'17 Aralık'ta hükümetin devleti nasıl soyduğuna tanık olduk'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "17 Aralık'ta hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Bir tarihe bakın bir şimdiye bakın" diye konuştu.

22 Nisan 2014 Salı, 13:42
Abone Ol google-news

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı, Yalova seçiminin iptal edilmesine değinerek şöyle dedi:
"Cumhuriyet tarihinin en şaibeli seçimlerinden birisi gerçekleşti. Seçimin güvenli olmasının yolu yargı denetiminde olmasıdır. Ama bu seçimler yargı denetimde değil, hükümetin denetiminde ve gözetiminde gerçekleşti. O nedenle her yurttaş haklı olarak kaygı duyuyor.  Bunların hepsini biliyorum ama ben Yalovalılara güveniyorum. Onlar gereğini yapacak."

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Mayıs'ı Kenan Evren ve arkadaşlarının yasakladığını, Taksim Meydanı'nın özel bir önemi olduğunu belirterek, "Bırakın insanlar nerede istiyorlarsa bayramlarını kutlasınlar. Kimsenin burnu kanamaz. Kimsenin kavga etme gibi bir niyeti de yok zaten" çağrısında bulundu.

1 Mayıs'a işaret eden Kılıçdaroğlu özetle şöyle dedi:
"1 Mayıs bütün dünyada çalışanların ortak bayramı olarak kutlanır. Meydanlara çıkılır, gösteriler yapılır, şiirler okunur. Bir bayram havası içinde meydanlar süslenir.
1 Mayıs'ın bizim için ayrı bir önemi var. 1 Mayıs 1977'de 34 yurttaşımız Taksim'de hayatını kaybetti. Bir otelin üst katlarından Sular İdaresinin çatısından yüzbinlerin üzerine kurşunlar atıldı, ezilenler oldu ve 34 yurttaşımız hayatını kaybetti. Taksim'in bu açıdan özel bir önemi var. 1 Mayıs'ın o açıdan özel bir önemi var. Taksim'de kutlamak istiyorlar, izin verilmedi.

"KENAN EVREN VE ARKADAŞLARI 1 MAYIS'I YASAKLADILAR"

Biraz geriye gittiğimiz zaman Kenan Evren ve arkadaşları 1 Mayıs'ı yasakladılar. Ne demek 1 Mayıs, işçini bayramı mı olur dediler ve yasakladılar. Taksim Meydanı'nı da yasakladılar ama bu ülkenin insanları direndi, biz Taksim'e gideceğiz 1 Mayıs'ı orada kutlayacağız dediler. O meydanın bizim için özel bir anlamı var dediler. Sonra yıllar geçti. 1 Mayıs yeniden bayram kabul edildi, 22 Nisan 2009'da. Ve Taksim'de insanlar 1 Mayıs'ı özgürce kutladılar, 2010'da.

"BIRAKIN İNSANLAR NEREDE İSTİYORLARSA BAYRAMLARINI KUTLASINLAR"

Şimdi yeniden yasak gelmeye başladı, neden? 'Olaylar çıkacak', olaylar niye çıksın? 2010'da olaylar çıkmadı yine olaylar çıkmaz. İnsanın kendi tarihini sahip çıkması kadar doğal ne olabilir. 34 kişi orada hayatını kaybetti. Bugüne kadar 34 kişinin katilleri yakalanmadı, hep üstü örtüldü, bu anılmayacakta ne anılacaktır bu ülkede? O nedenle bizim çağrımız, bırakın insanlar nerede istiyorlarsa bayramlarını kutlasınlar. Kimsenin burnu kanamaz. Kimsenin kavga etme gibi bir niyeti de yok zaten. Ama siz baskı uygularsanız, kavga çıkar bunun faturası topluma, halka, insanlara çıkar. Herkesi bu konuda dikkatli olmaya davet ediyoruz."

CHP lideri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına işaret ederek şöyle dedi:
"Yarın 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Ulusal egemenliğin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Saltana karşı içeride verilen mücadele, bağımsızlık ve özgürlüğe karşı dışarıya verilen mücadele. Ve mücadelenin ana ekseni milletin egemenliği. Bunun için mücadele yapıldı. Güç halktan anıldı, halkla beraber mücadele edildi.

 


Kılıçdaroğlu: Rıza Sarraf'ın heykelinin önünde yatan bir Güler heykeli olmalı - VİDEO

"HER KURUŞU NASIL HORTUMLARIM DİYEN BİR YÖNETİME BAKIN"

Ulusal Egemenlik Bayramı bu hafta. 17 Aralık'ta biliyorsunuz bir olay oldu. 17 Aralık 2013 bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Bir tarihe bakın, arka odasına bakın, bir şimdiye bakın. Her kuruşun hesabını halkına veren yönetime bakın, her kuruşu nasıl hortumlarım diyen bir yönetime bakın. Geldiğimiz nokta iç açıcı değil. Bakın o dönemde de yolsuzluklar olmuştur ama asla hiç kimse affetmemiştir ne Mustafa Kemal Atatürk ne de İsmet İnönü. Yolsuzluğa bulaşanları Yüce Divan'a göndermiştir. Her kuruşun hesabını vermiştir. Onlar bu ülkenin her kuruşunun hesabını verdiler. Onlar mütevazı yaşadılar. Onlar kendilerini halka adadılar. Onlar dünyalık yapalım diye mücadele etmediler. Onların mirası üzerine kurulup devleti soyanlar bugün karşımızda.

