam isterim. Bu olaya şahit olmuş kim istemez ki...” Öte yandan yarışmanın jürisinin “Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakülteleri, Devlet Konservatuvarları, Devlet Tiyatroları ve KBB Şehir Tiyatroları öğretim üyeleri, oyuncuları ve dramaturgları”ndan oluştuğu bilgisi paylaşılsa da jüride kimlerin yer aldığı açıklanmıyor. Çevik ise “yarışma süresince herhangi bir etki oluşmaması için” isimlerin ilan edilmediğini söylüyor.

YüCEL ERTEN: ISMARLAMA KOKUYOR

“Bir kere yurt çapında medyada duyurulmamış olması, konukomşu arasında altın günü izlenimi veriyor. Adı felaket saçma. Oyun yazma yarışması mı, destan yazma yarışması mı belli değil. Zaten konu belirlemesi de, hamaset tellallığına ve müsamereye çağrı yapmakta. Yarışmaya eserler gel miş, ama jürinin kimlerden oluşacağı önceden belirtilmemiş. İnşallah ve maşallah seçkin bir jüri olacakmış. Hayali jüri üyelerinin nitelikleri arasında kullanılan ‘KBB Şehir Tiyatroları öğretim üyeleri’ ibaresi ise gaf üstüne gaf. Tepeden tırnağa amatörce bir girişim görünümü veriyor. Ortada ciddiye alınacak bir şey olmadığı için de biraz ısmarlama kokuyor.”

ORHAN ALKAYA: HENüZ ‘KAPALI’ BİR SüREÇ

“Konulu oyun yazma yarışmalarını itici bulurum. Modernitenin köktendevrimci dönemlerinde rast geldiğimiz, kamu (:devlet) yararına sanat üretimi fikrini yansıtır. Söz konusu yarışmada fevkalâde yadırgadığım yan, Seçici Kurul’un belirlenmemiş olması. 15 Temmuz, pek çok yanıyla değerlendirilmeye açık ve henüz ‘kapalı’ bir süreç. Toplumda, darbe ve vesayet karşıtı bir kültürün yaygınlaşmasını istemek, bence saygıdeğer bir tutumdur. Gene de, aday yazarların, pek çok ayrıntısına vakıf olmadıkları bir süreci nasıl değerlendirecekleri, benim için bir beklenti konusudur.”