"BİR YABANCININ 4 BAKANI NASIL SATIN ALDIĞINI GÖRDÜK"

17 Aralık sürecinden sonra bir gerçeği gördük. Soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük. Rüşvetin nasıl çalıştığını gördük. Diyor ki, 17 Aralık'ta bize darbe yapıldı, ne darbesi kardeşim, ne darbesi.
17 Aralık'ta eğer oğluna telefon edip 'paraları sıfırla' diyorsa oturup bu ülkenin bütün yurttaşlarının düşünmesi lazım. Bir tarihe bakmaları lazım, bir de şimdiye bakmaları lazım, onlar mı namusluydu, bunlar mı namuslu?

"DEVLETİN SOYULDUĞUNU ERDOĞAN'A SÖYLÜYORLAR, 8 AY SONRA 17 ARALIK OLUYOR"

Şunu kimse söylemesin, efendim Erdoğan'ın haberi yoktu bundan. Kimse bunu söylemesin. Bunu söyleyenin önüne 3 sayfalık MİT raporunu koyarız. Nisan 2013. Devletin soyulduğunu Erdoğan'a söylüyorlar. 8 ay sonra 17 Aralık oluyor.

"SORUŞTURMA KOMİSYONLARI KURULACAK, NEYİN YALAN NEYİN GERÇEK OLDUĞU BİRAZ DAHA NET BELGELERLE ORTAYA ÇIKACAK"

Ben bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Önce bunu vicdanlarımızda sorgulayacağız, tarihimizde sorgulayacağız, inançlarımızla sorgulayacağız. Çünkü bu hafta bu soruşturmayla ilgili görüşmeler başlayacak. Hep diyorlardı ya şimdi soruşturma komisyonları kurulacak, neyin yalan neyin gerçek olduğu biraz daha net belgelerle ortaya çıkacak. Şimdi şöyle bir şey yapıyorlar. Bir havuz medyası var. Havuz medyasının temel özelliği iktidar yandaşlığı yapmaktır, yolsuzlukların üstünü kapatmaktır.

"RIZA SARRAF'IN HEYKELİNİN OLMASI LAZIM"

Bu medya Rıza Sarraf'ı televizyonlara ve kendi gazetelerine çıkartmaya başladı. Neymiş Rıza Sarraf 'çok hayırsever bir işadamıymış'. Neymiş Rıza Sarraf, Türkiye'nin cari açığının yüzde 15'ini tek başına kapatan adammış. Samimi söylüyorum Rıza Sarraf'ın heykelini dikmek lazım. Zafer Çağlayan anıtı var biliyorsunuz Meclis kavşağında, 700 milyarlık kol saatini alan Zafer Çağlayan anıtı dikildi. Onun yanına bir de Rıza Sarraf'ın heykelinin olması lazım. Ama bir heykel yetmez. İkinci heykelin İçişleri Bakanlığının önünde olması lazım. Rıza Sarraf orada duracak, önünde yatan bir İçişleri Bakanı. Diyordu ya Rıza Sarraf'a sana bir şey olmaz. Gerekirse ben önünde yatarım diye, öyle bir heykel olabilir. Bir heykeli de Maliye Bakanlığının önünde dikmek lazım. Mademki cari açığın yüzde 15'ini tek başına kapatıyor böyle mükemmel bir adamı nerede bulacaksınız, Maliye Bakanlığının önüne heykelini dikeceksiniz ama birilerinin cebine para sıkıştırırken.Üçüncü heykeli Başbakanlığın önüne dikeceksiniz. Sarraf'ın elinde bir çikolata kutusu Başbakan'a giderken, bana yeni bakanları verebilir misin diye böyle bir ses de olacak. Şimdi parlatıyorlar, Rıza Sarraf şöyledir, Rıza Sarraf böyledir.Rıza Sarraf'ın aile fotoğrafında da önemli bir yeri var. Son balkon konuşmasında devleti soyanlar vardı, aile de vardı orada, Rıza Sarraf eksikti, heykelinin arkasına da o fotoğrafı iliştirsinler, neyin ne olduğunu bu millet unutmasın diye?

"ZATEN YENİ RÜŞVETİN ADI CARİ AÇIĞI KAPATMA"

Cari açığı kapattı diyor. Bence bakanların cari açığını kapatmıştır. Zaten yeni rüşvetin adı cari açığı kapatma. Bir bakan telefon açacak cari açığımı kapatır mısın diye, tabi diyecek, çikolata kutusu içinde 500, 500 gönderiyorum, cari açığını kapatacağım, böyle olacak herhalde.
700 milyar liralık kol saatini hediye etti, vergisini mi ödedi acaba?

"EN AĞRIMA GİDEN O"

Rüşvetin adı cari açık olmuş. Bu tabloda benim üzüldüğüm bir şey var. Çıkarıyorsunuz Rıza Sarraf'ı arkasında fon olarak Türk Bayrağı kullanılıyor. En ağrıma giden o. Bir sahtekarın arkasına Türk Bayrağı konularak fon olarak kullanılarak onu meşru göstermek asla mümkün olmamalı. Bunun hesabını soracağız. Havuz medyasından bunun hesabını soracağız. "